4.5

430 31 8
                                        

Multimedya: Erdeme az daha konuşursan... Diyen çağlar.

*****

Titrek bir nefes daha havaya karıştı.

Gergin geniş omuz, omzuma hafifçe tekrar temas etti.

Kemikli uzun parmaklar bir kez daha kenetlendi.

Ve işte şimdi döngünün son aşaması, yüzü yavaşça bana dönüyor.

Birbirimize bakıp gülümsüyor ve tekrar döngünün başa sarmasını bekliyorum.

Yaklaşık 15 dakika geçmişti bu döngünün başlamasının üzerinden. Atlasın hızla buraya geldiğini hatırlıyordum. Ve bana rağmen erdemin yakasını tutarak havaya kaldırmasına tanık olmuştum. Ve neden bilmiyorum ama öylece kala kalmıştım. Başımın üzerinde birinin yakasına yapışan adam bu kadar kısa bir sürede bana o kadar güven vermişti ki onu bir daha bana kötü bakarken göremeyecek gibi hissetmiştim. Kısa bir an o bakışları hissettiğim gibi nefesim kesilmişti. Baktığı kişinin ben değil de bir başkası olması yinede durumu değiştirmemişti. Kafam hızla onun göğsüne doğru düştüğünde atlas da erdemi bırakmıştı. Derin nefeslerim ve ben orada biraz durmuş sakinleyince kendimi düzeltmiş çardağa kendimi bırakmıştım.Ayakta biraz daha duracak ne gücüm ne kuvvetim kalmıştı. Atlas da o zamandan beridir yanımda durmuş bu döngüyü tekrarlıyordu. Biraz daha durup sessizliğe daha fazla dayanamayıp konuşmaya başladım.

"Bir daha olmasın."

Erdem kafasını kaldırıp bana kaşlarını çatarak bakmaya başladı. Ne var ki onunla eş zamanlı atlas da erdeme bakmaya başlamıştı. Erdem atlasın bakışlarını fark ettiğinde mahçup bakışlarını tekrar yüzüne yerleştirmişti ama buna rağmen konuşmamı devam ettirmekte kararlıydım.

"Bir daha bizim aramıza girme. Bizim yerimize karar verme. Bize sormadan saçma fikirlere kapılma. Bizim düşüncelerimizi, birbirimize karşı verdiğimiz değeri sen bilemezsin. Bir daha haddin olmayan özellikle bu konu hakkında bir şey yapma."

Sözlerimin ağırlıyla erdem bana daha kötü bakmaya başlamıştı.O ve ben birbirimize öldürecekmiş gibi bakarken diğerleri de ortamın gergin havasından nasibini almış gibiydi.

"Ben halimden memnunum. "

Atlasın konuşmasıyla ona doğru döndüm. Çok boktan bir durumun içindeydik lan. Ben böyle bir duruma nasıl geldik hala şaşkınlık içerisindeydim ama atlasa doğru döndüğümde her şeyi siktir edip sadece kocaman gülümsemiştim. Şerefsiz herif sanki babasının karşısında kocasını savunuyordu. Birde halinden memnunmuş.

"Valla bende halimden memnunum yiğidim yediğim önümde yemediğim ardımda. Bir dediğim iki olmuyor. Birde maşallah zebellah gibisin kem gözle bakanın kem gözünü çıkarırsın. Maşallah maşallah."

Utkunun kendini parçalarca gülmesinin ardına herkes konuşulanların ayrı bir yerine gülmeye başlamıştı. Atlas da sonunda gülmeye başladığında işte bu diyordum işte bu gülüş her şeye bedel.

"Bunu mu bekliyordun lan kaç yılın hasreti bu. "

"He valla ya ne sen sor ne ben söyleyeyim 22 yıllık bu hasret. Kurudum la kurudum. Ben baba evinde göremedim böyle ilgi alaka. "

"Şimdi neriman teyze burada olacaktı seni yolardı lan ne diyordu kör yanlarından çıksın aa paşa dölü aa diye."

"Kadın beni seviyor mu sevmiyor mu anlamıyorum ki bir paşa oluyorum bir paşa dölü ayarı yok."

"Nankörlük kanına işlemiş oğlum senin. Ah canım neriman teyzem kıymetlerin hiç bilinmiyor."

Emrenin omzuna omzumla vurdurup atlasa doğru döndüm. Beni izliyordu bana bakıyordu bana gülümsüyordu. Anlam veremiyordum ama güzeldi bakışları, baktım konuşmuyor ben konuşayım diyordum ki o konuştu.

"Yemeğe gidelim. Yemek dediysem de demleniriz işte onu kast ediyorum."

"Valla mı lan kaç zamandır gidemedik biz uyarız."

Utku ve tayfası zaten dünden hazırmış gibi plana atlarken bizimkiler de onaylıyordu planı sadece mert hızla ortaya atıldı.

"Aman kurban olayım sahte içkiye eliniz gitmesin. Biterim, biteriz benden söylemesi."

Herkes mert ve yusufun hazin sahte içki olayını dinlerken bir yandan da mekan bakıyordu. Ben konuşmamıştım ama plana uyucağımı belirtmiştim atlasa kafasını sallayıp mekanlara bakarken mırıldanmaya başladı. Huzurlu bir gürültü çökmüştü sanki üzerimize. O an sanki sessizleşen hava sırf bu an daha çarpıcı daha sarsıcı olsun diye sessizleşmiş gibiydi. Etrafa hızla yayılan alarm sesi geniş alanda yankı yapmaya başladı.

Sesin geldiği yeri biliyordum. Atlasın arabasından geliyordu. Muhtemelen biri geçerken vurunca çalışmıştı ve tuşuna basıp kapatılacaktı. Bunun için neden ayağa kalkması gerektiğini başta anlamamıştım. Hala tuşa basıp kapatmadığı alarm sesini anlayamadığım gibi.

Kafamı biraz ileri uzattığımda kaportanın üzerinde oturan çocuğu görmem alarmın bilerek çalıştırıldığını gösteriyordu. Başta işle alakalı olduğunu düşünsemde çocuğun tipi hiç o havayı vermiyordu. Diğerlerine baktığımda onlar da pür dikkat çocugu izliyordu.

Atlas yanımdan uzaklaşırken seslenmeyi düşündüm. Son anda vazgeçip gitmesini izledim. Sonuçta konuşup yanıma tekrar gelince de sorabilirdim olanları. Ama utku konuştuğunda bundan artık o kadar da emin değildim.

"Abi sence de bu biraz aşırı olmadı mı."

"Ne aşırı oldu.Çocuk kim?" Atlası beklemeden utkuya sorularımı hızla yönelttim.

"Senin de tanımadığın biri çıktı sanırım. "

Yüzümdeki boş bakışa bakıp konuşmaya devam etti.

"Cihan. Atlasın konuştuğu çocuğun adı cihan."

"Biz kalkalım o zaman bu plan da yattı."

Utku bizimkilere bakıp konuşmaya başladı.

"Atlas bu saatten sonra gelmez. Erdem de gördüğünüz üzere endişeden ne bok yediğini anlamaz isterseniz erteleyim planı sizin için de sorun olmazsa."

"Yok abicim ne sorunu başka zamana artık. Siz keyfinize bakın"

"Biz yavaştan gidiyoruz o zaman"

Çocuklar bizimkilerle vedalaşıp yanımızdan ayrıldığında atlasın da çocukla arabaya binip uzaklaştığını gördüm. Emre de çocuklarla kalkıp gittiğinde çardakta sadece erdem ve ben kalmış sessizliğe bürünmüştük. Kafamın içi o kadar doluydu ki tek bir şeyi dahi arasından çekip anlamaya çalışamıyordum. Sadece öylece durmuş masayı izliyordum.

"Cihan için özür dilerim.Diğerleri için bir özür bekleme benden ama cihan için gerçekten özür dilerim. Cihanı çağırarak büyük bir hata yaptım."

Erdem konuşmasını bitirip çardaktan kalkıp gittiğinde kafamda bir ton düşünce ve ben orada öylece kalakalmış duruyorduk. Bu özrün neden dilendiğini zerre umursamıyordum. Benim umursadığım tek şey atlasın bana bir kere dahi bakmadan gidebilemesiydi.

PİCASSO 🍁/TEXTİNGBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin