Kendime geldiğimde yine Poyraz'ın evindeydim, şu sıralar kendi evimden çok Poyraz'ın evinde gözlerimi açıyordum. Bu durum beni her ne kadar garip hissettirse de, Poyraz için gayet doğal gibi görünüyordu. Beni eve getirdiği zaman öncelikle ılık bir duş aldırdı, küçük bir çocuk gibi hissettim kendimi. Öyle şefkatliydi ki; bir babanın kızına olan şefkatiyle aynı oradaydı. Ne kadar itiraz etsem de, bana karşı koyarak duşu aldırmayı başarmıştı. Allah'tan üzerimde şortum ve atletim vardı, yoksa ölsem izin vermezdim. Duştan çıkınca saçlarımı kurutmaya başladı, bunu yaparken öyle dikkatle odaklanmıştı ki, gören çok önemli bir şey yaptığını düşünürdü. Alt tarafı saçlarımı kurutuyordu, devlet meselesi hâline getirmişti resmen. Bacaklarım yara içindeydi resmen, bu defa yaralara yönlenince;
"Ben yaparım." dedim, hiç beni dinlemeden;
"Kıpırdamadan duracak mısın, yoksa seni bağlamamı ister misin?" konuşurken göz teması kurmamaya gayret ediyor gibiydi, bu durum beni üzse de sesimi çıkarmadım.
"Cidden salak mısın zeki misin çözemiyorum." bunun üzerine anlamayarak yüzüne bakmaya başladım, sonunda benimle göz teması kurabilmişti. Nihayet..
"Hâlâ anlayamadın mı? Böyle durumlarda arkana bile bakmadan kaçacaksın, geri zekâlı gibi daha fazla onların üzerine gitmeyeceksin! Artistliğe ne gerek var?!" sinirle nefesini verdi ve devam etti.
"Beynin bir boka yaramıyor, IQ''ün 10 bile değil dimi? Öğrenme kabiliyetin tıpkı orangutan gibi!" bunun üzerine sinirle bağırdım.
"Orangutan?!" anında o da çemkirdi.
"Haksız mıyım?!" bacaklarımı göstererek,
"Şuna bak! Beynin işe yaramadığı için tüm eziyeti vücudun çekiyor." birde bana beyinsiz diyor, geri zekâlı ne olacak!
"Aptal, kes sesini! Senin gibi bir insan tarafından azarlanmak istemiyorum." ona sunduğum hiçbir hakaretten etkilenmeyerek elinde ki havluyu bırakıp temiz olanı aldı.
"Kapa gözlerini." geri çekilmeye çalıştım ama izin vermedi, beni biraz kendine çekip bu defa yüzümde ki yaralarla ilgilenmeye başladı. Sonra ne olduysa gözü bir anda dudaklarıma kaydı, dudağımda ki sızlamadan dolayı orada da bir yara olduğunu farkettim. Bir müddet daha bu şekilde kaldıktan sonra havluyu yüzüme fırlatarak,
"Kendin temizle uğraştırma beni!'' dedi ve hızla yanımdan kalkıp odadan çıktı bende arkasından bağırmaya başladım.
"Allah'ın öküz kafalısı, dengesiz mahlûkat. Mal sanki ben dedim temizle diye.'' ayyyyş, sinirden delireceğim. Ne yaptım şimdi ben? Yine neye siniri bozuldu da bana patladı? Zaten ne olursa olsun, bana patlıyordu. Offff.
Sinirim biraz olsun geçince etrafıma bakınmaya başladım. Formam hiçbir yerde görünmüyordu. Aramaya devam ettiğim sırada odanın kapısı açıldı, gelen yine Poyraz'dı.
"Yine neden geldin sen?!" ona dikkatli baktığımda üzerinde ilk defa eşofman gördüm. Bir insan eşofmanla nasıl bu kadar havalı görülebilirdi? Merak konusu..
"Gelmek için bir sebebim var herhalde." olmasa şaşardım zaten, tek kaşımı kaldırarak ona bakmaya devam ettim.
"Hilal'i aradım, bugün olanları tam olarak anlatmasam da, bir kısmını açıkladım." eyvah bu çok kötü olmuştu işte.
"Ne dedi peki, çok kızdı mı?" bu kız tüm bu olanların üzerine benim ağzıma sıçardı, hele onlara saçma bir şekilde meydan okuduğumu öğrenirse bu defa kesin beni bitirirdi.
"Yani, Burak onu almaya gitti zaten, evdekilere arkadaşınızda olacağını söylemiş." aman ne arkadaş, bundan olsa olsa orangutan olur be. Benzetme saçma oldu dönün önünüze :)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
F4 (B.O.F)
HumorBirbirinden apayrı 4 benzersiz arkadaş.. Bu 4 kişiliğe baktığınızda kendinizden birşeyler bulabilmeniz çok doğal. Biri; grubun en eğlenceli üyesi.. Tüm hayatını internet fenomenlerine özenerek ve grubuna sulanarak geçiren bir serseri.. Biri; hayatı...
