Geçen bölüm dediğim gibi böyle bir bölüm yazmak gerçekten çok canımı sıktı. Fark edersiniz ki kısa kestim. Başlarda gerçekten bu gidişat canımı sıkmasa da şuan oldukları konumda bunları yazmak canımı sıktı. Biraz kurcaladım dedim bahsetmediysem değişiklik yapabilirim diye amma daha önceki bölümlerde kırmızı hareli gözler ve acımasızca canını yaktığı kısmı defalarca dile getirmişim. Dönüşü yoktu yani. Neyse hadi buna oldu diyelim nasıl bunu unutmuş gibi yaşıyorlar derseniz takılmayın diğer bölümde ayrıntılı sebebi anlaşılıyor bekletmeyeceğim sizi hadi size iyi okumalar canlarım 🥲
~~~~~~
"Ne diyorsun çorba parası çıkar mı bu sefer ?"
"Bilmiyorum lan geçen de illa birşey diyesiye başımın etini yedin tersi çıkıncada kalktın beni dövmeye çalıştın. Şimdi de aynısını yapmaya çalışıyorsun. Abicim ben mi yapıyorum bu kuponu sen yapıyorsun değil mi. Sen ne diyorsan öyledir "
"Emre sence de fazla nazlanmıyor musun abicim. Ne bu haller hareketler."
"Lan çağlar atı ben mi yemliyorum nereden bileyim. "
"Hadi ya biliyorsun sen, tutuyor senin dediklerin alır mı benim kara kızım hı ?"
"Necip'e bas sen. Ama bak Allah şahit tek bir sitem et bana, ayağımın altına alırım seni ahtım olsun buda"
"Sen annemle fazla takılıyorsun bak dikkat et yeminler , ahtım olsunlar. Yıl kaç oldu emre bey kendimize gelelim lütfen istirham ederim ."
"Hadi lan oradan zevzek."
Yaptığım kuponu telefonun arkasına sıkıştırıp dışarı çıktım arkamdan da emre çıkıyordu. Ne kadar geç gitsek bugün o kadar güzel olacaktı okula. Sabah olanlardan sonra hiç içimden gelmiyordu açıkcası tekrar o binadan girmek. Hayır her gün aynı tas aynı hamam değişen zerre bir şey de yoktu.
Alev için atlasa saldırdığım günün üzerinden çok zaman geçmiş olabilirdi ama yarası hala tazeydi. O zaman da zerre bir şey anlamamıştım olanlardan şimdi de bir şey anlamıyorum. Alev yedi yirmi dört saat atlasın yanında durup da nasıl bir tane aldatıldıgı kıza denk gelmez diye kudurmuştum adeta. Hayır adam kızları saklamıyordu birde. Öyle ulu orta aldatıyordu kızı. Nasıl içime oturmuştu yaptığı. Ben tabi atlasa saldırasıya kadar ögrenemediğim gerçeği olay olduktan sonra yani bir güzel dayağı yedikten sonra sevgili olmadıklarını öğrenmiştim ama bunun neye faydası vardı Allah aşkına. Ben yaramı kanatmıştım bir kere bu dayak da tuz biber olmuştu işte. Tabi ilerleyen zamanda bir çok sebep buldum kendime ona saldırmak için türlü türlü bahaneler.
Bugünde o günlerden farksız değildi anlayacağınız üzere. Şükür dayağından yemiş kampüsten çıkıp altılı Ganyan oynamaya gelmiştik. Bakmayın çoğul konuştuğuma ağzı burnu yamulan bir benim. Emre sapasağlam yanımda geziyor. Canımı sıkıyordu valla bu durum ama acayip de alışmıştım. Annemin bir lafı var nereden öğrendiyse hep söyler " Alışmış kudurmuştan beterdir diye." Benimki de o hesap sanırım. Atlas öyle çok hırpalamıyor, ben dokunmadıkça canımı yakmıyor ya yüz buluyordum işte kendimce.
"Ben kerhane tatlısı alıcam sende istiyor musun ?" Yanımdan geçen teyzenin şaşkın bakışlarına aldırmadan sırıtmaya başladım.
"Çağlar. Lan bu tatlının onca adı var niye sürekli bunu söylüyorsun insanlar yanlış anlıyor." Emrenin bitmek bilmeyen nazlanmaları sürerken tezgaha yaklaşmaya başladım.
"Ben bunu seviyorum.Diğer isimleri cazip gelmiyor."
"Al lan bana da al. Ama ballı ballı yada halka tatlısı olandan." Üzerine basa basa tekrar etmesine rağmen zerre takılmadan satıcıya döndüm.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PİCASSO 🍁/TEXTİNG
Short Story@Çağlar :Ondan uzak dur demiştim ! @Atlas :Bende sana cevabını vermiştim. @Çağlar :Kavga ettik ? @Atlas :Kafa attığımda cevabını aldığını düşünmüştüm. ~~~ #1. Yazışma (28.05.2021) #2. Boy (5.01.2022) #3. Biseksüel (5.01.2...
