Okuduğu kitabı kenara bıraktığında Seungmin hayatının ilk kez bu kadar sıkıcı olduğunu hissetti, sanki yapacak hiçbir şeyi yoktu.
Hoş, yoktu.
Saate bakıp Paris'te hala gece geç bir saat olduğunu fark ettiğinde oflayarak doğrulmuştu ki kapısı tıklatıldı ve Chan yavaşça kapıyı aralayıp başını içeri uzattı, sonra birden bir şey görmüş gibi şokla gözlerini kapattı.
"Tanrım, Seungmin giyin çabuk!" Seungmin hafifçe kaşlarını çattı.
"Oradan bakınca çıplak gibi mi duruyorum?" Chan gözlerini geri açıp ona gülümsedi.
"Hayır sadece biraz şu ciddi ifadeden kurtul diye öyle yaptım, hala huysuz dedeler gibisin. Neyse, bizimle spor yapmaya geliyorsun." Seungmin itiraz etmek için ağzını açsa da sonra duraksadı.
Yapacak bir şeyi yoktu, hem egzersiz yapmak güzel olabilirdi.
Chan onun duraksadığını görünce başını kapıya yasladı.
"Sana benden bir şort vereyim, bekle geliyorum." Seungmin cevap veremeden Chan kapıdan çekildi.
Ve ikisi birkaç dakika sonra üst katta, Chan ve Changbin'in sürekli birlikte egzersiz yaptıkları odadalardı.
Seungmin merakla içeriyi incelerken Chan kapıyı kapatıp küçük pencereyi açmak için ondan uzaklaştı.
"İstediğin aleti deneyebilirsin, sana zarar gelmesin diye dikkatli olacağım." Seungmin istemsizce kalbinin teklediğini, sonra yanaklarının ısındığını hissetti.
Chan'a olan hisleri mi depreşmişti ne...
Koşup, kendisine bunları söylediği, dudaklarına yapışsa ne olurdu sanki?
Bu düşünceleri içine atıp yavaşça etrafa bakındı ve bir alete yaklaştı, Chan hemen onun yanına ulaşmıştı.
"Önce ısınman lazım yoksa kendine zarar verirsin, ısınma hareketlerini aletler olmadan birlikte yapalım mı?" Seungmin başıyla onu onaylayınca Chan odadaki matlara doğru çekti onu.
Kısa bir ısınmadan sonra Seungmin uzandığı yerde başını geriye yasladı.
"Neden ısınma bu kadar zor?" Chan onun aksine oldukça rahat bir şekilde ayağa kalktı.
"Aslında seni zorlamamak için kolay seçmiştim, belki de sandığımdan fazla zayıfsındır." Seungmin ona ters bir bakış attı.
"Bütün günümü spor salonunda geçirip mağara adamına benzeyemediğim için üzgünüm."
"Bir lafın da altında kal ya..."
"Üzgünüm, laf yiyeceğini bile bile bana sataşan sensin." Chan yardım etmek adına Seungmin'e elini uzattı, Seungmin itiraz etmeden onun elini tutup ayağa kalkmıştı.
"Hangisini denemek istiyorsun?" Chan'ın elini bırakıp bakışlarını etrafta dolaştırdı.
Seni desem ve dudaklarına yapışsam şurda...
Tabii yapmadı, sessizce bir alete yanaşıp üstündeki koltuğa oturdu.
"Ağırlığı senin için ayarlayayım, şu kısmını kendine çek." Seungmin onun uzattığı parçayı tutup Chan'ın ağırlığı ayarlamasını izledi. "Böyle iyi mi?"
"Biraz ağır."
"Birazsa sorun yok, amacımız biraz ağır olması zaten." Chan yavaşça Seungmin'in karnına ve sırtına elini koyup onun duruşunu düzeltirken Seungmin tuttuğu parçayı daha sıkı kavradı, Chan'ın elleri onun duruşunu ayarlayıp sonra omuzlarına yerleştiğinde hala nefesini tutuyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Pyromania\Chanmin
FanfictionChan pyromania hastasıydı, ve en büyük hayali büyük bir yangın çıkarmaktı. Bu isteğinin hayatında nasıl bir etki bırakacağını bilmeden, ateşin vereceği zevki düşünerek o evi yakmıştı. (Birini sevmek o kişi için delirmek değil, iyileşmektir.)
