"Daha başlamadan bu davayı kaybetmiş olmamız, bu uğurda çaba sarf etmeyeceğimiz anlamına gelmez."
-Harper Lee
🩸🩸🩸
28 Mart 2024 (21.18)
Bahçe koltuğuna sırtını yaslamış, yarım saatten fazla bir süredir sessizce boşluğu izliyordu. Bense yanına oturmuş tek kelime etmeden bekliyordum. Yıllardır aradığı cevaplar elindeydi ve muhtemelen ne yapacağını bilmiyordu. Ya da belki her şeyi çoktan planlamıştı. Söz konusu o ve düşünceleri olduğunda afallamak normal sayılırdı. Sabırla beklediğim dakikaların sonu, bana dönmesiyle geldi.
"Neden birbirimizi affedemeyeceğimiz şeyler yaptık?" diye sorduğunda kaşlarım çatıldı. Sorduğu soru büyük bir cesaretle birlikte, büyük bir acı da taşıyordu.
Ona dönmeden yutkunup, bahar havasından içime derince bir nefes soludum. Üzerine makaleler yazılabilecek bir konuydu. Acı bir gülümseme eşliğinde "Omuzlarımızdaki yüklerin sahiplerine sormak lazım." dedim. Bu söylediğimin onu güldürmesini beklemiyordum. Gülüşünün sesini duyduğumda ona döndüm. Gözleri direkt gözlerimdeki yerini aldı. Bakışları hala biraz öfke yüklüydü fakat minnet ibarelerini yakalamam zor olmadı.
"Nereden anladın Esat'ı öl-"
Sorusunu tamamlamasına izin vermeden asıl meseleye gelmek istedim. "Annenle ilgili yapacaklarımızı konuşalım mı?" dediğimde kolunu dizine yaslayarak tamamen bana döndü. Altındaki anlamı çözemediğim uzunca bakışlarının arkasından sessiz sayılabilecek bir tonda "Konuşalım." diye karşılık verdi. Sertçe yutkunup yüzündeki bakışlarımı önüme çevirdim.
"Bana öyle şeyler söyle ki, beş dakika sonra bu evden çıkıp Sadık'ı öldürmeye gitmeyeyim." diye fısıldadığında nefesimi tuttum. Ciddiydi ve hatta hiç olmadığı kadar kararlıydı. Ya plan kurmamıştı ya da benim planımın daha iyi olmasını umuyordu.
"Şu an yanındayım." dediğimde zaten bana dönük olan bedeni ve gözleri hareketsizdi. Söylediğim şeyin anlamını düşünüyordu. İkimizin arasındaki sayısız kapıların hangisini araladığımı kestirmeye çalışıyordu. Sorgulamasını beklemeden konuştum.
"Her şeye rağmen, anneme rağmen, annene kavuşman için yanındayım. O yüzden Cihangir, sen yalnızca benim planıma uyacaksın."
"Haklı olduğun için seni dinleyeceğimi mi sanıyorsun?" diye sorduğunda beni sınıyor gibiydi. Ya da emin olmaya çalışıyordu. Kararlılığımdan vazgeçmeyeceğimi bildiğinden şüphem yoktu.
"Dinlemiyor musun?"
"Dinlemeyeceğim." dediğinde dudağımın kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı.
"Neden hala buradasın o zaman?"
Soruma karşılık bir şey söylemesini beklemeden devam ettim. "Yalan bir cevap arama Cihangir. Ben hep sözümü tuttuğum ve bunu sana her seferinde kanıtladığım için, çekip gitmeme rağmen, sen en çok bana güveniyorsun. Bir saat önceki o nefret dolu adam değilsin. Hatta biraz pişmansın da-" Dudaklarımı ıslatıp kısa bir an duraksadıktan sonra gözlerimi gözlerinden bir saniye olsun ayırmadan konuştum. "Ama ben de aylar önceki Hazar değilim. Her şey değişti."
Adem elması ağır ağır yer değiştirirken solukları yavaşladı fakat duruşundan ödün vermedi. Canının yanmaya başladığını görüyordum, saklamaya da çalışmıyordu ama buzlarını tamamen kıramamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Beyaz Lotus
Novela Juvenil"Davette beni öpmek istediğini söylemiştin." Cesaretimi toplayıp söylediğim şey üzerine gözlerimin içine şaşkınlıkla baktı. "Ben o iddiayı kaybettim." diye mırıldandığında adımlarını da durdurmuştu. "Ben de isteğimi değiştirmiştim ama sen yine de ba...
