2.1

957 46 28
                                        

Birini sevdiğini nasıl anlarsın diye bir soru sorulduğunda cevabım hep , vicdanımı üç kere sızlattığında olur.Senin kaç kere sızlattığını saymayı bıraktım anlıyor musun ?

~~~
Aynı gün

Uzakta sigara içen atlasa istemsiz kayan bakışlarım tekrar arkadaşlarıma döndü.Uykulu ve yorgun durduğu konusunda bir anket düzenlesem istikrarlı bir sonuç alacağım kesindi.Yine bir sigarayı bitirip attı.Ve nereden bu fikre kapıldı bilmiyorum ama sigara ve kokusundan rahatsız olduğumu düşündüğü için 10 kez ileri ve geri tur attığı iki ağacın etrafından dolanıp çardağa doğru adımladı.
Atlas uzaklaştıkça konuşmaya başlıyorduk.
Olanlar bir hayli karışıktı.Ama onlar için sorun olmadığını söylediler.Ne istiyorsa yapabilirmiş.
Zaten öyle kavgacı insanlar olmadığımız için sıkıntı olacağı akıllarına dahi gelmiyordu.Ve küçük bir çocuk gibi ortalıkta ben bunları koruyorum diye bağırmayacağı için kafaya takmaya değer bir olay olarak görmemişlerdi.

Konu hızla günlük şeylere kaymış muhabbet ilerlemişti.Kimse varlığına bile takılmıyordu atlasın.Sesi çıkmadan kafasını kaldırmadan oturuyordu arada bir sigara için ayaklanıyordu o kadar.Bu onların gördüğü şeylerdi.Oysa benim gördüğüm uykusuzluktan kızaran gözleri ve uykusunu açmak için her ovduğunda daha belirginleşen kırmızı damarlı gözleri vardı.Düzenli aralıklarla sol omzunu oynatıp acıyı azaltmaya çalışıyor ama başarız oluyordu. Elleri titriyor kan lekelerini görmemek için özenle çaba harcıyordu.

Çardağa doğru adımlarken ona baktım. Baktığım gibi adımları bana doğru kaymıştı. Baş ucumda dikilen adama kafamı biraz uzatıp

"Git dinlen ruh gibisin." Dedim.

Gözlerindeki bakış cevap verme gereği bile duymayacağını söylüyordu.Bu şekilde mi beni koruyacaktı peh...

"Biri gelse ceddine soyadını miras bırakır atlas. Öyle geçerler yani ırzınıza.Niye direniyorsun ki?"

"Gidersin.Buna izin veremem."

"Lan tabi gidicem dersim var 1 saate"

"Ben bırakırım."

"Olur tabi benim yerime de gir derse"

"Sen derse girmeyeceksen ne işim var orada çağlar ?"

Ciddi ciddi soruyordu bir de.Sesli bir sabır çekip,

"Geç şurada uyu en azından uyandırırım ben."

"Ya uyurken gidersen."

"Korkma paranı hazırlarım."

Gülümsemesi yayıldı suratına.Yine de kararlı olduğunu gördüm.

"Korkuyorsan elimi tut mu diyeyim atlas ne bekliyorsun ?"

"Olur."

"Dalga mı geçiyorsun lan ?"

"Hayır."

Bir düşündüm.Dolanıp durması daha çok sinirimi bozuyordu.En azından yakında olursa uzağa odaklanıp sakinleşebilirdim.Usulca yana kayıp yer açtığımda rahatça nefes aldı.Atlasın oturmasıyla bize dönen bakışlar tekrar kendi aralarında dönmeye başladığında masanın altında bileğimde hissettiğim eliyle birlikte nefes verdiğini duydum.

Kolundaki sargıya dikkat ederek kafasını koyup uyumaya başladı.Bu açıdan ellerimizi gören bir emre vardı.Ve bir elimize birde kafasını koyup uyumaya başlayan atlasa bakıp ne yapıyorsun bakışı attı.Sonra anlatırım dercesine bakıp kafamı diğerlerine çevirip konuşmalara katıldım.Artık ne kadar zamandır uyumuyorsa baya içi geçmiş vaziyette uyuyan atlasa arada bir bakıyor ve kızlar gelince iyice gürültü sınırlarını zorlayan burada nasıl da uyanmadığını merak etmeye başlamıştım.Emre sanırım ilk kez atlasa kızgındı.Kızların yanında gelen sarışın kız geldiği gibi ilgisini uyuyan atlasa çevirmiş yunan tanrısı diyerek onu izliyordu.Emre artık bir şansı olmadığına karar vermiş olacak ki kötü bakışlar atıyordu atlasa. Pek uyuyor olması onu etkilemiş gibi durmuyordu bakışlarını kesmesi için.

PİCASSO 🍁/TEXTİNGBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin