Bahçeye çıktım. Derin birkaç nefes aldım. Ayak seslerini duyunca gözlerimi açıp arkamı döndüm.
"Biz çıkıyoruz Maya." Annemin sesiydi. Babamla birlikte siyah takım elbise giymişti. Kol çantasını kenardan aldı.
"Nereye?" Yanlarına gittim.
"Görülecek hesabımız var." Dediğinde elimdeki yüzüğe baktım. Yavaşça çıkarıp anneme verdim.
"Bu senin anne." Ona uzattım. Kimse bir şey söylemeden bodrum kata indim.
"Anahtarları ver." Suratıma bakan adamın yanına gidip yakasından tuttum ve duvara yapıştırdım.
"Anahtarları ver dedim." Cebinden çıkarıp motorun anahtarını verdi. Kaskı masadan alıp kafama taktım. Garajdan çıkıp sahile doğru sürdüm. Boş yolda sürmeye devam ederken önüme çıkan araba ile kenara doğru kırdım. Direksiyonun kontrolünü kaybedince frene bastım. Kaydığında yere düştüm. Ne olduğunu anlamadan siyah vito önümde durdu ve içinden takım elbiseli adamlar indi. Ağzıma kapatılan eterle gözlerim kapandı.
"Çöz lan ellerimi." Önce ellerim çözüldü. Sonra kafamdaki siyah torba çıkarıldı.
"Hoş geldin pamuk kızım." Ayağa kalktım.
"Dede?" Elini öptüm. Sarıldık.
"Seni götürmeye geldim torunum."
"N-ne demek götürmek?"
"Benim güzel torunum. Burası çok karışık. Seni memlekete götürmeye karar verdim." Şaşırarak ona baktım.
"Ama dede?"
"Evde detayları konuşuruz." Elini omuzuma koyup arabaya bindirdi.
Dedem ayağındakilerin takırtılarıyla içeri girdi. Evde sadece Cihangir vardı.
"Cihangir Kaya. Halit Kaya'nın oğlu. Konseyin yeni ve geçici üyesi. Torunumun kocası." Dedem bu,gayet normaldi. Büyük ihtimal TCsini bile öğrenmiştir.
"Evet siz de Aslan Kıraç'sınız. İstanbul'un sahibi. Büyük patron. Sizin için yüzünü gören ölür diyorlardı."
"Torunumun yanında kimsenin kafasına sıkmam. Hele de damadımın kafasına hiç sıkmam merak etme." Alnımdan öptü.
"Lalin hayır diyorum. Yeter artık itiraz etme." Babam ve annem tartışarak içeri girdi.
"Ya Çetin saçmalama."
"Lalin sen saç-" Dedemi fark ettiler.
"Baba?" Babam ne olup bittiğini anlamakta güçlük çekiyordu. Hemen elini öptü. Annemde ondan sonra el öptü.
"Niye haber vermedin? Hazırlık yapardık."
"Adana'ya gidiyoruz."
"NE?" İkisi aynı anda söylemişti.
"Ama baba." Dedem elini kaldırıp susturdu.
"Siz ikiniz burda kalıcaksınız. Ben ve torunum gidicez."
"Hakkat mi?" Babamın sorusu ile gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Hakkat."
"Olmaz baba. Kızımızı ayırma bizden." Annem yanıma gelip elimi tuttu.
"Sen hiç konuşma gelin hanım. Siz koca İzmir'i küçücük torunuma bırakırken o bu zamana kadar zorlanarak da olsa idare etti. Şimdi o en baştan başlayacak. Siz de kaldığınız işi bitireceksiniz. O bulamadığınız hain de Resul Paşa. Kızım merhamet etti ama ben etmiycem." Yukarı çıktı.
"Işıl merhamet seni güçlendirmez." Babamın söylediğiyle başımı eğip kollarımı önümde birleştirdim.
"Yukarı çık eşyalarını topla. Babam ne zaman seni getirirse o zaman geri gelirsin." Babamın söylediği ile yukarı çıktım.
"Bana Cihangir'i çağırın." Dedem çalışma odasındaydı. Koruma çıkarken içeri girdim.
"Ne zaman gidicez dede?"
"Hazırlan akşama çıkarız canımın içi." Başımı sallayıp odama gittim. Takımlarımı ayrı bir bavula koydum. Eşofmanlarımı, ceketlerimi ve croplarımı da farklı bavula koydum. Ayakkabılarımı diğer bavula koydum. Deri çantayı da alıp silahları içine koydum. Üzerine de birkaç parça kıyafetimi koydum. Her şey hazır olunca koridora çıkardım.
"Bunlar ne Maya? Geri dönmeye niyetin yok sanırım"
"Anne, babam dedi ya ne zaman gelirsiniz bilmem diye. Ben de her şeyi aldım işte."
"Ferit" aşağıya seslendim.
"Al bunları dedemin arabasına." O onları toparlarken annem babamın odasına girdi. Odama girip kapıyı kilitledim. Yavaşça tünelin üstündeki dolabı çektim. Telefonun flaşını açıp aşağı indim. Kenardan ışığı açtım. Parmak izimle demir sürgülü kapıyı açtım. Deri eldivenleri masadan aldım. Mühimmatların üzerindeki demir teli açtım. Tabanca ve susturucu aldım. Arkamdaki bağlı adamlara döndüm.
"Evet madem ben Adana'ya gidiyorum. Siz de cehenneme gidiyorsunuz beyler." Silaha susturucu taktım.
"Sen babamı içeri attırırken ben daha 6 yaşındaydım. 10 yaşımda intikam yemini ettiğim gecede bu imparatorluğun tek varisi olduğumu öğrendim. Yani senin anlıycağın konuşup konuşmaman şu saatten sonra umrum dışı. Her şekilde ölüceksin. Edip Yakar."
"Sana gelince de sen bana ihanet ettin. Babamın ölüm kararı için Ruslarla anlaştın. Sen de ölüceksin. Bayram Yavuz." İkisininde kafasına tek kurşun sıktım ve öldüler. Tünelin çıkışından ikisini de çıkardım. Biraz ilerideki kuyunun kapağını açtım. Bayram'ı içine attıp üzerine de benzin döktüm. Elimdeki zippoyu da içine attım. Edip'i de ayağına taş bağlayıp boğaza atıcakken cebimdeki kağıdı çıkarıp gömleğinin cebine koydum. Telefonum sinyal vermeye başlayınca koşarak odama geri çıktım. Tüneli kapattım ve üstümü başımı düzelttim. Anahtarı çevirdim.
"Ramazan bey sizi çağırıyor efendim." Odadan çıkıp çalışma odasına girdim. Cihangir de ordaydı.
"Buyur dede" büyük deri koltuğa oturdum.
"Cihangir de damadım olarak bizimle beraber Adana'ya geliyor."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
|Benim Babam|
Chick-Lit"Geldik." İzmir F tipi cezaevi.. çocukluğumun geçtiği yer. Yavaş adımlarla içeri girdim. "Işıl gidiyorsun." Babam içeri girince ayağa kalktım. "Baba hiçbir yere gitmiycem ben. Yeter her yerde sürekli siyah takımlı zorba adamlar görmek istemiyorum...
