33.BÖLÜM

150 12 1
                                        

"İnsanın içindeki beklentiyi bitirmesi de bir vedadır."

-Sezai Karakoç

🩸🩸🩸

28 Mart 2024

Soluklarım benden bağımsız hızlandıkça, kalbim göğüs kafesime sığmayacağını kanıtlamak ister gibi göğsümü şişiriyordu. Tam şu an Cihangir'e sımsıkı sarılma hayali kurma isteğim ruhumun ne kadar derininden geliyordu? Hani ona kırgındım? Hani uzak tutacaktım içimde filizlenen yeşilleri, kalbimdeki duyguların rüzgarından?

Yağız'ın sesi, beni görüp idrak ettikten sonra çıkmıyordu. Cihangir'se hareket dahi etmeden hala daha bana bakıyordu. Güçlükle bir adım atıp ellerimi kaputa koydum. Birkaç saniyeliğine yine yalnızca yaprakların sesini duyuyorken, planlandığı gibi uzaktan gelen araçların sesleri de yapraklara eşlik etmeye başladı. Olduğumuz noktada zaman durmuş olsa da, Fatih Işık'ın mesajıyla, Esat ve adamları için zaman, su gibi akıyordu ve buraya ulaşmak için çırpınıyorlardı.

Esat, Cihangir Baysal'ın aylardır yurtdışında olduğunu düşündüğü sevgilisinin, bu sevkiyatı durdurmak için döndüğünü sanıyordu. Bu yüzden bir an önce buraya ulaşacak ve Cihangir'le yollarına devam edeceklerdi. En azından o öyle sanıyordu.

Sesler gitgide yükseliyor fakat içimde büyüyen ve bedenimi saran yangının alevleri dışında bir şey hissedilmiyordu. Cihangir'in aynı tepkide bu kadar uzun kalabildiğini daha önce hiç görmemiş olmamın dışında, onun herhangi bir duygusunu bu kadar net gösterebildiğine Yağız'ın bile tanık olduğunu sanmıyordum.

Çemberin tamamen daraldığını anladığımda hızla kendimi toparlayıp Cihangir'in kapısının yanına geçtim. Onun ise yalnızca beni takip eden gözleri hareket ediyordu. Kapıyı açıp beklemeden "İnin!" diyerek ikisini de harekete geçirmek istedim. Fakat belli ki onlar için aylar sonraki ilk karşılaşmamızın şaşkınlığı beklediğim kadar erken sonlanmayacaktı.

Etrafımızı saran arabalar nihayet dikkatlerini çektiğinde Yağız, bir rüyadan uyanmış gibi gözlerini benden alıp ne olduğunu anlamaya çalışırken, Cihangir bendeki bakışlarını asla çekmeden kaşlarını çatıp arabadan inmek için hareketlendi.

Onları hızlandırmak ve planın tam olarak istediğim gibi ilerlemesi adına sakin bir ifadeyle yalnızca ikisinin duyabileceği bir tonda "Ne olursa olsun ateş etmeyin-" Cihangir'e döndüm. "Ve sen sürekli beni engellemeye çalış." dedim. İkisi de söylediğimi anlamlandırmak adına önce bana sonra arabalardan inen adamlara baktıklarında beklediğim ses kulaklarıma ulaştı.

"O-o Hazar hanımefendiler gelmiş, hoş gelmiş."

Esat'ın sesi Cihangir'in bakışlarının ilk kez benden ayrılmasını sağladığında onun bir şey söylemesine fırsat vermeden Esat'a döndüm.

"Yolu aç Esat. Cihangir asla o sevkiyatta olmayacak." dediğimde Esat'tan kuvvetli bir kahkaha yükseldi. Onlarca adam etrafımızı çevrelemişken konuşan yalnızca Esat ve bendik. Emir bekleyen adamlar için düşünüldüğünde normal sayılacak bu durum, Cihangir Baysal'ın birkaç santimetre yanımda olduğunu bilince inanması güç bir olaya dönüşüyordu.

"Yav Hazar hanım tatsızlık çıhmasın. Onca yoli bizi oyalamaya mı geldin? Cihanım sen de bir şey söyle de gözeller gözeli yavuklun evine gidip seni beklesin ha. Geç kalıyik."

Esat'ın sözlerinin üzerine Cihangir bana bakıp bir şey söyleyecek gibi oldu. O sırada etrafı sakince gezen gözlerim aradığı kişiyi buldu. Geriye yalnızca olayı alevlendirmek kaldığında Cihangir'den birkaç adım uzaklaşıp Esat'ın gözlerine baktım.

Beyaz LotusBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin