Gülümseme Ey Güzel

7K 585 143
                                        

Bölüm şarkısı medyada. Dili Zazaca'dır.

Mete

Batmak üzere olan güneş en nadir, en güzel turuncu ışıkları ile yıkıyordu odayı. Işık git gide azalırken oda da geçen her saniyede loşlaşıyordu.

Mete, parmaklarını göğsünde yatan sevgilisinin saçlarında dolanırken onu rahatsız etmeyecek kadar kısık, aynı zamanda duyabileceği kadar yüksek bir tonla; "Bê ronîşê asmê mi, bê ronîşê roşnîya min (Gel otur ay ışığım, gel otur gün ışığım.)" Diye mırıldandı.

Ali anlamıyordu kelimeleri, kendisi gibi zazaca bilmezdi o. Mete de babasından öğrenmişti. Ne zaman sözleri kalbinden gelecek olsa başvuruyordu dile. Acısını en iyi o şekilde dile getiriyordu. Şimdi de yüreği aşkı ile atarken öyle seslenmek istedi sevgilisine.

"Bihuyé bihuyé çené bihuyé, buyayişê to, henu nemik, henu rinkek, henu henu of dé sa vajî. (Gülümsemelisin; gülümse ey güzel gülümse! Gülüşün öyle güzel, gülüşün öyle yumuşak, öyle, öyle ki ah nasıl söylesem?" Çıplak bedeninin üzerinde uzanmış olan Ali onu anlamış gibi gülümserken Mete kıpırdanmasından ve nefesinden anladı gülümsemesini. Türkçe bile konuşmuyordu ama artık bunu bile anlıyordu Ali'si. Gözlerine bakmasına, anlayacak şekilde konuşmasına gerek bile yoktu. Kalbini duyuyordu Ali artık.

Ali'nin parmaklarını kendi parmaklarının arasında hissedince kavradı kendisine uzanan eli. Diğer eli hala ıslak tutamlarla oynamakla meşguldü.

Kurutmasını söylese de dinlememişti Ali onu. Ne kadar vakti varsa böyle uzanarak harcamak istiyordu, saçıyla uğraşarak harcamak istememişti. İki sevgili gibilerdi o anda. Dünyanın geri kalanı yoktu ikisi için de, sadece batan güneş ve sarıldıkları beden vardı.

"Mete..." Ali'nin mayışmış ses tonuna karşılık gülümsedi Mete. Onu bu tonda duyabileceğini hiç düşünmemişti. Bugün olacağını düşünmediği bir çok şey yaşamıştı ama o yine küçük bir şeye takılıyordu çünkü biliyordu ki aşk sevişmekte değildi. Onun aşkı Ali'yle ilgili küçük detaylarda saklıydı. Gerçek bir sevgilinin bilebileceği küçük detaylardı bunlar.

"Ali'm..." Dedi uzata uzata. En çok böyle seslenmekten zevk alıyordu. Kaçırıp saklamak istiyordu sevgilisini ama yapamazdı, bunu bildiği için kelimelerle kendinde tutuyordu onu.

"Beni sevdiğini ilk ne zaman anladın?" Sesi meraklı bir tonda duyulurken kafasını yukarı doğru kaldırarak baktı. Ali, Mete'yi görmek istese de başını göğsünden kaldırmamıştı hala.

"Bir anda olmadı. Zamanla, usul usul düştüm sevdana." Açıklayaşındaki edebi yana yanıt olarak yumuşak bir buse aldı köprücük kemiğinin üzerinden. "Her zaman diğerleri gibi olmadığımı biliyordum. Metin, sen, Ahmet siz hep o kızlardan konuşuyordunuz. Önceleri ben de konuşurdum ama içimden geldiği için değil, siz yaptığınız, normali bu dediğiniz için. Sonra aslında onlarla ilgilenmediğimi fark ettim. Bu ergenlik zamanlarımdaydı. Hepiniz konuşma seviyelerinizi yükseltiyordunuz ama onları duymak ve kızları öyle düşünmek beni düşürüyordu. Yani her zaman içten içe biliyordum." Ali ve Mete birlikte büyümüş sayılırlardı. Mete daha yedisindeyken gelmişti buraya ama ilkokuldan, liseye kadar birlikte okumuşlardı.

"Önceden diğerlerinden bir farkın yoktu, liseye kadar hep aynıydın gözümde, sonra zamanla en çok sana dikkat etmeye başladım. Önce seninle konuşmanın zevkli olduğu için sandım bunu. Sen baban gibiydin; okumayı seviyordun, diğerleri çocukça şeylerle uğraşırken sen hep okuyordun. Zaten önce öyle fark ettim seni, biraz özeniyordum ailene. Ben de okumak istedim."

"O zamanlar kitaplarımı ödünç alıyordun." Diyerek böldü onu Ali. Sesinde farkındalığın verdiği hafif bir hayret ve daha yeni kavramasından dolayı biraz da heyecan vardı.

"Ben hangi sözü sevsem, önceden altını çizmiş oluyordun. Böyle böyle dikkat ettim sana." Gözlerini yumarak o zamanları düşündü. Ne zaman tam olarak anlamıştı Ali'yi sevdiğini bilmiyordu ama ne zamandan beri acı çektiğini anımsıyordu.

"Bir gün vardı, sen kızlardan biri için kavgaya gitmiştin." Anıları gözüne gelirken kıkırdadı. "İyi dövmüşlerdi seni, kapıya atıp bırakmışlardı. Annen görmesin diye benim anneme gelmiştin. O gün annem evde yoktu diye ben yapmıştım pansumanını. O gün seni öyle görünce kalbim o kadar çok yandı ki o gün ilk defa senin için oturdum camın başına. Oturduğumda anladım ki yaralarından çok o kız için bu hale düşmen yakmış beni. Gerisi de geldi zaten." Ufacık bir andı bu anlattığı, yaşadığı onca şeyden ufacık bir an ama bu bile kırdı Ali'nin kalbini. Aldığı derin nefesten anladı Mete. Gözlerini görmüyordu ama Mete için ne zaman üzülse gözlerine kondurduğu pişman bakışlar olmalıydı şimdi gözlerinde.

Mete uzanıp saçlarından öptü onu. İçten içe üzülme demek istiyordu ama diyemedi. Anlattığı gündeki Mete'nin hatrı mühürledi dudaklarını. O gün nefret etmişti ama Ali'den değil, Ali'den nefret edememekten, düşman olamamaktan nefret etmişti.

"Başkası oldu mu? Bir ara gönlüme su serptim de, mutlu olduğum zamanlar oldu de, de ki daha da üzülmeyeyim." Sözleri güzeldi ama olanları duysa söylediği gibi hissetmezdi. Bunu bilerek sırıttı Mete. Madem duymak istiyordu, birazcık çıtlatabilirdi.

"Oldu, yani sevdim denilmez ama oldu. Senden başkasına aşık olmadım ama seni on altımda sevdim, on yedide yitirdim. Zaten imkansız geliyordun bana, bir de gidince kendimi toparlamaya çalıştım. Kızlarla olmayacağını biliyordum ama onlarla bile denedim. Hiçbiri ile fizikselden fazlası olmadı. Beni sevdiler mi bilmem ama ben onları sevemedim. Sonra da içeri girdim zaten. Dört yıl aklımda bir sen vardın." O kadar güzel söz etti kendini açıklarken ama Ali kafasını göğsünden kaldırdığında tek kaşını kaldırmış, bütün açıklamadaki tek bir yere takılmıştı.

"Fiziksel oldu yani?" Mete onun bu sorusuyla gülerken, o ifadesini hiç bozmadı. Böyle tepki vereceğini biliyordu, zaten bunun için anlatmıştı. Ali daha fazla üzülmem diyordu ama ne hissedeceğini hiç bilmiyordu. Kıskançlık pek yeniydi ona. Kimle yakınlaşsa, o kişi Ali'den başkasını göremezdi ki maviş kıskansın.

"Yirmi üç yaşındayım Ali. Ne bekliyordun Meryem ana gibi olmamı mı?" Siteminde bile tatlı gülümsemesini silmedi dudaklarından.

"Hayır tabii ki ama..." Söyleyecek bir şey bulamayarak durdu. Gözleri yukarı doğru bakarak uygun bir kelime arayışına girdi ama havaya ne kadar bakarsa baksın bulamayacaktı.

"Kıskanma Ali'm, kıskanma. Bir dokunuşunun hepsinin izini silip götürdü." Tek sözüyle Ali'nin yüzündeki bütün kıskançlığı yok etti. Aşık olduğu yumuşak gülüş döndü beyaz yüze. Ali dudaklarını Mete'ye uzatırken onları aşkla karşıladı.

Boyxboy etiketinde 2. Olmuşuz yerimizi kaybetmemek için ben bugün sizi bölüme boğacağım. Siz de her yere yorum atacaksınız. Ne kadar çok yorum o kadar çook bölüm :D Biraz sizi kullanıyormuşum gibi oldu ama sıradan düşmek istemiyorummm. Önerin yavrularım, tanıdığınız herkese önerin beni ve oğluşlarımı.

-Lisa

UsulHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin