Bu bölüm daha uzun olacaktı ama dedim ki dur cennet. Diğer olaylara geçmeden bu iki bölüm yağmur gibi yağsın tüm o duyguları atlasın. Belki şuan bunları anlayamasa da sırsıl sıklam ıslansın çağlar. Atlas yine çağlar üşümesin diye güneş açsın.
Çağların karakterinin dizisini bitirdim. Acayip takıntılı biri olduğum için izlemeyi erteliyordum sürekli ve evet takıldım. Çağları alıp sevesim var. Atlası karşısına oturtup saatlerce izletesim var. Deliriyorum sanırım.
Tüm bu olanları geçersek sizi seviyorum okuyun yorum yazın. Okudukça gözünüzde kalpler çıksın bir sonraki bölümü bekleyin çünkü ben şimdi onu yazmaya gidiyorumm...
~~~~~
Onun yakından bu kadar güzel göründüğünü nasıl unuturdum. Çağlar yakından o kadar güzel görünüyordu ki onu tanımlayamıyordum.Kelimelerimin yetersiz kaldığını hissediyordum.Böyle bir görüntünün beni bu kadar mest etmesi akıl alır şey değildi.Tanrım bir günahı nasıl bu kadar çok arzulayabilirdim. İliklerime kadar her bir hücremle onu istiyordum.Hem de sonsuza kadar.
Adam domates doğruyordu. Sadece domates. Elindeki domatesin birini ağzına atıp parmağına emerek bana döndü. Dönmeseydi.
"O kadar mı kötü ya"
" Kötü. Çok kötü." İçim. İçim çok kötüydü.
"İdare edicez artık bir sefer böyle yeseler ölmezler ya."
"Hıh ?"
"Salata. Salatayı bir kez böyle yeseler ölmezler."
Yaptığı salatadan bağsediyordu. Benden değil.
"Haklısın."
Eline aldığı salata dolu kaseyi salona götürürken arkasından bakıyordum sonunda dayanamayıp inatla beni izleyen erdeme çevirdim bakışlarımı. Acıyormuş gibi baktı. İnanın şu an tam acınılcak haldeydim. Tam tamına 3 saat 23 dk bu işkence sürüyordu. Belki de arzu savaşım. Ya da özlem arsızlığım. Doyamıyordum lan bakmaya. Çocuğu bakışlarımla yedim doymadım, yaklaşmaya çalıştım. Yetmedi saçlarını kokladım. Derin bir nefes aldım. Sanki ilk kez nefes alıyormuşcasına derin derin içime çektim kokusunu.
Az daha bu halde kalsak neler olabilirdi bilmiyorum. Sanırım onun için bir şey fark etmezdi çünkü zerre bir şey anlamamıştı. Ona bakıyordum. Yemeğe baktım sanıyordu. Onu kokluyordum. Yemeği kokladım sanıyordu. Ona dokunuyordum. Yemeği yanlış yaptığını sanıp kendini düzeltiyordu. Ona gülümsüyordum. Yemek yapmasıyla dalga geçiyorum sanıyordu. Ben çağlara ne yapsam ne söylesem o hep yanlış anlıyordu.
Ya da doğru anlayan oydu. Ben abartıyordum. Onda zerre değişiklik olmazken şu halde durmamız bende aklımı oynatmama sebep olabilirdi. "Çağlar beni anlasa ne yapardım." Bu soruyu defalarca kendime sormuştum. Bazen o kadar imkansız geliyordu ki bu soru hayal kurmak bile zor oluyordu. Bazen de o kadar bilindik o kadar tanıdık bir şeye dönüşüyordu ki sanki çağlar hep benimmiş gibi hep benim yanımdaymış gibi her şey olması gerektiği gibi yaşanıyor hissi veriyordu.İşte tam o anlar ona dokunmak istiyordum. Ellerim hiç acelem yokmuşcasına o ince tutamlara dokunsam, gözlerimle sevsem.
Ben hep çağların kokusunun boynunda daha yoğun olduğunu düşünüyorum. O mest edici kokunun merkezi bence tam olarak orasıydı ve ben orada soluklanmak isterdim. Saatlerce o kuytudan çıkmadan beklerdim. Belki yaşlarımla ıslatırım o güzel teni. Belkide tuzlu yaşlarımın tenine değmesine dayanamaz ve ağlamaktan vazgeçerdim kim bilir.
Uzun uzun yüzüne bakmak isterdim. Gzö göze gelip beni görmesiyle, bana bakmasıyla mest olurdum. Ve hayallerimde dahi düşleyemediğim dudakları. Bunun hakkında konuşamıyordum bile. Şu an kalbim orayı düşünecek kadar sağlam değil. Ve aklım. Ona da şu an ihtiyacım var , ikisini de yitiremem. Göze alamam bunu. Onu kendimden uzağa itecek her şeye karşı durmalıyım. Bu ben olsam bile. Elimdekilerle yetinmeliyim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PİCASSO 🍁/TEXTİNG
Kısa Hikaye@Çağlar :Ondan uzak dur demiştim ! @Atlas :Bende sana cevabını vermiştim. @Çağlar :Kavga ettik ? @Atlas :Kafa attığımda cevabını aldığını düşünmüştüm. ~~~ #1. Yazışma (28.05.2021) #2. Boy (5.01.2022) #3. Biseksüel (5.01.2...
