Kalabalığı yarıp gördüğüm şeyle cidden şok oldum. Poyraz ve Burak Batur'u dövüyorladı.
"Poyraz." Ona seslendiğimi farkedince Batur'a yumruk atmayı kesip bana döndü. Ben ise hızla yanına koşarak onları ayırdım. Poyraz bırakmıştı ama Burak hâlâ vurmaya çalışıyordu. Onu da nihayetinde Hilâl durdurdu.
"Ne yaptığınızı sanınıyosunuz siz? Ne diye çocuğu dövüyorsunuz?" İki dakika boş bırakmaya gelmiyordu bunlar, aslında bunun olacağını tahmin etmeliydim.
"Onu dövmek için senden izin mi alacağım?!" Ben öyle mi dedim şimdi?
"Poyraz lafı çarpıtma!" Beni hiç takmadan Hilâl'e döndü.
"Eğer erkek arkadaş arıyorsan düzgün birini bul!" Hilâl'in cevap vermesine izin bile vermeden Burak'a gel işareti yapıp yanımızdan ayrıldılar. Şuanda ne olduğunu cidden anlamamıştım. Batur'a dönüp,
"Niye kavga ettiniz?" Diye sordum, ağzında ki kanı silip konuşmaya başladı.
"Anlamadım ki, telefonla konuşurken bir anda bana vurmaya başladılar. İki kişi olmasaydı hallederdim ama.." bunun altında eminim ki bu kadar basit bir neden yoktu, ama nasıl öğrenecektim bilmiyorum..
Eve döndükten sonra Hilâl tek kelime etmeden direk kulaklıklarını takıp uyudu, bu kızda ki rahatlığa hayranım. Ben olsam onun yerinde şuan da Poyraz'dan hesap soruyor olurdum, ama onun umurunda bile değildi. Hâlâ aklımda bir soru vardı, Poyraz neden o çocuğu dövmüştü? Sadece düşünerek buna bir cevap bulamayacağımı bildiğim için daha fazla beklemeden Poyraz'ı aradım. Ama telefonumu cevaplamadı. Çağrı sonlanınca tekrar aradım, bu defa telefonu açtı.
"Efendim?" Konuyu hiç bocalamadan direk atladım.
"Batur'u neden dövdün? Sadece bir kerecik olaysız bir gün atlatamayacak mıyız?"
"Neden dövdüğümü merak ediyorsun dimi? Yine haksız olduğumu düşünüyorsun."
"O çocuk seninle yakın olmak için elinden geleni yaptı, sadece uyuz oldun diye dövmek zorunda değildin." Sesimi biraz yükseltince Poyraz'da hâliyle sinirlendi.
"Bir kez olsun yanımda olsan olmaz dimi! Neyse Yağmur ben kapatıyorum. İyi geceler." cevap vermeme müsaade bile etmeden telefonu yüzüme kapattı. Ayyyş, yine ben suçlu oldum iyi mi!
Ertesi sabah okula gittiğimde Poyraz'ı ortalarda göremedim. Anlaşılan bugün de okula gelmemişti. Hilâl'e baktığımda ise dünden beri fazla düşünceliydi, ne olduğunu sorduğumda ise anlatmıyordu. En iyisi gidip zorla konuşturmaktı. Kantinde tostunu yerken gidip karşısına oturdum.
"Artık neyin olduğunu anlat, eğer anlatmazsan bir an olsun seni yalnız bırakmam ve ne oldu diye diye başını şişiririm. Vazgeçmeyeceğimi de çok iyi biliyorsun, hadi dökül." Ne kadar kararlı olduğumu anlamış olacak ki, konuşmaya başladı.
"Bence Poyraz haklı."
"Nasıl yâni?" Bunun üzerine derin bir nefes alıp devam etti.
"Ciddi bir şey olmasıydı Batur'u dövmezdi. Zaten gün boyu Poyraz'ı sinir edip durdu ve her defasında Poyraz alttan aldı. Mutlaka bir sebebi vardır." Nedense bunu hiç düşünmemiştim.
"Batur'a tekrardan sordun mu peki?" Bunu sorunca yine yüzü düştü.
"Dün eve gelince sormak için aradım ama telefonumu açmadı. Ve geri de dönmedi. Attığım mesaja da cevap vermedi. Bende daha fazla üzerine gitmedim." Ne yâni Hilâl'den kaçıyor mu şimdi?
"E gerçeği nasıl öğreneceğiz?" Omuz silkip tostunu yemeye devam etti.
"Çokta umurumda değil doğrusu, zaten ilk günden nasıl biri olduğunu göstermiş oldu." Bunda haklıydı ama umurunda olmadığı kısmı çokta doğru değildi, bal gibi de umurundaydı işte.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
F4 (B.O.F)
HumorBirbirinden apayrı 4 benzersiz arkadaş.. Bu 4 kişiliğe baktığınızda kendinizden birşeyler bulabilmeniz çok doğal. Biri; grubun en eğlenceli üyesi.. Tüm hayatını internet fenomenlerine özenerek ve grubuna sulanarak geçiren bir serseri.. Biri; hayatı...
