"GÖNLÜM ONA SARHOŞ, "

1K 52 21
                                        

Derin'den...

Mertle arabaya binmiştik ama nereye gittiğimizi bile bilmiyorum tabiki. Açıkçası şuan düşündüğüm yer kesinlikle bir bar falan çünkü benim canım kuzenim eğlenmeyi böyle hareketli müzik olan ortamları seven birisi. Ne yalan söyliyim. Yani Allah'ın bildiğini kuldan mı sakkayacağım bende severim böyle ortamları. Kuzey aşkım duymasın da önceden sevmemin tek sebebi yakışıklı erkeklerin olmasıydı. Güzel güzel bakışıyoduk. Ama şimdi çok yakışıklı manken gibi sevgilim var banane dimi yani onlardan. Gözüm falan kaysa da yani Brad Pitt olması lazım o adamın, yada böyle bi David Beckham  ,ay bırak onları böyle bi Vini, yada Damon aşkım. ... Dur yani bunların hiçbiri değil benim gözüm Kuzeyden başkasını göremez konumuza dönelim.

Araba durduğunda küçük bir yere gelmiştik. İçerisi çok değil ama kalabalıktı. İçeriye girdiğimizde burasının meyhaneye benzeyen ama daha çok restaurant gibi falan bir yerdi.  Şarkılara Baksan meyhane derim ama.  Geçtik tabi oturduk bir masaya. "Mert ben daha farklı bir yer bekliyodum kuzenkam" dedim.  Kuzenkam bizde kuzenle kanka karışımı demekti. Yani Semihte kullanmam çünkü onla hiç kanka gibi olmayız ama Mert apayrı biri. "Ben yapamıyorum Derin " dediğinde söylediği içkiden büyük bir yudum almıştı. Mert ve içki içmek cidden tuhaftı. Normalde de pek içen birisi değildi. Hemen sarhoş olurdu ondan içmezdi zaten.  "Anlamadım? " dedim tereddüt ederek. Hafifçe acı bir şekilde gülümsedi.  "Seviyorum onu, ama o, yani hep engel" dedi. Bunu söylemeden önce şişeyi yarılayacak kadarıno kafasına diktiği için doğru düzgün cümle kurmamaya başlamıştı.  "Anlamıyorum ama hadi gidelim kuzen sen sarhoş olmadan" dedim. Bu sefer sesli güldü.

"Gönlüm ona sarhoş, ben olsam nolur be Derin"

dedi.  Bişey diyemedim işte o anda kaldım öyle. Bir anda çalan şarkıyla o da biraz sarsıldı. Sende benim kadar gerçekleri görüyorsun.

Ellerim kollarım bağlansa da başımda kasırgalar kopsa da sen tüm gücünle karşı koysan da seni acımasız......

Sende benim kadar gerçekleri görüyorsun, beraber olamayız benim gibi biliyorsun....

Bende bıraktım söylemeyi. İyi değildi olmayacaktı da. Hani vardır ya bir nokta insan der;  İçimde birşeyler var, haykırmadan anlatamam....

İşte Mert de öyleydi.  Susuyordu hep acısına susan taraf oydu. 
Düşlerle, gerçekler ayrı ayrı yaşar. Dediğinde sezen Aksu Mert bir iç çekti.  Ama öyle değil. Sanki yarım kalmıştı bir yerlerde o nefes. Öyle bir iç çekmeydi bu.  Semihe mesaj attım. 

"Mert iyi değil adresi atıyorum, arabayla gel. "

Sonuçta Mert sarhoş olmuştu hayır yani bence bu olayda o kadar dertlenecek birşeyler yoktu.  Yani abisi engel oluyor diye bu kadar dert edilmezdi. İçilmezdi. Abartılacak bişey değildi Kuzeyin bazı şeylere izin vermemesi. Büyütüyordu. Aklım almıyordu başka bişey mi var yoksa bu salak sadece buna mı bu kadar efkarlandı. Sarhoş olduğunda kafasını masaya koydu ve öylece durdu.  Bana da Semih'i beklemek kalmıştı.  Yandaki adam da bana bakıyordu zaten ondan rahatsız olmuştum. Bari Semih çabuk gelseydi de burdan bir an önce gitseydik.

Semih'in içeri girdiğini gördüğümde o da bizi görmüştü ve bize doğru geliyordu.  Yan masadaki adama bir bakış attı tam oturacakken bir nefes aldı ve arkasına döndü. Sabahtan beri bana bakan rahatsız eden adamın önce yakasına yapıştı küfür ettiğini duydum sonra suratına yumruğu gömdü. Kavga edenleri severdim normalde ama benim kuzenim olunca tabi bir şok olmuştum. Geldi ve yanımıza oturdu karşıma Mertin yanına.  Mert desen zaten çoktan uçuştaydı. Baya bir sarhoş olmuştu.  Semih de içmeye başladı.  Ya olamaz ben bunu çağırdım ama ikisi de sarhoş olursa uğraşamam. 

"Bu salağın derdi neymiş " diye sordu bardağı kafasına dikerken.  "Defne olayına canını sıktı sanırım. " dedim. Kafasını salladı. "Dışardan görünüşe göre o kadar abartılacak bir mevzu değil ama iç tarafını bilemeyiz tabi" dedi. Kafamı salladım.  "Hadi bu dertten içti bu gece anladım da sen niye içiyosun be abi derdiniz ne " diye isyan ettim en sonunda haklı olarak. Ama canım beni deli ettiler. Olmaz ki bu kadar ikisi de başıma bela oldu. Sanki anneleriyim lan "Benimki keyiften kuzen " dedi neşeli ses tonuyla. "Hayırdır" dedim.  Lan bir tek benim hayatım böyle sıradan gidiyodu heralde kuzenlere baksana. 
"Açelya beni çok mutlu ediyo olum" dedi hafif gülümserken. Bende gülümsedim.  Bu söylediğine gülümsememek mümkün müydü ki?
"Ooo yine yaşanmış bişeyler noldu bakalım neler yaptınız " dedim.  Malum biz burda efkar moddayken onlar sevgili olarak gezmekle meşgullerdi. Cebinden siyah beyaz bir resim çıkardı.  İkisinin resmiydi.  Arkasındaki yazıyı gösterdi. Lan be valla şuan halime acıdım millet sevgilisine neler yazıyor benim sevgilimin götünde pireler uçuşuyodur şuanda. 

"Sevindim adınıza. Allah daim etsin" dedim düğünde akrabalara yapılan konuşmalara benzedi ama olsun yani napıyım. Semih de o konuşmalara benzer bir cevap verdi inadıma.  "Darısı başına kardeşim" birde göz kırpmıştı.  Hayır biliyorum ben gıcık olmam için yapıyodu bu konuda da çok başarılıydı ama neyse. Terbiyeli bir kızım ben susuyorum. "Hadi çok konuşma da eve gidelim Mert'e bir yardımcı ol sen" dedim. Ben arabaya bindim. Semih de Mert'i arkaya koyduktan sonra bindi. Otele geldiğimizde onları beklemeden odama çıktım. Zaten gözümden uyku akan bir vaziyetteydim şuan. Hep bu salak kuzenlerim yüzündendi bunlar.

Sabah olduğunda gözlerimi zar zor açabilmiştim.  Açelya çoktan üstünü giyinmişti. Üzerine beyaz göbeği açık bir üst altına da beyaz şort giymiş saçlarını at kuyruğu yapmıştı. Bu kız nasıl hep güzel oluyodu anlamıyorum ki. Ha bide nasıl hep erken kalkıyor onu anlamıyorum. "Sabah sabah ne ara uyandın da üzerini değiştirdin kızım sen" bana baktı. " ooo Derin hanım uyanabilmiş bakıyorum.  Günaydın herkes sen mi bebe tembel tembel uyusun. " dediğinde gözlerimi açmadan kahkaha attım. "Lan beni yeme şimdi senin evde nasıl yan gelip yattığını ben biliyorum " dediğimde bana cins cins bakmakla yetindi. Ama yani görünen köy kılavuz istemez dimi canım alla alla. Bana yastık fırlattığında saydırmaya devam ediyordum tabi o da saçımı çekmeye. 
"Yaa noldu zoruna mı gitti gardaş zoruna. Çekmesene kız valla beni deli etme yolarım o bütün saçlarını ay güzel yapamamış zaten at kuyruğunu da baksana eşek kuyruğuna benzer bu olsa olsa " dediğimde saçını tamamen bozmuş oluyordum. "Aaah ama haklısın tabi ne demişler doğru söyleni dokuz köyden kovarlarmış dimi hep ondan çirkeff, " dediğimde benim sözlerim kapının tıklanmasıyla kesilmişti. Açelya da hemen üstümden kalktı o saçı başı dağılmış haliyle kapıyı açtı ama garibim nerden bilebilirdi ki karşısına sevgilisinin çıkacağını.  "Noluyo burda sesiniz dışarda hep" dedi Semih Açelya rezil olmanın acısını yaşıyordu tabiki içinde. "Ya yok bişey bizi bilirsin kuzen" dedim ben gülümsedi. "Sen ne tatlı olmuşsun öyle saç baş dağınık yanaklar kıpkırmızı" deyip yanağından öptü. Tabi ben araya girmesem bi yerlerim eksilirdi yani.
"Hoppp birader olan var olmayan var ayıp ayıp" dedim bir dolmuşçu edasıyla.

Açelya kahkaha attı.  "Seninki hangisi tatlım " dedi.  Düşünür gibi yaptım biraz. " Benimki olup da olmayan canım ya" dedim Semih de güldü. Bende üzerimi değiştirdiğimde aşağıya kahvaltıya iniyorduk. Bahçede sesler yükselince baktık o tarafa. Ama bu kişilerin Defne ve Mert olduğunu görünce işler değişti. Bişeyler hiç iyi gitmiyordu ama....

Selammm 😄😄

Erkenden bölüm atmak istedim biraz kısa olmuş olsa da sık sık atmaya çalışıyorum umarım memnunsunuzdur ama yorumlar azaldı hatta hiç yok.  Belki bu uzun bir süre boyunca atacağım son bölüm olabilir.

Yorumlarınızı bekliyorum. Soru cevap şeklinde de bir bölüm atabilirim yoruma veya bana fikirlerinizi yazabilirsiniz. Bide biri hikayemiz için sayfa açma fikrini sundu.  Sizin fikriniz ne? 

Bekliyorum iyi okumalar 😘😘

~İMKANSIZ~Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin