Bir kitabın önsözü gibi hissediyorum bu aralar. Kimsenin okumadan eş geçtiği o sayfadaki cümlelerim ben sonu noktayla biten.
Sergen gittiğinden beri delin ağızını bıçak açmıyordu. Cem desen yine boş televizyona dalmıştı. Sigaramdan son duman alıp küllüğe bastırdım. Konuşmamaya yemin etmişler gibi. En sonunda delin sesizliği bozdu
Umarım Sergen bana kırgın değildir?
- Hadi ama o çocuk sana asla kırılmaz
-Bu kadar dert edeceğini bilseydik seni de yolardık. Cemin sesizliğini biraz olaylı bitmiş olacak ki, delin ona atlamamak için dişlerini gıcırtıyor burnundan nefes alıp veriyordu. Umarım kız kavgası yapmazlar.
- Bak. Tamam ne ben senden hoşlandım ne sen benden kaçtır laf atıyon yasına verip susuyorum ama bardak doldu haberin olsun
- Benim yasım seni durdurmasın güzellik, dolup taşan bardağınla ne zaman gelsen kabulümdür
- Sakın çocuk ! Sakın bana birdaha güzellik deme!
Olaylara el koymam gerekiyordu ama ben pek araya giremeden diğeri laf atıyordu tıpkı şuan gibi
- Çocuk mu? Seviyen kaç senin ona göre ineyim
- Benim seviyeme gelmen için çıkman gerekecek ama sen yorulma. Alışığım senin gibilere
- Belli alıştırmalar seni
Araya girmeliyim çünkü ne cem kendindeydi ne de delin. Sonları parlak görünmüyordu
- Cem bence bu ko...
- Bir dakika ferzin! Sen ne demek istiyorsun açık konuş
- Peki demek istediğim hani benim gibilere alışkınsın ya cesur kız alınma ama lan sen daha yalnız uyuyamıyorsun yanında bir bakıcın olmazsa. Sonuçlarını yüzünde görüyorum zaten son olarak ta korkaklık iyi değildir gizemli kız yok öyle laf söyleyip arkayı dönmek.
Nefes almadan cemi dinledim şuan da cemin içtiğine o kadar eminim ki deline baktığımda elini yumruk yapmış ceme döndü. Araya girmek için ayağıya kalktım ama cemi durdurmak ne mümkün
- Benmiyim korkak. Lan ben miyim sen kendine bak asıl lan! Benim korkularım belli ama sen daha abinin mezarına bile gidememişsin yani senin adamlığın bana bu kadar sol olarakta karanlık iyi değildir sonuçlarını senden görüyoruz yok öyle laf çarpıp susmak
- Delin !
Cem aniden kalkıp delinin karşısın da durdu bi an gerçekten ona vuracak sandım zamanın yavaş aktığı o saatleri yaşıyorum resmen onların öfkeli bakışları bende korku yaratıyordu cem yukarı çıktığında delinin dizleri çözülüp çöktü.
- Ben ne yaptım ferzin Allah benim belamı versin
- Tamam sus sakin tamam herşey geçecek...
Delini kaldırıp koltuğa uzandırdım. Şuan cemi çok merak ediyordum ama delinide bırakamazdım delin hıçkırıklara derin uykuya daldığında tam cem için yukarıya. Çıkıyordum ki çalan kapıyla döndüm. Masadan silahımı alıp kapı deliğinden baktım önce açmak istemedim sonra tekrar tekrar çalınca delin uyanmasın diye açtım. Bana hemen sarılan bir ulaş beklemiyordum
- İyisin. Şükürler olsun ferzin delirdim ben
- Ne oldu ulaş ben iyiyim de sen...
Araf Araf öldürülmüş
Demek mesele bu arkamı dönüp delinin karşısında oturdum ulaş içeri girip kapıyı kapattı. Deline baktığımda ona boşver anlamında kafamı salladım. Ulaş sesizce fısıldadı. Oda iyi görünmüyordu sanırım arafın ölümünden kaynaklı
- Kim öldürebilir ya buna kim cesaret edebilir ferzin onun okadar büyük düşmanı yoktu
- Sende ona düşman degilmiydin
- O konu farklı ona kızgındım ama ölmesini istiyecek kadar değil
Buraya arafı konuşmaya gelmedin sanırım
- Ferzin artık affet beni bak ölü...
Ulaşın sesini yukarıdan gelen gürültü kesti. Hızla yukarı çıkıp cemin kaldığı odaya girdim yerde öylece yığılmıştı ben gördüklerime inanamazken uykudan sese fırlamış delin ve cemi gördüğüne şok olan ulaş
- Cem kardeşim senin burda ne işin var cem kendine gel aç gözünü !
Delin ambulansı aramak için hızla aşağıya indi bense kenarda öylece dikiliyordum ya ceme bişey olsa ya ben yine kana bulaşmış sam. Hayır şimdi değil tam iyileşiyorken yine lanetimi birilerine bulaştırmak istemem heleki cem. Hayır bu sefer olmaz ben bir mezar başında tekrar ağıt yakamam buna gücüm yok. Mahallede yankılanan siren sesleri beni kendime getirdi. Delin ve ulaş cemin başında bir ümit uyandırırlar diye kapı çalınca içeriye sedyeyle görevliler girdi. Ulaş delini uzaklaştırıp kendini zor tutuyordu görevliler ceme kalp masajı yapıyordu bir kez daha sonra bir kez daha sonra tekrar cemi sedyeye yatırıp götürdüler arkasından delin ve ulaş ta gittiler. Ne kadar bu şekilde kaldım cemin baygın olduğu yere ne kadar baktım bilmiyorum. Hızlı bir şekilde aşağıya inip ayakkabılarımı giyip kapıyı çarptım çıktım. Ayaklarım beni aslında benim hakketmediğim yere götürdü ben yatmalıyım burda ben toprak olmalıyım. Arafın musalla taşına baktım
- O beceremedi kardeşin. Şu toprağı avuçlayıp sıkıca toprak benim olanı bana geri ver diyemedi. Ey toprak! Sana verdiğimi bana geri ver diyemedi seni ben buraya gömünce sevinmem lazımdı inandığım o güneşin benim için doğması gerekiyordu ben şimdi neden üşüyorum neden daha çok acı çekiyorum bak ne diyeceğim sana karakuğu bendeki lanet kardeşini buldu cem o hastanede benim yüzümden lan dedim uzatma o elini, benim karanlığım senin omuzlarına fazla gelir ben yolumu bulurum dedi kayıplarda olduğunu bilemeden. Yoruldum ben herkese cehennem oldum senin yüzünden düşmeseydin peşimize ben bu olamayacaktım. Kardeşimi kaybetmiyecektim hadi kalk! Çünkü sen ölüyken daha çok acı veriyorsun hadi kalk ne olur! Güneş doğacak de kalk çünkü ben kendi karanlığımda boğulmaktan korkuyorum aslında ben ne anladım bilmiyormusun? Ben seni değil sen beni öldürmüşsün
- O seni duyamaz çakılbey! Ama ben duydum
başımdaki namlu kulağım daki ses ellerimi daha çok sıkmama sebep oldu yanıma silahımı almamıştım en son hatırladığım " sen de onun yanına git" duyduktan sonra başıma aldığım darbeyle ve alıştığım zifiri karanlıklar
Gözümü açtığımda ensemde yoğun bir acı hisettim ellerimi kulağıma götürmek istediğimde bağlı olduğunu gördüm en son arafın mezarındaydım sonra silah sonra o se...
- Bingo! Demek hatırladın darısı babanın başına
Asrının yüzüne tiksinti ile baktım demek hala babamı bulamamıştı gerçi asla bulamayacakta asrın kahkaha atarak tam dibimde bitti elini yüzümdeki ize dolaştırdı kafamı diğer tarafa döndürmek istedim olmadı. Sonuç büyük baş ağrıları lanet olsun.
- Ne oldu acıdı mı? Dur daha çok acıyacak bu sadece fragman ama yavaş yavaş. Nasıl iki oğlumu hastanelik ettiysen sende öyle. Ama sen direk morg
Benimle kafa bulan asrını tiksinti ile seyrettim. Gerçekten bu adama
Nasıl bu kadar iğrenç bir adam olabiliyorsun ?
Diye sordum. Yüzüme alaycı bir şekilde bakıp uzaklaştı. Gerçekten bu adamla işim vardı
- Sen buna iğrençlik dersin başkası saltanat bende böyle işte
- Kendine bi iyilik yap ve hemen burda kafama sık
- Yavaş yavaş senin ölümün yavaş olacak
Asrının bana attığı tekmeyle bağlı olduğum sandalyeyle birlikte yere kapaklandım. Suratıma indirdiği darbeler çığlık atmama neden oluyordu sonra karnımı tekmeledi ellerim bağlı olduğu için kendimi koruyamıyordum
- Hadi lan yine bana meydan oku oruspu yine benim üstüme yürü ne yaptın ceme doğru söyle !
- Ben ... Ben bişey yapma...
Dinlemedi tekrar tekrar bedenime aldığım sert darbelerle gücümü yitirdim daha fazla acıyı bedenim kaldıramadı. Gözümü açtığımda yerdeydim ve hala sandalyeye bağlıydım sol gözümü açamıyordum ama bedenindeki acıları ziyadesiyle hisediyordum . Şerefsiz bayılana kadar dövmüş tü beni karanlıktı içeri ama depoda olduğumu net biliyordum. Kapı açılınca içeri sarı bir ışık doldu yüzünü göremediğim kişi sandalyeyle birlikte beni düzeltti yüzlerini göremiyorum ama karşımda iki kişi olduklarını biliyordum
- Oğlum patron fena benzetmiş
- Sefo sen karışma ve o çeneni kapalı tut. Patronun dediklerini unutma.
Yarı baygın şeklindeydim yüzüm kan içindeydi bedenim zangır zangır titriyordu ve susamıştım ama kendimde su istiyecek cesarete bulamadım yada gücü bilmiyorum işte. Galiba bu sefer ilk kez korkuyordum ve galiba sona yaklaşmıştım içeri bı adam girince bana doğru geldi ayakkabılarını görebiliyodum. Yüzünü göremiyorum kafamı kaldıramıyorum
- Çözün şunu
Sesinden anladığım kadarıyla asrında bı adam olabiliyorsun ellerimi ve ayakları çözünce sandalyeden düştüm. Sırt üstü işte şimdi asrını yüzünü görebiliyodum yine her zamanki bakışıyla yüzüme yaklaştı
- senin yüzünden oğlum yoğun bakımda şuracıkta kafana sıkmak vardı ya ama yok öyle sana kolay ölüm işkence çeke çeke öleceksin bana bakın lan her gün bu kızı döveceksiniz ona su yok ona acımak yok oğlumun orda çektiği acının bin katını buna yaşayacaksınız.
Karnıma son bu darbe daha yedikten sonra boğazımdan çıkan küçük inleme acıyan bedenimi dahada acıtmıştı kapının açılıp kapanma sesiyle asrının gittiğini anladım yarım açılan tek gözümle içerdeki iki adama bıraktım. Yüzlerinde herhangi bi nefret yoktu adamlardan biri gelip yüzümü yakından inceledi.
- Beni duyabiliyormusun ferdi oğlum kızı fena benzetmiş yüzünün haline bak.
- Sefo. Vijdan yapacaksan siktir buradan adamı duymadın mı ?
- Ne alakası var ya vijdan falan
Sakın ben yokken su falan verme acımak yok duydun mu beni. Yoksa kardeşim demem ben öldürdüm
- Aman ne
Adamlardan biri çıkınca diğeri kapıyı dinlemeye koştu uzaklaşmasıdan emin olacak ki ceketinin cebinde sakladığı su şişesi bana getirdi kapağını açarak sırtımı duvara yaslamama yardım etti. Sırtımda hissettiğim keskin acıyla inledim. Bu sefer canım gerçekten acıyordu. Adam Ağzıma şişeyi tutunca suyun hepsini mideme gömmüş tüm bile. Susuzluğum geçti ama bedenim deki acılar hala yerini koruyordu.
- Elleri kırılsın lan sakın sol gözünü açmaya çalışma çok kötü görünüyor! Hala gençsin be senin ne işin olur karakuğularla bilmiyormusun asrın affetmez yokmu seni kurtaracak kimse
Kafamı olumsuz yönde salladım. Adam bana acıyarak baktı. Evet yoktu kimsem. Aldılar benden kimselerimi sonrada beni lanetlendirdiler sonuçta bu içeriye az önce çıkan adam girince su şişesini görünce adama kükredi.
- Lan sen ölmemizimi istiyorsun oğlum. Sana su yok demedim mi sana vijdan yapacaksan siktir demedimmi ölmek mi niyetin lan adam dövün dedi sen su veriyorsun amacım ne lan?
- Ferdi bak bağı...
- Derdin ne madem yapamıyorsun niye bu işte...
- Abi yeter adamlığa sığarmı lan kadına vurmak ne zaman vurduk abi. Anamız bize bunumu öğretti yetim lan bizim gibi kimsesiz. Baksana ne hale gelmiş. kız yediğini yedi ve zaten sonu ölüm gerçekten sonuma yaklaşmıştım iki adam çaresiz birbirlerine bakarken ben yarım açılan tek gözümle onlara bakıyordum. Evet sonum ölümdü. Ama o bana yetim dediya kimsesiz dediya asıl ben o zaman öldüm hiç ümidim kalmadı benim. Bir hayat bu kadar mahvolamaz şehrin en karanlık yerindeyim bi insan hayatı bu kadar tersine dönmez hayata bana zaten adaleti olmamıştı. Aklımda kalan tek şey cem yoğun bakımda ve delin acaba yokluğumu anlarlar mı beni ararlarmı hakkında hiç sanmıyorum çünkü lanetim onlarıda buldu ben ölsem arkama bakmadan kaçardım. İşte benim yaşantım da ölümüm gibi olacak sesiz ve kimsesiz !
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARANLIKTAN GELEN
Teen FictionGeçmişin kirli elleri peşlerini bırakmamışken o hala karanlıkta koşuyor o adamdan kaçmaya çalışıyordu bir yandan dua ediyor diğer yandan elindeki telefonla kardeşini arıyordu adamın sesi duyuldu uzaktan... --kaçamazsin benden ne kadar...
