"YA ZAMANDA SANA BIRAKIYORSA?"

1.4K 73 12
                                        

Kuzey'den...

Kağıtta yazan adresin yakınlarında bir benzinlik görünce arabayı durdurup oraya gittim.  İçerideki görevli beni görünce gülümseyerek "Nasıl yardımcı olabilirim? " dedi. "Birkaç gün önce buraya sarışın bir kız geldi mi? " fazla tarif etmemiştim.  "Birkaç hafta önce buraya birsürü sarışın kız gelmiştir. " dedi alayla. "Bu ukalalık ne? İşsiz kalmaya çok meraklısın heralde. " dediğimde ciddileşti. "Fazla uzatma aç şu kamera kayıtlarını " dediğimde ikiletmeden bilgisayardan görüntüleri açtı. On dakika sonra sonunda Derin 'in olduğu kısma gelmiştik. Durdurdum.  "İşte bu kız.  Ne söyledi sana ?" deyip adamın suratına baktım.  Korkuyor gibi bir hali vardı. Umrumda mı? Tabiki değil! "Lavaboyu sordu bende yerini gösterdim sonra çıkıp siyah bir arabaya binip gitti." diye açıklamada bulundu.  Adama bişiy demeden tuvaletlere doğru yürümeye başladım. 

Kızlar tuvaletine girdiğimde içeride iki kız vardı.  "Çıkın dışarı! " dedim sert bir şekilde.  İlk itiraz edecek gibi olsalar da sonra bakışlarımdan korkmuş olacaklar ki hemen dışarı çıktılar. Bende ilk aynanın oralara baktım.  Not tarzı bişiyler var mı diye ama yoktu.  Tek tek bütün tuvaletlere baktım . En son gitsiğim tuvalette kapının kenarında not vardı.  Hafif gülümsedim.  Bir not ona biraz daha yaklaşmak demekti sonuçta. Notta yazanları okudum. 

"Mustafa arabada dağ evinden bahsediyordu. Oraya gitme ihtimalimiz yüksek.  Bide korumalarının çoğunu şitjetin başına koymuş bizim gideceğimiz yerde yaklaşık 6 koruma olacakmış.  Kuzey pişman oldum valla.  Nolur bul beni daha çok gencim. " yazıyordu. 

Bu durumda bile böyle davranabiliyordu. Derin'in düşündüğüm kadar saf olmadığını farkettim. O adama inanıp onunla buluşacak kadar mal olsa da arkasında ipucu falan bırakacak kadar da aklı vardı yani.  Hemen benzinlikten çıktım ve arabaya bindim. Serhat Beyi aradım. Aslında kimseye bey diyecek adam değilim de bu adam çocukluğumuzdan beri yanımızdaydı ve ona en başından beri bu şekilde hitap ediyorduk.  Telefonu açtı.  "Buyrun Kuzey Bey" o bana bey diyo ben ona bey diyorum olmaz bu iş! "Dayımın dağ evi var mı?" "evet kuzey bey var. Neden? "Sorusunu es geçtim.  "Kaç tane var? " "bir tane efendim. "Dedi.  Ben ondan iki üç tane falan bekliyordum aslında. Zorlamaya bayılıyor ya insanı (!) "hemen bana oranın adresini mesaj at ve bunu bana söylediğini kimseye söyleme. "  "emredersiniz"dedikten sonra telefonu kapattım. 

Yaklaşık on dakika sonra Mesaj geldi. Hemen gaza bastım ve dağ evine dogru sürmeye başladım.  Bir an önce gidip Derin'i almanın vakti gelmişti artık.  Fazla uzadı bu oyun! 

Derin 'den...

Karnım acıkmıştı ve susamıştım. Korumalar arada gelip kontrol ediyordu. Onun dışında ne gelen vardı ne giden.  Kuzey 'i özlemiştim. Şu an Kuzey'i demek yerine sevgilimi demeyi tercih ederdim. Ama bizim durumumuz iyice karışık bir hal almıştı. Çok güzel bir şekilde affetmemi istemişti gitme demişti bende gitmiycem demiştim bir gün sonra ilk zamanlardaki gibi arkadaş olalım demişti. Arkadaş olduğumuz zamanlarda daha iyi anlaşıyorduk. Haklıydı. Bende artık uğraşmayacaktım zamana bırakmak gerekiyordu belki de.

"Ya zamanda sana bırakıyorsa? "Dedi içimdeki ses.  Burda durduğumdan beri kendi kendime konuştuğumdan delirmeye başladığımı düşünmeme az kalmıştı. Açılan kapıyla düşüncelerimden sıyrıldım.  "Nasılmış bakalım Derin. Kusura bakma fazla yanına uğrayamadım. " dedi alayla sırıtırken Mustafa.  "Aslında uzun bir süre daha gelmeyebilirdin. " dedim gözlerimi devirirken.  "Aa niye öyle diyorsun özlemedin mi beni" dedi hala sırıtırken. "Valla ne yalan söyliyim bi ömür görmesem zerre özlemem.  Hatta ödül gibi bişiy. " dedim bende sinir bozucu bir şekilde sırıtırken.

Duşarıdaki çocuğa seslendi ve içeriye elinde tepsiyle cocuk girdi. "Acıkmışsındır ye. "Dedi. Yuh!! Hamburger ve patates kızartması mı?  Dayısı da Kuzey gibi bir farklıydı. Hep mi böyle kaçma kaçırılma fasılları yapsam.  Hamburger için değerdi valla. Yemeye başladım. O da karşımda oturuyordu. "Anlat bakalım Kuzeyi çok mu seviyorsun? " "evet"dedim. Aslında başka biri olsaydı hayır tabiki falan derdim ama bu adama karşı uzatmak istememiştim. "Peki onun gerçekte nasıl biri olduğunu biliyor musun? "Dedi. Yediklerimi yutmaya zorlanmaya başladığımda onu daha dikkatli dinlemeye başladım. "O ne demek?" dediğimde gülümsedi.  Bu sefer sırıtmanın aksine "vah yavrum sende bişiy bilmion" tarzına olan bir gülümsemeydi.  "Şu an değişmiş olabilir ama eskiden çok farklıydı. Sandığın kadar iyi değil. "Dedi artık yemek yemeyi bırakmıştım. Sandığın kadar iyi değil nedir ya! "Adam gibi söyle ne diyorsan"diye tısladım.  "Şimdilik bu kadarı yeter sana ama sadece düşündüğün yada sana gösterdiği gibi değil onu bil "dedi ve çalan telefonunu aldı. 

"Ne var?... Ne demek oraya geliyor?... İşi verecek gibi değiller diyorsun....  O zaman gelsin bakalım ne gibi sürprizlerle karşılaşılacak? "Dedi ve telefonu kapattı. "Sevdiceğin buraya seni kurtarmaya geliyormuş. " sevdicek kelimesine yüzümü buruşturmak istesem de onun geleceğine ne kadar sevindiğimi anlatamam. "Kuzey mı geliyormuş?"dedim heycanla. " o kadar sevinme bakalm. Onu ne sürprizler bekliyor? "

Kuzey'den...

Şu siktiğim dağ evini kim yaptıysa onun... Bir saatten fazla süredir o evi bulmaya çalışıyordum. Sinirden çıldırmak üzereyim.  Semihlere haber vermiştim.  Onlar benden daha önce de gidebilirlerdi.  Eilimi çalan telefona götürdüm.  Arayan Dayımdı, "Efendin? "Diyerek telefonu açtım.
"Bak kibar da olabiliyormuşsun zeki çocuk! "Dedi alayla. Artık sinirlerim bozulmaya başlamıştı bir insan dayısından nefret eder miydi.  Benimki gibiyse kesinlikle ederdi. "Uzatma devam et! " dedim.  "Duydum ki Derin'i kurtarmaya geliyormuşsun. " bu şerefsiz bunu nerden öğrendi şimdi?  "Baktım benim işin çözüleceği yok bende bi iz bırakmadan geçip gitmitim dedim" Kahretsin! Derin'e zarar vermeyi düşünüyor. Terlemeye başladığımı hissettim.  Yapmazdı dimi?  "Ne izi? " dedim anlamış olmamayı isteyerek. "Anladın sen.  Baktım ama geç olmuş senin gelmeni bekleyemedim. Senin bunu kaçırmak istemediğini düşündüm. Canlı canlı olmasa da telefonda eşlik edersin artık" dedi.  Artık çok daha hızlı sürmeye başlamıştım.  Yetişmem lazımdı.  Neden bahsediyor bu? "Kuzey Silah!"diye bağırdı Derin.  İçinden bişiy koptuğunu hissettim.  Daha sonra gelen silah sesiyle artık yaşamanın da anlamı olmadığını hissettim. Daha sonra telefon kapandı. Gözlerimin dolduğunu hissediyordum.  O yok muydu artık. Öyle bir ihtimal bile olamazdı. Olmamalıydı.

...

Zorla evi bulmuştum. Hızla arabadan inip aynı hızla içeriye girdim. Tek tek bütün odaları gezdim. En son girdiğimde yerde Mustafa şerefsizi başında da Mertle Semih vardı.
"Derin nerde? "Dedim sakin tutmaya çalıştığım ses tonumla.  İkisi de bilir demedi. Yerdeki dayım dediğim adama tekme atmaya başladım. Bekliyordum. Hala bekliyordum Semih'in 'o iyi 'demesini.  Ama demiyordu. Kahretsin ki ağzını dahi açıyordu.  Bakışlarımı ona çevirdim.  Yumruğunu duvara vurdu.
Bişiy olmuştu.
Derine bişey olmuştu.
Ölmezdi.  İmkansızdı.  Ölemezdi o!

______________________________________

Kısa olmuştu ama yazmışken paylaşmak istedim. 

Yorum yapsanız fena olmaz hani :D

~İMKANSIZ~Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin