31.BÖLÜM

223 11 1
                                        

"Bizim bu insanca üzgünlüğümüz dillere destan."

-Cemal Süreya

🩸🩸🩸

28 Mart 2024

CİHANGİR BAYSAL'DAN

"Biraz daha yavaş gidersen istediğin olacak, temiz kalacağız. Tertemiz ölürüz."

Yağız'ın boş boş söylenmelerine karşılık sesimi çıkarmadım. Söyledikleri doğruydu ve hatta üzerine biraz daha düşünürsem öyle olmasını isteyeceğim türdendi. Fakat mecbur bırakıldığım iş katil olmaktan beterdi. Üstelik bunu reddetmek için elimde koz olarak kullanacağım hiçbir şey yoktu. Köşeye sıkışmış olmak beni delirtiyordu.

"Cihangir yapacağın işe sövdürtme. Gel şuraya ben kullanayım. Esat geç kaldık diye bir kere şu telefonu çaldırırsa yanına gittiğimizde telefonu onun gö-"

"Tamam uzatma Yağız. Gidiyoruz işte." diyerek araya girdiğimde arkasına yaslanıp sessizliğe gömüldü. Elimizde Esat'a karşı Sadık'a sunabileceğimiz hiçbir şey yoktu. Esat'ın elindeyse annemin hastanesi ve daha fazlası vardı. Yıllardır direndiğim işe bir haftada mecbur bırakılmıştım. Bu bataklıktan çıkamıyordum. Üstelik tüm umutlarım da aylar önce tükenmişti. Yaşamak için yaşıyor, çevremdekiler daha fazla zarar görmesin diye uğraşıyordum.

Yolun yarısını nihayet tamamladığımızda Yağız sessizliğini bozdu. "Ulan şu telefonun çalsa, Berat buldum diye önümüze Esat'la ilgili bir şey atsa son anda kurtulsak. Amına koyayım dizi olsa olur biliyor musun? Ama hayat bizim olunca, sikilmedik bir kulağımızın arkası kalıyor."

"Alıştın sen bu Berat'a." diye söylediklerini umursamadan karşılık verdiğimde ters bir bakış attı.

"Uzun zaman oldu diye sana kırgınlığım geçti sanma şerefsiz. Berat'ı bulduğunu söylemediğini hala unutmadım."

Yağız'ın siteminin bana hatırlattıklarına karşılık sıkkın bir nefes verip sesimi çıkarmadan yeniden yola döndüm. Bakışlarım yolda olsa da aklım çoktan hatırladığım anılarda gezmeye başlamıştı.

Hazar'ın gidişini kabullendiğim kadar kabullenemiyordum da. Bana her defasında onun da oyun kurabileceğine inanmamı söylediğinde, bu bataklıkta çamura bulanmadan yürüyemeyeceğinden emin olduğum için ona inanmıyordum ama söylediğini yapmıştı.

O gece ortadan kaybolduğunda, Berat dahil kimse onu aylarca bulamadığında, kendince tertemiz bir veda etmişti bu dünyaya. Fakat yanında annemi götürdüğünün biraz olsun farkındaysa, o kadar da temiz kalamadığını biliyor olmalıydı. Yanında bize dair bir şeyler de götürdüğünün farkındaysa, geri dönmemesi gerektiğini biliyor olmalıydı.

Dişlerimi öfkeyle sıkarken burnumdan derin bir nefes aldığımda Yağız konuşmaktan çekinmedi. "Geldi yine aklına."

"Siktir git Yağız."

"Bana ne siktir çekiyorsun göt? Ben mi terk ettim seni?"

Yağız'ın laubali bir tavırla söyledikleri, yüz ifadem donuklaşsa da, iyice sinirlerimi bozmuştu. Kimse bir şey bilmese de Hazar'ın gidişi benden korktuğum her şeyi almıştı. Söylediğini değil, söylediğinden fazlasını yapmıştı çünkü, zaafım olmuştu. Ve ben zaafına bile kıyabilecek kadar gaddar bir adam olmaktan korkmuştum. Aylardır onu ararken, onu bulmaktan bile korkmuş aramayı kesmiştim.

Elimdeki tek umut olduğunu bile bile gitmiş olması beni darmadağın etse de, korkutacak derecede büyük olan cesareti ve zekası zaman zaman kinimin önüne geçiyor, hemen sonra anneme ulaşamamanın verdiği öfke beni deliye döndürüyordu.

Beyaz LotusBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin