6.2

261 19 15
                                        

Sanırım emre ve Çağlar diyebiliriz :D

Bölüm şarkısı da
Dedublüman-sakladığın bir şey var
~~~

Aklımdan ne geçiyordu bilmiyorum.

Sanırım herşeyin normale dönmesini falan bekleyen bir yanım vardı ve bunun içten içe olacağını düşünerek bekliyormuşum. Ve bunu yeni fark ediyor olmak nasıl desem üzücü bir durumdu. Her şey bu kadar hızla dibe batarken sıkı sıkıya bu umuda tutunduğumu bilmek beni üzmüştü.

Çağların biraz farklı biri olduğunu bilmek için müneccim olmaya lüzüm yoktu. Onun yanında biraz beklediğinizde gerçekler suratınıza bir tokat edesıyla çarpıyor ve farkına varıyordunuz.

Çağlar emre'nin korkulu bakışlarına zerre aldırmadan arabadan inip gideli neredeyse bir saat bile geçmemişti.Boş boş çardakta bir süre oturmuş atlasın defalarca çağları aramasını dinlemiş şimdi de kalkıp arabaya doğru ilerlerken onun gidişini izliyorduk. Sanırım aramızdakilere odaklanmamak için ikimiz de bahane olarak çağları ve atlası kullanıyor olabiliriz. İşe yarıyor muydu ? Evet. Konuşmayı erteliyor muyduk ? Evet. Ama gerçekler saklanıyor muydu ? Emin değildim.

Emre'nin bu kadar yakınında durup da ona dokunmadan nasıl durduğum konusunda durmadan konuşan bir iç sesimle kapışırken birde bu sen değilsin hadi ama saçmalama diyen de bir tarafa sahiptim. Belki bir anlık libido yükselişiydi.

Belki de onları kıskanıyor olabilir miydim. Atlasın bu denli birini seviyor olmasını bende deneyimlemek için saçma bir şekilde buna tutunuyor olabilir miydim ? Neden olmasındı değil mi herşey bir şekilde rayına oturuyordu. Bahane bulmak istiyorsam birden fazla tez üretebilir konumdaydım sadece yerine oturmayan ve beni çılgına çeviren tek şey ona dokunduğum o ilk anda yaşadığım  mükemmel tamamlanmışlık hissiydi. Emre sanki yıllardır eksikliğini çektiğim sürekli daha fazlası diye didinip durduğum duygularımı tamamlamıştı sonunda. Bu korkutuyordu anlatabilir muyum ? Öyle çok korkutuyordu ki ne yapacağımızı şaşırmıştık ikimizde. Biz zaten bir kaosun içindeyken birde kendimizden öte koyduğumuz iki insan çaresizce cebelleşiyordu gözlerimiz önünde.

Ve inanın adım kadar iyi biliyorum ki seçim anı geldiğinde ne ben ne o kendimizi değil onları seçecektik. Çünkü insan ilk ailesini seçerdi değil mi ?

İnsan düşündüğünü çağıran bir mahluk. Ben seçim anı dedikçe zorunluluk dedikçe önlemez bir şekilde karşıma çıkıyordu bunlar.Atlasın yüzüne atılan ilk yumruğu da ilk o saniyerlerde gördüm zaten. Çağların peşinden gelen kalabalık ve o gürültü bedenime çok sonraları ulaşmıştı. Emre de benden farksız değildi boş bakışlarını durdurup hızla ayaklanmasıyla ilk ayılanın o olduğunu anladım bende ayaklandım. Başta odak noktam sadece Çağlar ve atlastı. Hani şu yenilmez ŞAMPİYON diye nefessiz bir şekilde bağırdıkları arkadaşım. Çağların yumrukları altında yatıyor kolunu dahi kaldıramıyordu. Yere düşüyor tekrar kalkıyor karşına geçiyor sonra tekrar düşüyordu. Başta kimse anlamadı olanları. Normalde ilk yumruk hakkıdır derdi atlas sonrası hiç olmazdı. İkinci yumruk gelmeden düşerdi rakibi. Oysa düşen şimdi ondan başkası değildi.

Emre'nin de benim gibi ona koştuğunu sanmıştım ama atlasa doğru koşan birine attığı ilk yumrukla sonunda ayılmıştım. Alperenin ülkücüleri birer birer olaya gelirken emre bir diğerine saldırdı bende birine atladığım gibi indirdim.

Sonrasıysa kaos gibiydi ortalık mahşer günü doldu. Dayak yemeyeli o kadar çok zaman olmuştu ki insan olduğumu unutmuştum. Atlas bir tanrı edasıyla mabedimde beni korurkan bırakın dayak yemeyi kötü bir söz dahi işitmiyordum. Güvenlik geldiğinde ortalıkta bir kişi dahi kavga etmeye yeltenmiyor kıpırdamayı bile bırakmıştı sadece çağları atlasın üzerinden alamadık bir türlü bırakmıyordu atlası.

Çağları atlasın üzerinden aldığımız an Çağlar onu tutan kişiye bağırıyor atlas daha saniyeler öncesinde can çekişerek dayak yiyen o değilmiş gibi ayağa kalkıyor çağları tutan kimse onu indirip çağların önünde tekrar diz çöküyordu.
Tanrı aşkın bu kadar ızdıraplı birşey olduğunu biliyor muydu içimize koyarken ? Bu da onun bizi sınama yöntemi miydi ? Doyumsuzca ve sınırsıca içimize dolan o mutluluk acı çekerken de bir o kadar pervasızca ödetiyordu bize hissetiklerimizin bedelini.

~~~~

Korkularımın beni pusuda beklediğini bilmiyordum. Koridorun karşısında elleri kanlı bekleyen çağları görmek kanımı kaynatırken yanında duran Emre'ye bakarken de bunu hissetmek istemiyordum. İçimde kopan bu fırtına tek bir kişiye yönelsin istiyordum ama olmuyordu. İçimde inşa ettiğim o güzel orman yavaş yavaş çığın altında kalıyordu. Durduramıyordum.

"Dur lan artık,dur !"

"Çağlar."

"Şerefsizim elimde kalacak o çocuk hala Çağlar diyorsun."

"Erdem." Gözünden hem yaş hem kan akarken elleri titriyordu.

"Anlamış erdem. Öyle çok sustu ki ezildim erdem."

"Başkadır lan kesin başka bir şey vardır nerden anlasın . Çağlardan bahsediyoruz oğlum."

"Erdem. Beni kabul etmeyecek biliyordum. Biliyordum."

Ellerimin arasından fırladığı gibi çağlara doğru yürüdüğünde biraz ilerler ilerlemez yere kapaklandı. Sanki biri atlasın içinden canını çıkarmış gibiydi.Ne gücü kalmış gibiydi ne de nefesi  olduğu yere düştüğünde ağzından kanlar dökülürken nasıl gittim yanına bilmiyorum. İçimde kor yanarken hala sıkılı yumruklarıyla üzerine atılan çağlara bağırmaya başladım.

"İnsaf Çağlar bu kadar mı kinlendin neyin var ?"

"Bu onların arasında karışma erdem."

"Dalga mı geçiyorsun lan ?"Gözüm dönmüş gibi Emre'ye döndüm.

"Atlasın yaptıklarının yanında bu bir hiç biliyorsun değil mi ?"

"Diyet mi lan bu hesap ödetiyorsun ?" Ne diyordu lan bu it.

"Çağlar ."Atlas son bir yakarışta bulunsa dahi,

Konuşmadı.

Atlas karşısında inim inim inleyerek adını sayıklarken bir kez olsun konuşmadı. İçeride sordular sustu. Çıktık sustu. Diz çöktü önünde yine sustu. Seslendi yine sustu. Dönüp bir kez olsun bakmadı eserine.

Ellerimin arasında eridi yok oldu sanki atlas. Çağlar sustukça yok oluyordu sanki.Ne Çağlar ne diğerleri acıyordu atlasa sanki bir seçim şansı olmuşta o bilerek kötü olmayı seçmiş gibi göz yumdu olanlara herkes. Ne ceza ne başka birşey. Karşısına alıp baktı ve çıkın toparlanın dedi. Ne olduğunu sormadı bile çağlara.

İnsan ailem dediği kişinin çaresizce ağladığını görünce yok oluyormuş. Sayıklar gibi hala çağların peşinden gitmeye çalışmasına yüreği el vermiyormuş bir türlü. Öldürseler dönüp bakmayacağım adamın arkasından yalvardım.

"Çağlar dön lan bir kere yazık lan. Dön bir kere gel döv söv küfret yüzüme tükür sesimi dahi çıkarmam lan dön yeter ki ! Yalvarıyorum Çağlar lütfen.".     
 
Çağlar durdu ya olduğu yerde şerefsizim beni diri diri o an toprağa gömse sesimi dahi çıkarmazdım. Atlas yalparayark yaklaştığında Emre'nin suratı çağlara döndü sonra bana.

"Yaklaşmasın."

Bir insana nasıl kederli bakabilirsiniz. Yada ne kadar hayal kırıklığına uğramış gibi. Bana gökyüzü vaad ettiği yerlerin boşluk olduğunu görmüş gibi bakıyordum Emre'ye.

"Tamam." Elim atlası sıkıca tuttuğunda benden destek aldı.

"Çağlar.Seviyorum seni."

"Özür dilerim Çağlar."

"Özür dilerim ama çok seviyorum.

"Bir kere dön lütfen, yüzüne gözlerinin içine bakarak seni sevdiğimi söylemek istiyorum."

Attığı ilk adımda sesi titredi atlasın.

"Dön bak bana.Sen benim canımı acıtmadın Çağlar . Dön bana, dokunduğun yerlere bak."

"Çağlar ben yapamam."

"Ben sana dokundum Çağlar. Kokunu aldım bir kere. Kollarım bir kere sardı seni. Tenim bir kere seni hissetti. Kalbim bir kere aldı seni bırakamam seni yapamam. Gitme yalvarırım. Ne istersen yap ama gitme."


PİCASSO 🍁/TEXTİNGBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin