Alkol tüketmediğim halde sarhoş karakterlerim klasikleşmeye başladı. Ama ne yapayım? Ben de bundan zevk alıyorum dhwbsn normalde içine sıkıştıkları kalıpları böyle aşıyor, böyle kendileri oluyorlar. Ben de böyle aşık oluyorum her birine (Yazar dürüst ve ne istediğini bilen insanların köpeği)
Ahmet
"Gönlüme bir ateş düştü yanar ha yanar yanar." Ahmet, eli kalbinin üzerindeyken söyledi sözleri. Bedenini işgale geçmiş alkolün hali gözlerinden okunuyordu. Aralarında en az içmiş olan oydu ama o bile bağırarak şarkı okuyacak kadar uçmuştu.
Diğerlerini coşturan, Ahmet'i de bu hale koyan mavi gözlü oğlandı. Onun neşesiydi diğerlerine bulaşan. Bir ay öncesinde yumruk yumruğa geldiği sarışın ile karşı karşıya durmuş okuyordu çok sevdiği türküyü.
"Ümit gönlümün ekmeği umar ha umar umar!" Ahmet'in kalbine giden eline karşılık Ali iki elini de açarak söyledi şarkıyı. İkisinin komik serenatı arabada oturan Ferdi ve Metin'i kahkahalara boğdu. Alkol hepsini daha neşeli yapmıştı.
Köyden çıkamadıkları için çayın yanına çektikleri araba içinde oturmuş kutluyorlardı arkadaşlarının bekar son gününü. Ali, onları özellikle yanında istemişti. Yarından sonrayı göremiyordu. Son defa eğlenmek istemişti kardeşleriyle.
"Elleri ak yumuk yumuk, ojeli tırnakları...
Nerelere gizlesin şu avucum nasırları?" Ahmet sözleri söylerken aklında Canan'ım diye seslendiği sevgilisi vardı. Karşısındaki arkadaşının müstakbel eşine, onun kahkahaları eşliğinde türkü adıyordu.
Bir başkası bilse, duysa veya görse vereceği tepkiyi ikisi de biliyordu. Şu an sadece gülecek kadar umursuyorlardı dünyayı. Canan yüzünden aralarında olan buzdan duvar birkaç şişe ile eriyip gitmişti.
İkisinin bu halini yüzünde en hakiki gülümsemesi ile izleyen de Mete'den başkası değildi. Çok değil, neredeyse üç ay öncesinde gözündeki yaşı silemediği bir Canan'ı, kimsesiz bir dostu ve ırakta bir sevdiği vardı. Her şeyin nasıl olup da böyle çabuk halledildiğine şaşırıyordu.
Arabanın yanına çökmüş, yere oturmuştu esmer oğlan. Şişesini kafasına dikerken güzel olan her şeyi, her şeyden güzel sevgilisine bağlıyordu. Yokluğu ile oluşan her bir yaraya merhem olmuştu Ali. İçinde kendisinin olmadığı aile konusunda bile gölgesi ile çekip kurtarmıştı Mete'yi.
Varlığı bile yetiyordu, verdiği güç ayakta tutuyordu hepsini. Ali'ye sorulsa en korkak olarak kendini bilirdi ama Mete onun gücünü görüyordu. Canan'ı kurtarmak için kabul ettiği evlilikten, Mete'ye uzanan eline kadar çok cesurdu Ali. Şimdi söylediği kelimelerde gözlerini Mete'ye çevirecek kadar korkusuzdu.
Ali'den güç alarak kıvrıldı Mete'nin dudakları. Alkol onu da diğerlerinden farklı kılmıyordu. Dikkatini elinden bırakırken aklında bunun son günü olduğu fikri vardı. Biri duysa ne olurdu? Gidiyordu sonuçta, Ali'sini de alıp gidiyordu.
"Durdu zaman, durdu dünya, girdi içeri kapıdan." Sözler dudaklarında can bulduğunda ayaklanmıştı Mete. Ahmet onun sesini duyunca yana kayarak Ali ile aralarından çekildi.
"Durdu zaman, durdu dünya, girdi içeri kapıdan." Bir daha söylendi sözler ama bu sefer Ali'ydi onlara can veren. İkisi de başka bir hayalle süslüyordu gerçekliği.
Ali çokça düşünmüştü duygularını. Kalbinde Mete'ye karşı hissettiği ilk duygu aşk değildi. Ona ilk sevgi ile değil, merak ile çekilmişti. Arkadaşlarının yanındaki Mete'yi hatırlıyordu o anda. Uzak ve soğuk görüntüsünü, kendisinin o zamandaki uçuk kafasını anımsıyordu sözlerle.
Mete ise bir başka hayaldeydi. Onun gözlerinde Ali'nin dönüşü vardı çünkü o zaman böyle hissetmişti. O zaman durmuştu dünya. Altı yılın ardından mavi gözleri Mete'ye konduğunda zaman durmuştu. Mete kalbiyle boğuşurken şarkıdaki gibi sadece içeri girmişti Ali. Pervasızdı, mutluydu, Ali'ydi işte; Mete'nin aşık olduğu çocuktu.
"Arabanın kapısını açtım, açtım girsin içeri." Ali arabanın radyosu ile aynı anda doğru sözleri söyledi. Mete ise değiştirerek okudu. Kendine uygundu onun sözleri.
"Kalbimin kapısını açtım, açtım girsin içeri." Birkaç adım atıp yaklaştı Ali'ye. "Kalktı hilal kaşları. Sordu; 'kim bu serseri?'" Serseri derken siyah düğmesinin yakasını çekip bıraktı. Ali, Mete'nin kendisini kastettiğini anlayarak kahkaha atarken Mete söylemeye devam etti.
"O kadar kırıldı mı kalbin?" Ali şarkıyı bozarken Mete elindeki şişeyi son defa kafasına dikti.
"Sahiden senin kıza ne oldu?" Ferdi'nin sorusu Ali'nin kahkahalarını geri getirdi.
"Evlendi." Dedi Mete gülüşü ile sevgilisine eşlik ederek.
"Ne?" Diğer ikisi önce alkolün etkisiyle Mete'yi anlamadıklarını düşündüler.
"Uçmuş o boşverin." Ahmet'in savunması Ferdi için yeterliyken Metin daha bir dikkatle baktı kuzenine. Mete'deki halin farkındaydı. Mutluluğunu görmüş ama bir şeye bağlama gereği duymamıştı. Bu gecede öyle yapacaktı. Başını çevirip yine içkisine odaklanacak ve şarkıyı söyleyecekti ama bu geceyi sonradan hatırladığında, alkolün etkisi silinip gittiğinde Ali'yi hatırlayacaktı. Ali'nin, Mete'ye bakışları zihninde canlanacaktı. Bu gece, bu anılar sular altında kalarak canlanacağı ana kadar sessizce bekleyeceklerdi.
Ali ise diğerlerinin tepkisizliğinden güç alarak Mete'yi sırtından iterek çaya doğru yönlendirdi.
"Yüzelim." İsteğinin ardından karşı çıkmaması için hareketlendi.
"Hasta olacaksın salak!" Ferdi'nin sözlerini dinlemeyerek ilerledi çaya. "Yarın ben mi evleniyorum bu mu belli değil?"
"Ben değil!" Diye bağırdı Ali. Oldukça dürüsttü o an ama pek ciddiye alınmıyordu.
Ahmet çaya doğru ilerleyen ikiliye bakarken birkaç dakika önce kendisini izleyen Mete gibi gülümsüyordu. Cebinde titreyen telefonuna uzanırken değişen şarkıyı duyuyordu ama bildirimde gördüğü isimle tüm algısını sevgilisine verdi.
Yirmi dakika sonra burada olabilir misin? Diyordu Canan. Kız görüyormuş gibi önce başını sallayarak onayladı Ahmet onu.
Seni bekliyorum. Hemen peşinden gelen mesaj ile adımlamaya başladı bile sarışın.
Elini kaldırarak; "Sonra..." Diye bildi arkadaşlarına.
O sırada Metin'e; "Midem bulanıyor." Demekle meşgul olan Ferdi gittiğini bile fark etmedi Ahmet'in.
Sarışın sevgilisine giderken yakın arkadaşı kendi sevgilisine ayak uydurmaya çalışıyordu. Ali suyun dibine peşinden sürüklediği Mete'yi öperken Ahmet de benzer bir sona doğru ilerliyordu.
Burayı uzatabilirdim ama niyeyse içimden gelmedi. Belki kitap bittikten sonra okuduğumda baştan bir bölüm yazarım araya. Şimdilik düğüne geçmeden küçük bir es vermek istedim. Bu bölüm dönmeden önce ısınma turu olsun. Yarın küçük çaplı kıyameti yazacağım dhejsj (kötü algılamayın ama düğün geldi) (şeytan yazar)
Ve son bir not: "İşçisin sen işçi kal!"
-Lisa
