Bölümü bu şarkıyla yazdım ve aşırı softum şu an <3
Mete
Mete, Ali'den ayrıldıktan sonra öylece bakakaldı. Düşünmüyordu bile, düşünemiyordu. Annesinin gelmesi ile ayrılmak zorunda kalmışlardı. Ali evine dönerken Mete öylece kalakalmıştı girişte.
Annesi eve girmiş, onunla konuşmuştu. Mete ise merdivenlere oturup kalmıştı. Ali'nin kapıdan çıkmadan önce dudaklarında olan hınzır gülüşte takılı kalmıştı aklı. Öptüğü dudaklardaki gülüş...
Derince soludu. Rüya görüyor olamazdı dimi? Yapma demişti Ali'ye ama şimdi o bunu yapmadan önce nasıl nefes alıyordu, bilmiyordu.
Telefonundaki titremeler bunun rüya olmadığını gösteriyordu ona. Ayağa kalkarak yukarı odasına çıktı.
Aynanın yanından geçerken dudaklarında varlığını bile hissetmediği gülüşü gördü. Gülümsemeden duramıyordu. Bu ilk öpücüğü değildi ama ilk defa gerçekten öpmüş gibi hissediyordu.
Telefonu tekrar titreyince gözleri cama kaydı. Ali camdan ona bakıyordu, kendi gülüşüne eş bir gülüş vardı dudaklarında da.
Asla gitmeyecek gibi gülüyordu. O öpmüştü Mete'yi ama Mete bundan hoşlanmamasından korkmuştu. Oysaki öpücüğünün ardından aralanan dudakları Mete'nin sandıklarını söylememişti. Unutamayacağına emin olacak kadar sık öpeceğim seni demişti.
Ali tekrardan telefonunu eline aldı ve bir mesaj daha yazdı. Mete cebindeki telefonun titrediğini hissetti ve sonunda uzandı ona.
Gel, yazmıştı. O da gitti sevdiğine.
Kapı açıldığı gibi onu odasına kadar elinden tutarak götürdü Ali. Hala aynı mayhoş bakışlarla bakıyordu Mete, ona.
"Kendine gel lan." Dedi Ali bu bakışlara karşılık. Mete'nin bu haliyle zaten yüzünde olan gülüş daha da genişlemişti.
"Ne yaptın sen?" Dedi Mete. "Dünya değişti be." Ali onun bu söylemi ile kahkaha attı.
"Beni çok yukarı koyuyorsun, sandığın kadar imkansız değilmişiz." Elleri Mete'nin ensesine yükseldi. Oradan saçlarının arasına karıştı.
"Böyle yaparsan nasıl ayrılırım yanından?" Saçlarında dolanan ellere karşıydı bu sözler. İşe gitmesi gerekiyordu ama bir türlü kedine gelemiyordu ki. Garip bir rüyada gibiydi.
"Ayrılma diye yapıyorum." Dedi Ali, Mete'nin saçlarını okşamaya devam ederken.
Sonunda şaşkın bakışlarının yerini gülüşle kısılan gözleri aldı. Hissettiği mutluluğa ek olarak Ali'nin sözlerine gülüyordu.
"Şimdi sıçtın hayatıma." Dedi ellerini Ali'nin beline koyarak. Hala oldukça çekingen bir tutuşu vardı, Ali bunu nazik diyerek yorumluyordu. "Şimdi ne yapacağız?" Kalplerindeki ağırlık geçse de kaderlerindeki yerinde duruyordu.
"Bilmiyorum." Dedi Ali. Mete işin içine girmeden önce de karışıktı her şey. "Düşünmek istemiyorum." Dedi ellerini Mete'nin ellerine indirerek. Onu da peşinden çekerek yatağına oturdu.
"Seni öperken düşünmüyordum. Sadece yapmak istediğim için yaptım, şimdi de düşünmek istemiyorum. Sadece mutlu olmak istiyorum. Bir gün ya da bir ömür, ne kadar sürecekse o kadar."
"Daha kötü bir yola giriyoruz." Dedi Mete ama artık çıkmak istemiyordu bu yoldan. Ali'nin dediği gibi o da düşünmek istemiyordu. Yeterince düşünmüş ve acı çekmişti.
"Uzanabilir miyiz?" Diye sordu Ali kibarca. Garip bir çizgi vardı aralarında ikisi de kırılgan bir şeyi tutuyor kadar dikkatliydi. Mete bunun Ali'nin yeni oluşan duyguları olduğunu düşünüyordu, Ali ise Mete'nin yıllarca sevmekten yorulmuş kalbi sanıyordu. Yanlış bir şey deyip Mete'yi kaçırmak, onu kırmak istemiyordu.
