Derin'den...
Hastaneye geldiğimizde Mert kaşına dikiş attırıyordu. Benimle göz göze gelince bakışlarını kaçırdı. Biliyordu tabi o da benim ne kadar tepki vereceğimi. Sadece önce neden kavga ettiğini öğrenmek istiyordum. Hemşirenin işi bittiğinde Mert hafifçe gülümseyerek teşekkür etti. Hemşire gittiğinde bakışlarımı Mert'e sabitledim. Gözünün altının hafif morardığını ve dudağının da patladığını farkettim. Kuzey sadece bakmakla yetiniyordu. Muhtemelen önce benim konuşmamın daha doğru olacağını düşünüyordu.
"Evet Mert Bey, açıklama bekliyoruz?" diyerek bakmaya devam ettim. Beni şaşırtan şey gerçekten Mert'in kavga etmiş olmasıydı. Mert çok sık kavga etmezdi. Tamam kabul tersi pisti, öyle süt çocuğu da değildi falan ama gerçekten çok sık kavga etmezdi. Çok büyük şeyler olmadığı sürece kavga etmeye bile üşenirdi o. Kuzey ve Semih onun aksine en ufak şeyde hatta bir bakışta bile kavga çıkarmaya meyilli insanlardı.
Düşüncelerime dalmışken ona yeterince zaman tanıdığımı farkettim.."Mert cidden endişeleniyorum noldu da kavga ettin?" dedim. "Yüzünün haline bakıyorum da umarım adam daha kötü haldedir Mert yoksa dalga konum olursun" diye sinir bozucu bir yorum yapmaktan geri kalmadı. Gözlerimi devirdikten sonra yeniden Mert'e döndüm. Sonunda konuşmak için ağzını açtığında sevinmiştim.
"Sebebi yok, sahildeydik arkadaşlarla ve onlar da sinirlerimi bozuyorlardı sataştım ve kavga ettik. Ve Kuzey için rahat olsun diye söylüyorum benden fazlası var eksiği yok" dedi sırıtarak. İşte buna daha çok şaşırmıştım gerçekten. Mert ve öylesine kavga etmek. Bir şeylerin ters gittiğinden artık tamamen emindim. Belki milyonlarca kez bunu söyledim ama Mert cidden normalde asla bunu yapmaz ya hayır yani düşünüyorum düşünüyorum yok bir açıklaması.
"Evet artık saçmalamanız bittiyse konumuza dönebilir miyiz? Sorunun ne senin öylesine sataşmak falan hayırdır yani bana zorla annecilik yaptırma " diyerek upuzun bir cümle kurmuş oldum ama kimin umurundaydı tabi ki. Sadece gözlerini devirmekle yetindi ve tek kelime dahi etmeden kalkıp çıkışa yöneldi. Evet doğru duydunuz, Kuzey ve beni orada arkasında bırakarak çıktı acilden. İlk olayın şokunu atlatamamış olsak da biz de hemen hızlıca arkasından çıktık. Arabanın yanına geldiğimizde kendi arabasının sürücü koltuğuna çoktan oturup arabayı çalıştırmıştı bile.
"Mert hiçbir yere gitmiyorsun konuşmamız lazım sustum ama cidden bana açıklama yapmak zorundasın" dediğimde yüzünde daha önce hiç görmediğim bir ifade görmüştüm.İlk defa bana bu kadar sinirli bakıyordu. Arabasından inerek yanıma kadar geldi ve karşıma geldiğinde konuşmaya başladı. "Derin sen kimsin? Mecaz anlamda falan değil bak ciddi ciddi soruyorum bunu. Sadece kuzenim oluyorsun diye böylesine saçma davranacak hakkı kendinde nasıl buluyorsun? " gözlerim dolmuştu. Sözleri bir yana, bağırarak konuşuyordu. Hem de fazlasıyla. Kuzey bir adım önüme geçtiğinde bileğinden tutarak onu geri çektim ve kendimin bile zor duyduğu zayıf bir sesle "Lütfen" diyebildim sadece. Başını salladı ve çekilmekle yetindi. En azından şimdilik. Mert de geri kalmadı konuşmaya devam etti. "Bak anlıyorum samimiyiz gülüyoruz eğleniyoruz sözde bir abi kardeş ilişkisine sahibiz ama buraya kadar yani." hayal kırıklığı dolu bakışlarımı görünce sahte bir gülüşle devam etti sözlerine. "Yapma ama, hadi. Semih'le de gerçekten öyle sandığın gibi bir abi kardeş ilişkiniz mi var sanıyorsun? Derin her şeyi kontrol edemezsin anla. Herkesten sen sorumlu değilsin herkese akıl veremezsin. Kendine yetecek kadarını kullan ve sus sadece. İnsanlara müdahale etmekten vazgeç karışmaktan uğraşmaktan vazgeç" sustu birkaç saniye ve " Artık bana nasıl davranman gerektiği konusunda anlaşmış olduğumuzu düşünüyorum. Yani umarım" diyerek arabasına binip otoparktan çıktı.
Mert'in ardından biz de çıkmıştık. Kendimi gerçekten çok kötü hissediyordum ama onun sözlerinden çok beni sinirlendiren şey haklılık payı olmasıydı. Gerçekten ne zannetmiştim hep içten içe özlem duyduğum o kardeşlik hissini onlarda mı bulmuştum? Ben bulmuş olsam dahi onlar da o kadar yakın mı görüyorlardı yani beni? Mert haklıydı. "Ne düşünüyorsun?" dye sordu arabayı sürerken bir yandan da bana bakarak. "Hiç sadece umarım bu sefer sağ salim uyuyacak bir yere ulaşır diye düşünüyorum" dedim kendimi düşüncelerimden uzaklaştırarak. "Bu durumda bile onu düşünmene hayran kaldım beni gözümü öfke bürümüş olurdu mantıklı düşünemezdim" diyerek içimi rahatlatmaya çalıştığını hissedebiliyordum ama gerçekten iyi hissetmiyordum.
"Kuzey tatili kısa kesip İstanbul'a dönebilir miyiz artık?" diye sordum umutsuz ve bitkin olduğunu düşündüğüm bir ses tonuyla. Başını salladı ve ardından sadece "Tabi" dedi. Böyle durumlarda beni cidden anlayıp konuşmam için çabalamasını seviyordum. Yeterince zor olan bu durumu daha da zorlaştırılmıyor en azından.
********************************** ERTESİ GÜN SABAH**************************************
Derin'den...
Sabah olduğunda uçak biletlerimiz çoktan ayarlanmıştı ve biz de İstanbul'a dönmüştük. Mert'e bu konuyu haber verme gereği duymamıştım ne de olsa umurunda bile değildi ama tahminimce Kuzey yine de döndüğümüz haberini vermişti ona. Hava alanında taksiye bindiğimizde Kuzey elimi tuttu. "Hayatım bak biliyorum canını çok sıkıyorsun ama gerçekten bu kadar düşünmene bile gerek yok. Ne kadar Mert'i sevmesem de hepimiz herkes tanıyor onu, sende tanıyorsun. Sadece çok değer verdiğin için bu kadar fazla kırılıyorsun. Aslında o söylediklerini tamamen isteyerek veya gerçekten düşünerek söylemediğini sende biliyorsun" ve böyle devam eden benzer cümlelerle yol boyunca rahatlayabilmem için çabaladı. Pek de bir işe yaramadığını fark ettiğine yöntemini değiştirerek kolunun altına aldı ve sıkıca sarıldı. Saçımı öptüğünde iyi ki var diye düşünmeden edemedim. İyi ki vardı.
Başımı kaldırarak gözlerine baktım. "Sanırım hayatımın geriye kalan bölümünü burada seninle böyle geçirebilirim. Ne kadar çok fırtına olsa da çevremde, bana ev oluşunu seviyorum." dedim. Şaşırdığını görebiliyordum ama gülümsemesi uzun sürmedi. "Güzelim bende ömrümün sonuna kadar sana bu şekilde sarılabilirim." dedi. Bende gülümsedim.
Nihayet evime gelebilmiştim. Kuzey eşyalarımı eve bıraktıktan sonra kalmamıştı evine gitmişti. Yarın çok yorucu bir gün olacağını düşünüyordum kendimi uykuya teslim etmeden hemen önce, üstelik yapacaklarım, söyleyeceklerim ve yaşanacaklar hakkında bu kadar habersizken.
________________________________________________________________________________
Herkese selam,
Çok kısa ve tanıtım niteliğinde bir bölüm olduğunu biliyorum ama çokk daha uzun ve şaşırıtıcı bir bölümün en kısa zamanda geleceğinden emin olabilirsiniz. Sadece dönüşümü belli etmek için gecenin yarısında bu kadar yazıp atabiliyorum :D
YORUMLARINIZI BEKLİYORUM DÜŞÜNCE VE TAHMİNLERİNİZİ DE TABİ Kİ, İYİ OKUMALAR :)
-
ŞİMDİ OKUDUĞUN
~İMKANSIZ~
FanfictionBirbirini kırarak ve inciterek tanıyan ve zamanla birbirine yaklaşan tabi bu zaman içinde birbirini paramparça edenlerin hikayesi! Eminim bu kitapta kendinizden bir parça bulacaksınız. HADİ OKUYUN BAKALIM ;)
