Karşımdaki genç çocuğa bakıyordum. Mavi gözleri büyük ihtimalle uykusuzluktan bu hale gelmişti. Derin bir nefes alarak göz yaşlarını sildi. Önündeki kahveden bir yudum aldığında gülümsedim.
"Do you feel beter? (Daha iyi hissediyor musun?)" Kafasını sallarken hafifçe eğildi.
"I'm sorry miss zeynep. I guess I'm not the architect you want. (Üzgünüm Zeynep hanım sanırım istediğiniz mimar ben değilim)"
Yüzümdeki gülümse hatırladıklarım ile büyümüştü. Onun yaşlarında zorlandığım anlar olduğunda akıl hocamın verdiği bir tavsiyeydi. Bunu şu an karşımdakine söylesem bile anlamayacaktı.
Daha fazla konuşmasını istemediğim için ayağa kalkarak arka masadaki Çağrı'nın yanına adımladım. Elimdeki projeyi Çağrı'ya uzatarak gülümsedim.
"Biz gidelim geri kalanını sevgilisi ile halletsinler yoruldum."
Çağrı elimi tutarak evimize doğru ilerlediğinde adımlarımı onun adımlarına uydurarak takip ettim.
**
Aynadan benim ve Hazal'ın büyüyen karnına bakıyordum. Cidden ikimizin de doğuma birkaç günü kaldığı belli oluyordu. Ellerim karnımda gezinirken minik kızımın tekmesi ile gülümsedim.
Hazal sanki o anı hissetmiş gibi aynadan gözlerimin içine bakarak gülümsediğinde benim yüzümdeki gülümsemeyi solduran sancı baş gösterdi.
'Hadi ama şimdi değil'
Tekrar giren sancı ile gözlerim önce karnıma sonra Hazal'a döndü. Panik içindeydim, çünkü hamileliğim hep rahat geçmişti. Hazal yüzümü gördüğü anda anlamıştı.
"Çağrı'yı arıyorum"
Kafamı sallarken yavaşça koltuğa yürümeye çalıştım. Çok zordu, bacaklarım titriyordu, karnımda sanki bir şey sürekli beni kesiyordu.
Kısa bir süre sonra gelen Çağrı ile birden kendimi hastanede ve yatakta bulmuştum. Cidden bu kadar acı normal miydi?
**
Kızımın ağlayan sesi ile odağım çektiğim acıdan ziyade kanlı küçük vücuda yönelmişti. İnanılmaz saçları var. Gözlerim benden habersiz yaşları akıtmaya başlarken yorgun bedenimin üstünde küçük kızımın sıcaklığı yayıldı.
'Bu his her şeyden daha iyi hissettiriyor Zeynep'
Her şeyi başarabilirmiş gibi hissettiren yavrumun varlığı birkaç saniye sonra uzaklaştığında gözlerim yorgunluktan kapandı.
Fısıltılarla gözlerimi açtığımda odaya giren önlüklü hemşireye gülümsedim. Yanıma kanlarından arınmış bebeğim gelmişti. Küçük ellerine uzattığım parmağı yakaladığında gülümsedi. Bazı gülümsemeler benden bir ömür almıştı ama bu gülümseme beni bir ömür yaşatırdı.
Kızımın elindeki diğer parmağın sahibine yorgun bir gülümseme verdiğimde dağınık saçları ve dudağındaki piercing ile bana gülen Çağrı'ydı.
En az benim kadar yorgun ve şaşkındı. Kızımızın varlığı bizi iki avele çevirmişti. Kapı yeniden açıldığında içeri giren annemin duygulu feryadı bebeğimin ağlamaya başlamasını sağlamıştı.
Annem kızımın sesi ile küçük cam beşiğe döndüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı, aynı gülümsemenin bende olduğuna da emindim.
Küçük kızımı kucağına aldığında vücudum sanki yay gibi gerilmişti. Annem bunu anlamış gibi bana yaklaşarak bebeği kucağıma yerleştirdi. Minicikti, oyuncak bebekten daha minikti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Tesadüfler
FanficHayatın tesadüflerle birbirine bağladığı iki genç kalp, aşkın gerçekliğini birbirlerinde tadabilirler mi?
