5.4

331 27 24
                                        

Bayram şekeriniz geldiii 🍬🍬

Bölüm hazırda bekleyince her şey tıkırında işliyor ya o kadar mesut oluyorum ki size anlatamam sıfır mahcubiyet yaşamak o kadar güzel birşey ki mükemmel. Amma arada bu tarz sorunlar yaşayabiliyoruz bu yüzden de tekrar kusura bakmayınız. Yeni bölümü de yazıyorum. Mayıs ayı baya yoğun geçecek cephane hazırlamak şart yoksa kalırız mazallah. Neyse dertlenmeden yeni bölüme geçelim. Böyle bölüm akıyor yazarken baya dedim bu oldu. İşte böyle birşey istiyorum dedim ve gayet memnun kaldım bölümden umarım sizlerin de hoşuna gider. İyi okumalar canlarım 😀 bol bol yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum.

Ramazan bayramınız mübarek olsun öpüldünüz 🥰🥰🥰

~~~~

Çağlar çok inatçı biri bunun çok önceleri de farkındaydım ama hiç bu kadar ileri seviyede olduğunu fark edememişim.

"Kavga mı ediyoruz."

"Hayır"

"Sana iyi mi davranıyorum."

"Hayır."

"Başımıza bir şey mi geliyor."

"Hayır."

"Bana bir şey mi yapıyorsun lan yoksa ?"

Çağların hızla suratıma dönen bakışlarıyla gülümsemem daha çok büyüdü.

"Hassiktir. Ne yapıyorsun lan ?"

Elimi hızla üzerime bastırarak geri çekildim. Amacım çağları çıldırtmaksa başarmama çok az kalmıştı.

"Sanane lan sanane orayı ögrenip ne bok yapacaksın kalk siktir git şuradan "

"İnanamıyorum çağlar neler söylüyorsun, yoksa ırzıma göz mü diktin sen ?"

Sözlerimle eş zamanlı olarak oturduğum yerden kalktığımdan vurmak için havalanan eli bana gelmeyecek olsada masaya gelmeden havada yakaladım.

"Kıyamam acımasın."

"Sabrımı mı deniyorsun atlas."

"Deniyor muyum ?"

"Deniyorsun. Zorlama."

"Pes etsem söyler misin ?"

"Hayır."

Gülümsedim. Her şeye rağmen yılmıyordu.

"Şimdilik gidiyorum ama unutmadım."

Çağlar böyle gözlerimin içine bakarken bileği elimde ona temas ederken bırakıp gitmek o kadar zordu ki olabildiğince kokusunu içime çekerek duruşumu düzeltip elini bıraktım.

"O zaman gidiyorum ben."

"Tamam."

"Akşam için söz verdin unutma tamam mı ."

"Tamam"

Çağlardan uzaklaştığım halde dönüp kaç defa ona baktım saymadım. Saymak şöyle dursun düzgün yüreyebildiğim için şükretmem gerektiğini düşünmeye başlamıştım. Çünkü her baktığımda beni şaşkına çeviren o olay oluyordu. Çağların hala bana baktığını görüyordum. Yüzünü ufak bir simge halinde görecek kadar uzaklaştığımda dahi kafasının bana doğru dönük olduğu belli oluyordu. Hani küçük çocuklar bir şeyi çok ister onun için ağlar sızlar. Tam ondan ümidini keser gibi olduğunda ona istediğini verirsiniz ya. Bana da şuan o oluyordu. Elimde istediğim şey duruyordu ama huzursuzdum.

Bana bunu niye verdi ?
Geri alacak mı ?
Dokunsam ne olur ?
Canımı acıtır mı ?
Gibi sonu gelmeyen sorularla boğuşmaya başladım. Tek tesellim ve kendimi avutma şeklim çağlardan gelebilecek olan herşeyi deliler gibi istiyor oluşumdu. Ondan gelebilecek olan herşeye aç ve doyumsuz oluşumdu. Umarım beklentilerim canımı acıtmadan çağların yanında var olmaya devam edebilirim diye avunmaya çalışıyordum.

PİCASSO 🍁/TEXTİNGBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin