"Kandırmak istemem kendi kendimi, ama sisli yüreğimde hep bir kaygı var."
•
Enfektif olmayan kolit, dispepsi teşhisli reçeteyi kaşeleyip imzaladı; anti-spazmotiğin sabah akşam, PPİ'yı sabah aç karnına alınması gerektiğini kısaca belirttikten sonra, geçmiş olsun diledi.
Bankoyu henüz geçmiş, bilgisayarın başına gelmişti ki, tekrar kendisine seslenildi. Az önce yanından ayrıldığı hastanın yakını, elindeki kağıdı göstererek antibiyotik yazılıp yazılmadığını sormuştu. Efe kaşlarını çattı, hayır dedi, lüzum görmedim.
Duyduğu karşısında adam memnuniyetsiz bir homurtu çıkardı. Neyse ki sonrasında fazla diretmeden uzaklaştı.
Efe kıyıda köşede okuduğu, ondan bundan duyduğu, doğruluğunu sorgulamadığı bilgilere inanan insanlarla uğraşmaya alışkındı. O yüzden az önce kullandığı gibi hazır, kalıp cevapları vardı. Antibiyotiğin gereksiz kullanımı mikroorganizmalarda dirence neden olduğunu, ilacın efikasitesinin gelecek nesillere ulaşmasını engellediğini de anlatabilirdi. Mesleğe yeni başladığı zamanlarda anlattığı da çok olmuştu. Ama kişinin anlattıkları karşı tarafın algılamak istedikleriyle sınırlı olduğundan hiçbir zaman eforu kadar sonuç alamamıştı. Bu yüzden de eforunu daha yararlı yerler için saklamayı seçerdi. Mümkün olduğu kadar dinlenip sıradaki hasta için dikkatini toplamak gibi.
Saatlerdir ilk kez sırtını sandalyeye yasladı ve kahvesini yudumladı. Neredeyse öğürdü. Bulaşık suyu gibiydi tadı.
"Kısa çöpü çekene şimdiden üzüldüm." dedi Murat, bankonun üzerinde tahlil sonucu incelerken, bakmadan girişi işaret etmişti. Elinde bandrolü, sedyeye yerleşen zayıfça genci gösteriyordu. "Canına yandığımın acaba bu sefer neresi ağrıyor?"
"Sırtı diyorum." Hemşirelerden diğeri iddiayı artırır gibi "Bence beli." dedi. "Kapıdan girerken eli belindeydi ve aksadı."
"Yok anasının nikahı.." diye karşı çıktı Murat. "Al pacino mu lan herif metot oyunculuğu yapsın?"
Etki alanı dört insanı kapsayacak kısık tondaki sohbete Efe de katılarak "Başkasının maşası olacak kadar yarım akıllı o." dedi. "Gözünüzde fazla büyütmeyin."
"Büyütmek değil İlyas hocam." dedi erkek hemşire. "Bunlardan biri geçen ay yeni pratisyene öyle yalvardı öyle sızlandı ki çocuğu yemledi. Çocuk üzgün üzgün yanıma geldi. Abi FTR'den randevu alamaz mıyız, senin sekreter tanıdıkların olur diye."
"Çömezin saflığına gelmiş, siz de eğlenmişsiniz çocukla." deyince Efe hemşire bıyık altından güldü.
"Bunun gibi müptezellere direkt kapı dışarı edeceksin." Diğer hemşire meseleye daha olgun yaklaşıyordu. "Boşa yer kaplayıp ihtiyacı olanların hakkını yiyor insan müsveddeleri."
"Anlaşıldı." dedi Murat, elindeki dosyayı klavyenin üzerine bıraktı. "Demek benim çömezimle eğlenmiş. Gidip rövanşı alayım düşük bütçeli Keyser Söze'den"
Murat'ın malum hastaya yönelmek için hazırlandığını gören Efe onu durdurdu. "Ben ilgilenirim." dedi. Stetoskopunu boynuna attıktan sonra baştan ikinci sıradaki perdenin yanına vardı. Ufak bir plan yeşermişti aklında. Merak ve kaygının toprağında filizlenen planı için ihtiyacı olan samimiyet tavrını takındı. "Şikayet neydi?"
Dost canlısı sesi; gözaltları mordan siyaha dönmeye yüz tutmuş gencin tavana dikili aylak bakışlarının anında buruşmasına neden oldu. "Ah.." diye inledi genç abartıyla. "Hocam belim çok fena. Sanki bir vicdansız omzundan, başka bir vicdansız bacaklarımdan asılıyor da ben arada lastik gibi geriliyorum."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KIZIL KAMELYALAR
General Fiction"Cevher." dedi derinlerde gömülü sesini bulup çıkarması zor olmuştu. İçinde kopan dizginlenemez fırtınalara çaresizce teslim oldu. "Adım Cevher. Adımı söyle." Parmaklar kumral tutamlarını sarmaladı. Ilık dudaklar kulağının üstünde belli belirsiz adı...