Neler yapmadık şu vatan için!
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk söyledik.
Orhan Veli
🕊️
Genç adam, delikanlı Emirhan ve dağ gibi ardında duran Çağan, baba-oğul birlikte karakola gelmişlerdi. Çağan babası ile ilk kez geliyordu buraya. Burası Çağın'ın aktif olarak görev aldığı karakoldu.
"Babam," dedi Emirhan. Gençti ama her zaman ciddiydi.
"Söyle paşam," dedi Çağan. İsterse altımışını geçmiş olsundu, babası her 'paşam' dediğinde içinde bir şeyler kopacak, kalbi hızlanacak ve karnında kıpırdanmalar olacaktı. İçten ve yürekten 'paşam' derdi Çağan ve Emirhan bunu her yaşta sevmişti.
"Askerlerin sana ne kadar güveniyor?" diye sordu Emirhan. Henüz askeri liseye başlamıştı, sivil bir öğrenciydi. Üstelik ortaokulda oldukça başarılıydı. Babası gurur duyuyor ve Kuleli Askeri Lisesi'ne gidebileceğini her gün söylüyordu oğluna.
"Hım..." dedi Çağan. Genç oğlunun omzuna attı elini. "Bir asker," dedi tane tane. "Komutanına da tim arkadaşlarına da canını emanet eder paşam. Ancak bu canlardan bir tanesine bile zarar gelse, ufacık bir çizik olsa, tırnağı bile kırılsa bunun sorumlusu timin komutanıdır. Bir asker, komutanına her an şüphesiz güvenir ve bu güvene karşılık komutan, askerinin tırnağı bile kırılmadan evine dönmesini sağlamakla yükümlüdür."
Karşıda, koridorun sonunda askere kızan Mustafa'yı işaret etti Çağan. "Bak mesela," dedi Emirhan'a. "Mustafa amcan o askere kızıyor. Belki hatası büyük, belki ufacık; ama kızıyor. Çünkü burası oyun yeri değil. Burası asker ocağı, ana kucağına benzemiyor. Senin en ufak hatan, en ufak dikkatsizliğin veyahut sana bir anlık doğru gelen düşünce; seninle beraber onlarca askerin hayatını tehlikeye atar. Tahmin ediyorum ki, Mustafa amcanın kızdığı asker nöbette uyudu. Lakin bu bir tahmin."
"Nöbette uyursa, onun yüzünden onlarca asker şehit düşer, değil mi babam?" dedi Emirhan.
"Evet paşam," diye doğruladı Çağan. "O asker nöbette uyursa, düşman bu anı kollar. Hani derler ya, su uyur düşman uyumaz. O hesap. O uyursa, biz ölürüz. Biz ölürsek, artık herkes uyur." Çok anlamamıştı Emirhan bu sözleri. Bunu fark edebiliyordu Çağan. "Bunu, üzerine giydiğin üniforma ile emirler verip, her hatasında kızdığın askerlerin olunca anlayacaksın oğlum. Bir gün koskoca komutan olup, emrinde olacak belki yüzlerce askere yaptığı en ufak hatada ceza verirken anlayacaksın."
"Peki babam, ceza verince de akıllanmazsa asker?" dedi Emirhan bu kez. "Diyelim hata yaptı ve ceza aldı ama o ceza akıllanmasına yetmedi. Aynı hatayı tekrar yaptı. O zaman ne olacak? Ne yapılacak?"
"Askeriyede hataya yer yoktur oğlum," dedi Çağan net bir şekilde açıklayarak. "Bir operasyonda tim komutanının yaptığı hata da timi, timdeki askerin yaptığı hata da timi etkiler. Karakolda bir askerin yaptığı hata, bütün bölüğü etkiler. Bizim mesleğimizde hataya yer yoktur. Bir kere yaparsa akıllar, cezasını da paşa paşa çeker. Eğer o cezadan önce akıllanmamışsa zaten adam olmaz. Cezaya rağmen akıllanmadıysa, burada işi yoktur."
"Çağan Yıldıran ve askerlik dersleri!" dedi son harfi uzatarak gelen Mustafa Erçetin. Çağan güldü bu gelişe. Yanlarına yanaşan Mustafa, bakışları keskin bir şekilde ona bakan çocuğa indirdi. "Oğlun olduğunu fazla belli ettiğini biliyor muydun?" dedi Çağan'a.
Çağan kendine çekti Emirhan'ı. Koluyla sıkıca yapıştırdı bedenine. "Oğlum tabii," dedi gururla. Göğsü kabardı. "Babasına benzeyecek. Belli edecek. Gören diyecek, bu çocuk Çağan Yıldıran'ın oğlu."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Vatan Uğruna
Mystery / ThrillerVatanı uğruna aylarca göreve giden hayalet asker. Sevgilisini bekleyen sınıf öğretmeni. Saf ve zorlu aşkın hikayesi. Aybüke ve Barlas'ın yaşamını ikilinin ağzından dinlemeye ne dersiniz?
