6.5

181 14 2
                                        

Merhaba arkadaşlar,

Nereden başlasam bilemiyorum ama ne desem eksik ne desem manasız kalıyor. Öyle bir dönemdeyiz ki inanın ne kadar beklersek bekleyelim bu acı normalleşip unutulmayacak. Yaşıyoruz hayat durup bunu atlatabileceğimiz bir zaman tanımıyor bize ama bu günleri hiç unutmayalım olur mu. Bunca hayatın yarım kalışını tamamlanmayan bincelere insanın hikayesini unutmayalım. Yarım kalan aşklarını, masalarından eksilen kişilerini , daha tanıyamadan yitip giden anneleri babaları çocukları unutmayalım. Çünkü biz unutursak her şey tekrar yaşanmaya mecbur kalır. Allah kimseye bu acıları tekrar yaşatmasın.

*** Bölüm daha öncesinde yazılmış ve heyecanla sizinle buluşmayı bekliyordu. Bu kadar buruk bir bölüm olacağı aklıma dahi gelmezdi. Umarım beğenirsiniz iyi okumalar.

~~~~
Pazar 19:00 (Atlas)

Pelte.
Tüm vücudum adeta bir pelte gibiydi. Hareket etmeyi düşünmek bile canımı yakarken kımıldamak dahi istemedim.Kendimi tekrar bıraktığımda uyumaya devam ettiğimi fark ettim.

Pazartesi 07:45 (atlas)

Sıkışık idrar yolları. Tetikleyici bir unsur. En etkili alarm.Tuvaletim gelmeseydi muhtemelen uyumaya devam ederdim. Üzerimden gitmeyen bir yorgunluk vardı sızlayan kemiklerim daha dokunmadan iyileşmesinin günler süreceğini anladığım yaralarım vardı.Pişman mıydım ? Hayır. Canım acıyor muydu ? Evet ama önemli miydi hayır. Kırgın mıydım ? Dibine kadar.

İç sesimin bile kırıldığını konuşmak istemediğini fark edeli 1 haftayı geçti.Belli komutlar yollayıp beni çağlara sürüklemekten başka bir şey düşünmüyor, anlamıyor, algılamıyordum. Canımı ne kadar yaksa da beni ne kadar uzaklaştırsa da çağlara gitmekten başka çarem yok gibiydi. Tanrım ben daha onsuz ne yapacağımı bilemezken onun bu nefretiyle nasıl başa çıkabilirdim.

Çağlar. Hem kurtuluşum ,hem hapishanem. Hem acım, hem sevgim. Hem gülümsemem, hem gözyaşım. Hem aşkım, hem... Nefretim olamayacak kadar sevdiğim. Çağlar hep kelimelerimin bile yetmediği kısımda kalıyordu. Hep daha fazlasıydı.Kafam patlamak üzereydi. Ne kadar düşünürsem düşüneyim bir çıkış yolu bulamıyordum.Daha ne yaptığımdan habersiz yatakta öylece duruyordum. Tuvalete gidip gelmem haricinde ayaklanmamıştım . Etrafıma baktığımda muhtemelen erdemin beni getirdiği geçici bir yerde kalıyorduk. Başka bir evdi yeni tutmuş sanırım. Karnımın ufaktan acıkmaya başladığında bu sersemliğimin sebebi de az çok belli olmuştu. Ne kadar zamandır doğru dürüst yemek yemiştim şekerim ya da tansiyonum düşmüş olmalıydı.

Sağımda ki çekmeyi açıp içinde yiyecek bir şey var mı diye bakınmaya başladım. Göreceğim kişi erdem olsa bile şu an konuşmak istemiyordum. Bu konuşmaları ne kadar ertelersek o kadar iyi olurdu.
Beklemiyordum. Yani sayamadığım kadar kondomun çekmecenin içini doldurmuş olması beni biraz şaşırtmış olsa da tepki vermedim. Erdemden beklenebilir bi hareketti. Ama insan bu durumda bu ne alaka diyordu. Sonra siktir ettim sanırım kaçamak yaptığı bir yere gelmiştik. İnşallah mutfak da bu şekilde değildir diye düşünmeye başladım. El mecbur yataktan çıkıp, dışarı çıktım.

İçeriyi saran ufak soğan kokusu yemek pişirildiğine işaretti. Ve bilin bakalım kim yemek pişirmeyi bilmiyor. Hızlı bir şekilde erdem fikri kafamdan silinirken beni buraya kimin getirebileceğini düşündüm. Patron ? Bir evde değil muhtemelen leşin içinde olurdum. Alev ? Bu ara ailevi sorunları yüzünden o kadar haber alamaz olmuştum ki ulaştığımda karşılıklı isyan edecektik ama o da olamayacağını belli ediyordu kafamda, yavaştan kasılan kaslarımla ilerleyip mutfakta yemekleri karıştıran bedene baktım. Vücudunun her yerini sarıp sırt kaslarını alenen belli eden gömlekli bedeni tanımam çok da zor olmadı.

PİCASSO 🍁/TEXTİNGBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin