"Boncuktan gözlerinin üzerine düşen altın sarısı tutamlar. Küçüğüm sen çok temizsin benimse üzerim kir pas bedenim ise bir o kadar yara bere. Ama bil diye söylüyorum seni en çok ben seviyorum. Sana gelemesem de seviyorum."
İsterdim ki parmak boyalar yüzlerine bulaşmış şekilde yazayım. Atlas kıvırcık adamın hatrını hiç kırmamış olsun. Kocaman geyik çizmiş olsun. Güneş rengarenk boyasın onu. Kalbinin o kuytu köşelerinde tüm o kurak topraklarda yağmurlar yağsın gökkuşağı açsın. Ama olmuyor. Yara hala taze. Daha kanaması gerekiyor , kanasın ki kabuk tutabilsin.
Ah be adam. Bu acı sana fazla. Toprak ol. Taş ol. Dağ ol. Toplanamıyorum, sesin her gün kulaklarımda. Ağlama artık yeter.
~~~~
Aynı gün
Ben atlasa gelirken hiç beklemedim. Ona doğru attığım her adım önlenemez bir biçimde sert ve kararlıydı. Ben ona gelmek için öyle hızlı koştum ki sonunu düşünmeden düşünemeden. Çok sonraları fark ettiğim gerçek onun da bana gelirken hızını kesmemiş olmasıydı.
Biz düşünmeden koşarken ortalığı toz duman etmiştik. Çarpışmamız bir yıkım gibi olmuştu benim için , onda tek bir hasar yoktu. En azından bir zamanlar bunun böyle olduğunu düşünüyordum.
Ben bağırdıkça sesimi duyurmaya çalıştıkça sesimi kesmişti. Canımı yakmıştı. Beni sevenleri üzmüş beni kullanarak ağlatmıştı. Sonra bir gün çıka gelip özür dilemiş ve her şey arap saçına dönmüştü. Gözünden sakındığı toz konduramadığı biri olmuştum. Daha dün , ona belki zarar verebilirim diye kaldırdığım elimi anında bana attığı yumruktan korunmak için kullanıyordum. Ne değişmişti, ne olmuştu ? O gün bana acımayan adam neden şimdileri bana böyle davranıyordu bilmiyorum. Canımın acısına nasıl ortak oluyordu. Nasıl gittikçe gözümde büyüyordu. Neden önümde diz çöküyordu bilmiyorum.
Ama onu önemsiyordum. Bunu hep biliyordum sanırım. Ama şu an o kadar net anlamıştım ki iliklerime kadar hissediyordum çaresizliğimi. Şu sol yanıma cehennem ateşi düşmüştü adeta. Bir saat. Bir saat daha geç gelseler. Bir kez olsun sarılmış olsa. Belki bir kez kokusunu koklasa yetmezdi ama hani bir nebze lan teselli olurdu. Boğazımda ki şu düğüm yakmazdı belki canımı bu kadar.
" Atlas."
Dönmeseydi. Keşke o gözleriyle bana dönmeseydi. İki dakika önce insanları kendi yerine ağlatıyorsun dediğime pişman olmuştum. Şu gözlerde yaş olacağına varsın tüm dünya ağlasında yeter ki orada tek damla yaş olmasın diyordum şimdi.
" Gitme lan. " Sesim titrek gözlerim yaşlı.
Derin bir nefes çekti sigarasından . Sigara usulca yanarak yarılandı. Kapattı gözlerini. Açtığında o değildi. Gözlerini açan atlas değildi. Bu o kadar belliydi ki. Buğulu gözleri donmuştu. Kaşları çatık tüm vücudu gergindi. Maskesini kuşanmıştı işte. Yine uçurumlar koymuştu aramıza . Ayağa kalktı bana arkasını dönüp onlara baktı. İkisinin de ceketlerini iliklediğini gördüm. Hürmet gösteriyorlardı. Buradan belliydi ona gösterdikleri hayranlık ve korku. Dönmedi bir daha bana. Ama konuştu. Keşke tek bir kelime dahi edemeseydi.
"At bunları. Kirlendiler."
~~~
Gitmişti.
Gideli iki saat oluyordu. Blok dersimi asmıştım. Emre damlardı birazdan buraya. Soru sorardı belki ne bunlar diye. Belki zerre umrunda olmazdı. Sahi benim neden umrumdaydı ki ? Hak etmemiş miydi bunları. Atlas da sonuçta iyi bir insan değildi hayat bu herkes yaşattığını yaşıyordu. Sadece bana değil çok kişide izleri vardı. Yakmadığı can kalmamıştı. Hak etmişti işte. Hak etmesine etmişti ama böyle olmasını da istemiyordum.
Ben ona karşı dik duramıyorum o benim karşımda yıkılmıyordu ama ben onun karşısında hiç dik duramamıştım ki. Bu sefer farklı olacağını kim söylemişti. Ben hep onu affetmeye çalışıyordum. Ve fark ettiğim üzere başarmıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PİCASSO 🍁/TEXTİNG
Short Story@Çağlar :Ondan uzak dur demiştim ! @Atlas :Bende sana cevabını vermiştim. @Çağlar :Kavga ettik ? @Atlas :Kafa attığımda cevabını aldığını düşünmüştüm. ~~~ #1. Yazışma (28.05.2021) #2. Boy (5.01.2022) #3. Biseksüel (5.01.2...
