3.9

570 43 18
                                        

Sonunda gelen yeni bölüm. Tamam sakin vurmayın hak ettim biliyorum ama hayatımda köklü bir değişiklik yaptım. İşten ayrıldım.Bayadır bu konuyla alakalı sıkıntı yaşadım ve sonunda kurtuldum diyebilirim.Yaşasın beş parasızlık 😀 

Neyse küçük bir aydınlatma yazacağım herkes çağların anlamaması üzerine kızgın biliyorum ama arkadaşlar bu çocuk daha ne kadar anlayabilir. Eski bölümlere bakarsanız zaten net bir şekilde atlasa ona yürüyüp yürümediğini sorduğunu sizde hatırlayabilirsiniz. Ben çağların durumunu şu şekilde düşünüyorum. Hani ormanda bir ağaç görürsünüz ve onun hakkında tek bildiğiniz ağaç olduğudur.Oysa bir diğer olasılık da var. Oda belki meyve veren bir ağaç olduğu. Ağaç çiçek açmadan bunu bilemezsiniz ya. İşte bu yüzden Atlas çiçek açmadan çağlar bunun da bir olasılık olduğunu bilemeyecek.

Örneğim çok kötü olabilir ama beni anlarsınız diye umuyorum ve iyi okumalar diliyorum. Sizi seviyorumm.

*****

Önemli değilsin.
Önemli değilim.
Önemli değiliz.
Onun sadece kalbi güzel.

Tekrar eden bu dörtlük sürekli beynimde yankılanıyordu. Atlas. İt herif. İnsanı bir bok olduğuna inandırıyordu. Ona fazla kapılmamak gerekiyordu sanırım. Ama ilgi her canlı türünün düştüğü bir yemdi. Ve atlas bunu kullanmayı iyi başarıyordu. Ve bilin bakalım kim ilginin hastasıydı. Küçüklükten beri tek çocuk olmanın verdiği nimetleri hiç sakınmadan almış ailenin göz bebeği olmuştum. Elbette akrabalar arasında erkek çocuk vardı ama ben bir başkaydım. İnsanların gözünün içine bakardım beni sevsinler diye eh beni bir kere sevmeye görsünler artık kök söktürmeden bırakmazdım. Bağımlılık gibi bir şeydim çocukken bir kere sevdiler mi bırakamazlardı.

Ama benim aksime atlasın küçüklüğünden beri yaşadığı hayat o kadar acımasız olmuş ki avucunda ki küçüçük bir mutluluğa bile göz dikilmiş. Bu yüzden benimsediği güzelliklere yada onu mutlu eden şeylere böyle sıkı sıkı sarılmasını anlayabiliyordum. Konuşmaktan bir türlü bitirip de kalkamadığımız yemek boyunca anlamıştım bunu. Yemeğin başlarında tabagındaki tüm bezelyeleri ayıkladığı pilavını izledim dakikalarca. O diğerlerine hararetle bir şey anlatıyor olabilirdi ama bu kimin umrundaydı ki ?

O lanet pilava bezelyeleri o katmıştı. Buna bayıldığını söylemişti. Ve şimdi lanet olası onları tek tek ayıklıyordu. Ne halt yediğini anlamaya çalışıyordum. Sinirlenmiştim. Ve bunu saklayabilir miydim daha fazla bilmiyorum. Artık ne anlatmışsa masadakiler kahkaha atmaya başladığında sonunda bana bakabilmişti. Suratımın sinirli olduğunu adım kadar emindim. Ve o bana sadece güldü. Bakışlarımın arada tabağına kaydığını görünce gülümsemesi daha da genişledi. Son bezelye tanesi de kenara çekildiğinde tabağı eline alıp alevin tabağının üzerine bezelyeleri dökmeye başladı.

Alev gözleri kapalı kenara ittirebildiği 10 kadar bezelye tanesine içi kalkmış gibi bakarken pilavın üzerine düşen daha çok bezelye tanesiyle şok oldu. Atlas tabakları değiştirdi. Alev gözlerini artık sonuna kadar  açmış sade pilava gülümsüyordu ve atlas bana bakarak içi bezelye taneleriyle ve pilavla dolu kaşığı ağzına attı.

Nasıl fark etmemiştim. Yanı başımda hoşlanmaktan da öte olduğum kız bunları yaparken nasıl görememiş de onun tabağına odaklanmıştum. Bu benim yemekteki ilk şaşgınlığımdı.Sonrasında sonu olmayan bir girdaba girdim. Atlas erdeme yemek yedirirken. Bazen tek gözü bandajlı olan emreye yardımcı oluyordu. Ben kendimi onlardan soyutlamıştım sanırım. Kendim bile farkında değildim istemsizce yapmıştım bunu.

Sanırım emreyi de bu kadar çabuk benimsemesine kırılmış olabilirim. Madem her şey bu kadar kolay olabiliyordu neden ben bu kadar acı çektim diyordum. Madem atlas bu kadar iyi bana neden kötü olmuştu. Şimdi bir anne gibi hepsine ayrı ayrı koşturup özen gösterecekti. O zaman neden sadece canı yanan ben olmuştum. Benim günahım neydi ? Sorularım canımı yakıyordu. Belki buna dayanabilirdim ama ya cevaplara şu an buna hazır değildim.

PİCASSO 🍁/TEXTİNGBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin