GİZLİ GERÇEKLER

636 59 90
                                        

S. 3 Bölüm 1

İTİRAF

Saat gecenin ikisiydi ve hiçbir gece, bu kadar kederli olmamıştı. Öyle bir kederdi ki, gökyüzü gözyaşlarını boşaltıyordu. Hıçkırıkları şimşek şimşek çaklatıyor, haykırışları ise gecenin karasını delip gündüz ediyordu. Kudretli prensesin hazin sonuna tanık olmuşlardı. Kim bilir, belki de tanrıların çıldırmışlığıydı. Dün gibi hatırlıyordular asırlar öncesini ve asla unutulmayacak bu ihaneti. Kimin için uluyordu kurtlar, kuşlar? Beklenen kimdi? Bu kimin soluğuydu, yerin yedi kat altından duyulan? Beklenen de kim? Gelecek biri vardı ama yolu çok uzun ve karmaşıktı. Belliydi ki çok uzaktan geliyordu, belki de her bir parçasını yeniden topluyor ve onarıyordu. Kim aldı senden tüm bunları? Kim seni ezeli mahkûm eden ve seni her derde salan? Yakında çıkacak tırnaklarıyla kazdığı ve çıkmak için çırpındığı ateş gazabından...

***

O gece tıpkı böyle bir geceydi

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

O gece tıpkı böyle bir geceydi. Yağmur, sicim gibi yağıyor, her yeri bulanık göletlere çeviriyordu. Tuğrul, çalışma odasında çaresizce Esin'den gelecek tek bir haberi bekliyordu. Yorgun ve üzgündü. Üç gün boyunca gece gündüz demeden karısını aramıştı. Ya ona bir şey olmuşsa? Hayır, hayır, bunu düşünmek bile onu çıldırtıyordu. Peki ama nerede Esin? Sadece ardı ardına susmayan telefonlar vardı. Tuğrul, koltuğundan kalkıp pencereye doğru yanaştı. Dışarıdaki gürleyen gökyüzüne bakarken, tek düşündüğü şey sevdiği kadının akıbetiydi. Tüm güvenlik birimleri, sivil örgütler ve yüzlerce kişi Esin'i arıyordu. Çalışma odasının kapısı iki kez çaldı. Tuğrul, endişeli bir şekilde haykırdı.

"Gir!"

İçeri giren kişi müfettiş Albert'di. Tuğrul, bakmadan bile gelen kişinin kim olduğunu anlamıştı.

"Bir haber var mı, müfettiş?"

"Maalesef efendim. Bu gecelik aramaları durdurmak zorunda kaldık. Kötü hava şartları bizi çok zorluyor. Birkaç yere yıldırım düştü ve bazı çalışanlar son anda ölümden kurtuldular. Hayatım boyunca böyle bir fırtına görmedim. Yağmur yüzünden balçıklar oluştu ve neredeyse çizmelerimizi yutuyor. Bu gece bir gariplik var efendim. Fırtına biter bitmez yeniden arama çalışmalarına devam edeceğiz."

Tuğrul, dışarıyı izliyor iken müfettişi dinliyordu. Başını çaresizce eğdi ve eliyle gitmesini işaret etti. Müfettiş'in gidişiyle birlikte, bir kadeh içki alıp nemli gözleriyle yudumladı. Her kadeh içkiyle fırtına daha da şiddetleniyor, ağaçların dallarını kırıyordu. Dışarıdaki korkunç hava, onun içsel fırtınasının yansıması gibiydi. İçkinin bittiğini fark etti ve yeniden doldurmak üzere harekete geçecekken, odanın ortasında bir ceset gibi duran karısını gördü. Göz bebekleri büyümüş, şaşkın bir şekilde duruyordu. Elıys'ın saçlarından ve elbisesinden süzülen yağmur suları halının üstüne akıyordu. Benizi solgun, garip bir şekilde duruyordu.

ELIYS (+18)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin