Nefes aldığın şehir
Ne kadar şanslı.
Kim bilir, sesini
Gökyüzü sanan kuşlar bile vardır.
Sait Faik Abasıyanık
🕊️
Saat geliyordu ve ben evdeydim. Heyecandan yerimde duramıyordum. Meyra ile Oğuzhan, Dilek, Çilen, annem ve Merve teyzem yanımdaydı. Odamdaydım ve ciddi anlamda titriyordum.
Barlas'ın evlenme teklifinden sonra o arabasına binip, gelenleri karşılamak için gitmişti ve beni eve bırakmıştı. Eve gelip önce bir güzel ağlamıştım.
Kızlara yüzüğü gösterdiğimde, hepsinin benim mutluluğumla gözleri doldu ve ben biraz daha ağladım.
Şimdi ise saçım, makyajım ve kıyafetim ile tamamdım. Ağlamam artık yasaktı, makyajımı akıtamazdım. Zordu, çok fazla mutluydum ve sürekli bir ağlama isteğim vardı.
Ve... Zil çaldı...
Kalbim çıkacak gibiydi. Sanki yeri, ona dar geliyordu. Yetmiyordu olduğu yer. Patlayacaktı. Ellerim titriyordu. Her an bayılabilirdim.
"Kızım kalk hadi," dedi annem. Anneme baktım. Gülümseyerek bakıyordu bana. "Kapıda kaldı insanlar, hadi, annem," dedi bu kez.
"Bayılırsam tutun beni," dedim ve kalktım. Babam, Fatih ve Emirhan abim salondaydı. Babamda ve Fatih'te beyaz gömlekle bir takım elbise, Emirhan abimde ise siyah gömlekle takım elbise vardı. "Baba," dedim, imkanım olsa çığlık atardım.
"Hadi kızım," dedi babam. Güvenini en derinlerde hissettim. O güvenle, kendime emin adımlar eşliğinde kapıya gidiyordum ki, Dilek önüme geçti.
"Önce bir paramızı alalım, hayatım," dedi gülerek.
"Bu kez bir şey diyemeyeceğim, bence de alalım," diye destek çıktı Meyra.
"Oğuzhan," dedi Dilek. "Koş yanıma." Oğuzhan koşarak gitti Dilek'in yanına. "Şimdi kapıyı aralayacaksın ve elini uzatacaksın. Para verilince elini çek, biz onay verirsek kapıyı aç."
"Para mı alacağım!" dedi Oğuzhan.
"Evet, hadi." Dilek çocuğu sırtından itelerken, kıkırdamadan edemedim. Oğuzhan kapıyı araladı. Küçük avucunu uzattı dışarıya.
Dışarıdan Yamyam'a ait bir anırma sesi geldi. "Ne?!" diyen Barlas'ın heyecanlı sesini duyunca, kalbim daha da hızlandı.
"Para istiyor, oğlum," dedi Kağan babam.
Oğuzhan'ın hemen arkasında duruyordum ve herkes arkama doğru dizilmişti. Emirhan abim kızların arasından çıktı ve yanıma geldi. Elini, omuzumda hissettiğimde ona döndüm. "Abi," dedim kısık sesle.
"Yanındayım," dedi sadece. Sesinde derin bir güven vardı. Dağ gibi duruyordu arkamda. Tıpkı Çağan amcam gibi. Gülümsedim.
Oğuzhan elini geri çekti. İki yüzlük bırakılmıştı ve Oğuzhan, Dilek'e bakıyordu. "Yeter yeter," dedim hızla. "Oğuzhan, gel ablacığım yerine."
Oğuzhan hemen annesinin yanına gitti ve parayı gülerek annesine verdi. Derin bir nefes verdim ve kapıyı açtım güzelce.
Barlas, simsiyah takım içerisindeydi. Hemen arkasında Kağan babam vardı ve yanında Zümra annem tekerlekli sandalyede oturuyordu. Kağan babamın yanında, Engin diye bahsettiği komutanı vardı. Komutanın yanında eşi olduğunu düşündüğüm kadın ve onların arkasında dalyan gibi Arslan. Arslan'ın gerisinde bütün tim heybeti ile dikiliyordu.
Barlas'a bakıp gülümsedim. Kağan babam, Barlas'ı sırtından itekledi azcık. Barlas eve girdiğinde, elinde bulunan papatya ve manolyalar ile dolu çiçek demetini bana uzattı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Vatan Uğruna
Misteri / ThrillerVatanı uğruna aylarca göreve giden hayalet asker. Sevgilisini bekleyen sınıf öğretmeni. Saf ve zorlu aşkın hikayesi. Aybüke ve Barlas'ın yaşamını ikilinin ağzından dinlemeye ne dersiniz?
