34.BÖLÜM

125 9 0
                                        

"Daha az acı çekmemin nedeni acı çekmek için daha az gücümün kalmasından kaynaklanıyor."

-Alexandre Dumas

🩸🩸🩸

Yüzündeki bütün çizgiler silindi. Bakışlarındaki derinlik git gide artıyor, solukları hızlanıyordu. Algılamaya çalışıyordu. Ama görüyordum, aynı anda omuzları sanki yüzlerce kiloluk ağırlıklar yüklenmişti. Cama yasladığı yumruğu gevşeyip yanına düştü. Solukları daha da hızlandı. İnanmaktan ziyade idrak etmekte zorlanıyordu. Saniyeler süren sessizliğinin ardından nihayet sesi çıkmıştı.

"Nerede?"

Canından canı kopuyordu sanki tek kelimelik sorusunda. Dudaklarımı ıslatıp sakin kalmaya çalışarak gözlerine baktım.

"Önce her şeyi konuşalım."

"Hazar! Annem nerede?"

Öyle güçlü bir tonda sormuştu ki yutkunurken zorlanmıştım. Cevap için yalvarır gözlerle bakarken bile burnundan kıl aldırmayacak bir özgüvene sahipti. Israrcı bakışlarına karşılık yalnızca "Sadık'ın elinde." diyebildim.

Kısa bir anlığına kaşları çatıldığında plan yapmaya başladı sanmıştım fakat anında beni yanıltmıştı. Birden bire evden çıkmak için hareketlendiğinde gerginliğimi üzerimden atıp onu durdurmaya çalıştım. Resmen evin içinde birbirimizi kovalıyorduk. Merdivenlere ulaşmasına fırsat vermeden koluna yapıştığımda gözlerinden öfkeyle çıkan alevlerin muhatabı olmuştum.

"Cihangir dur! Önce konu-"

"Sakın! Bana engel olmaya çalışma, sakın!" derken tüm kelimelerin hecelerinin üzerine sertçe basıyordu. Kolunu ellerimin arasından sıyırdığında dengemi kaybetmiş ve toparlanmak için çabalamadan kendimi boşlukta bulmuştum. O kapıya ulaşmak üzereyken ben de büyük bir gürültüyle merdivenlerden düşüyordum. Gözlerim belimin acısıyla sımsıkı kapanmışken, kolumdaki sargının kanımla ıslandığını anlamam zor olmamıştı. Kokusu sanki sızısından önce geliyordu.

"Hazar!" diye bağırarak yanıma ulaşan kişi Görkem'di. Gözlerimi açmaya hala cesaretim yoktu fakat sesleri seçebiliyordum. Henüz kapının açılma sesi gelmemişti.

"Allah aşkına bir dur, ne oluyor amına koyayım?!" diyerek Cihangir'i durdurmaya çalışan Yağız'dı. Saniyeler içinde hareketler de sesler de kesildi. Muhtemelen düştüğümün yeni farkına varmışlardı. Görkem bir sorun olup olmadığını anlamak üzere beni kontrol edip kendime gelmem için seslenirken gözlerimi hala açamamıştım. Cihangir'in gitmesinden ölesiye korkuyordum.

Kendimi birden havada bulduğumda kollarında olduğum kişinin Cihangir olduğunu anlamam zor olmamıştı. Kokusu ciğerlerime dolarken tüm fiziksel acılarımı unutmuş, kalbimin yerinden çıkmaması için çabalamıştım. Salona geçip beni hızlıca koltuğa bırakırken titreyen eli yüzüme ulaştı. "Hazar?" diye seslendiğinde çabalarımı küçümseyen bir damla yaş aktı gözümden. Kuruyan dudaklarımı ıslatarak gözlerimi yavaşça açtım.

"İyi mi?" diye soran Yağız'dı. Cihangir bir şey söylemeden ayağa kalkacağı sırada bileğinden yakalamıştım fakat hem kolumun hem belimin acısı yüzümün buruşmasına ve dudaklarımdan kısık tonda bir "Ah!" çıkmasına sebep olmuştu. Dişlerimi acıyla sıkarken nefes düzenimi sağlamaya çalıştım. Cihangir yüzüme bakmıyordu. Görkem ve Yağız'sa merakla bizi izliyorlardı.

"Her şeyi anlatacağım." dediğimde bileğini benden kurtarıp derin nefesler alıp vermeye başladı. Patlamasına çok az kalmış bir volkan taşıyordu içinde, görebiliyordum. Yine de kendini tutma konusundaki hünerlerini sergilemekten geri durmuyordu. Uzunca bir nefes bıraktıktan sonra Yağız'la Görkem'e döndü.

Beyaz LotusBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin