6.0

319 19 12
                                        

Öyle de kırgın. Olacaklardan haberdar sanki.
Yüreğinde güzelliğinin acısı. İlk onu yuvasından ayıracaklar bes belli. Yitip giden ilk onun güzelliği olacak. Kaybolan ilk onun kokusu. Varlığı hiç olmamışcasına silinirken.
Yok oluşunun verdiği o gülümsemeye tutunup ölümünün aşk uğruna olduğunu savunacak asırlardır. Beyhude bir çırpınışla.

~~~~~

Çağların bir çok kez farklı farklı kişiliklerine tanık olmuştum. Ama bu çağları ilk kez görüyordum. Etrafta koşturup bir o yana bir o yana dolanırken yüzünden gülümseme eksik olmuyor, öyle çok mutlu oluyordu ki sanki biri ona bu anın kıymetini bil demiş'te çağlarda onu dinlemiş gibi davranıyordu. Bir saniye bile ziyan olmasın diye 3'müzle birden konuşuyor, uğraşıyor hiçbir yerden geri kalmıyordu.

Arada çağlardan nasibini alan erdem köşe bucak kaçarken ben buldukça yanına sokuluyordum.

"Benden uzak kalamıyorsun itiraf et."

"Gece yanına yatırmıyorsun, sabah koynundan çıkarmıyorsun."

"Hediyelerimden memnun kaldın mı ?"

Gibi sonu gelmeyen sorularını en hazırlıksız olduğum anlarda sorup birde cevap bekliyordu.

İçim içime sığmıyordu. Artık vakti gelmişti. Bugün. Bugün bütün her şey açık ve net olacaktı her şeyi çağlara en güzel şekilde anlatmalıydım. Alacağım cevaptan ölesiye korkuyor olsam da tüm bu olanlar bana güç vermeye başlamıştı.
Sonunda çağlar ve erdem yüzünden kaosa çevirdiğimiz mutfakta, buzdolabından reçel alırkan kavonuzu düşüren çağların yanına nasıl ışınlandım bilmiyorum. Üzerimdeki tsörtü hızla çıkarıp yeri silerken çağlara kızmaya çoktan başlamıştım.

"Annen hepimizi öldürecek çağlar, eli çok ağır bilmiyor musun hiç acımaz bak döver hepimizi ."

İçeride dönen o gürültünün ne zaman kesildiğini bilmiyorum. Ben konuşmaya başlamadan mı başlamışken mi yoksa bitirdiğimde mi susmuşlardı hiçbir fikrim yok. Sadece o uzun sessizlikten sonra çıkan çağlar'ın sesini duydum.

"Bilmiyorum. Annem bana hiç vurmadı."

Başta canım öyle çok yanmadı. Sanırım çağların canını hiç yakmamış olması beni mutlu etmişti. Sonra ufak ufak başlayıp hızla büyüyen çığın altında kaldım. Acım gözlerimi kör edecek kıvama geldiğinde dahi ne olduğunu anlamadan yeri silmeye devam ettim.
İnsan böyle durumlarda kime kızacağınıda bilemiyor. Beni dövmek şöyle dursun sevmek için dahi bana elini uzatmayan anneme mi kızmalıydım. Yoksa elini bir an olsun üzerimden çekmeden canımı yakan babama mı kızmalıydım. Benden olmadığım biri olmamı bekleyip canımı almaya çalışan patronumdan mı. Yoksa hiç sebebi yokken önce canımı yakan, şimdi de kalbimi kor ateşlerde bir bahar yeli estirip bir sahra'nın kor sıcağında kavuran çağlara mı kızmalıydım karar veremedim.

Ben kime kızacağımı dahi seçemezken yine bu hakkım da alındı elimden. Ama öyle güzel, öyle mest eden şekilde alındı ki o an canımı istese verirdim. Çağlar elini uzatmış konuşuyordu.

"Kalk hadi sana yeni tshort verelim batırdın bunu. Gerisini annem halleder."

Ben çağların elini tutup kalktığımda gördüm etrafımdakileri. Kapıda başı eğik duran annesi usulca süzüldü mutfaga. Babası kısa bir baş selamı verip günaydın oğlum dedi. Bir an emreyle bakışmalarına takılıp kalıyordum ki odaya sürüklenirken tam odaklanamadım. Çağlar bileğimden tutmuş odasına sürüklüyordu.

Odaya girdiğimde çekmeceden bir tane tshort alıp bana doğru gelmeye başladı. Ben kapıyı kapatmaya ihtiyaç olmadığını düşünsem de çağlar böyle düşünmüyor olacak ki gidip kapıyı kapattı. Omzuna attığı tshortle karşıma dikildiğinde elindeki ıslak mendille ellerimi silmeye başladı sonunda temizlendiğinde omzundan tshort'ü alıp hani küçük çocuklara kıyafet giydirirken yaptığımız gibi bana uzandı. Çağlara tepki vermiyordum. Beni ne yana çekse o yana gidiyordum sadece. Bana uzanınca karşı çıkmadan komutuna uyup başımı eğip kollarımı geçirmesine izin verdim üzerimi düzeltip bana baktı.

PİCASSO 🍁/TEXTİNGBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin