Tutuşmuş Beraber-Melike Şahin. Nerdeysen-Semiramis Pekkan.
🕯️
Göğüs kafesimdeki kemikleri birbirine kenetleyen,sıkıştırıp,nefes aldırmayan o kabuslardan bir tanesindeydim yine bu gece. Soluk soluğa bir halde yastığımdan ayrılmış,yataktan zor ayaklandırmıştım kendimi.
Yüzüme su çarpmak için açtığım suyun arkasında bakmamak için direndiğim aynada görüp görebileceğim en belirgin şey günlerdim toplasam 2 saat kapanmış olan gözlerimdi. Gözlerimin altındaki koyu,mor halkalara kim baksa ya aşırı fazla uyuduğumu ya da hiç uyku uyuyamadığımı düşünürdü. Kaldı ki ikinci tahmin doğruydu.
Psikiyatrinin verdiği hiçbir ilacı yutamıyordum. Belkide en fazla 1 hafta kullanmışımdır,sonrası kutu kutu ilaçların ve hapların çöpü boylamasından ibaretti. Uyuşuk biri yapıyordu beni. Daha az düşünen,çok uyuyan,hep uykusu olan ve tek derdi nefes alıp vermek olan biri gibi. İyi gelmiyorlardı yani.
Bir tek sıfattan alıkoyamamıştı o ilaçlar beni. Aşık olmaktan. İlaçlar onu düşündüğüm her saniye haddinden fazla şiddetlenen kalbime hiçte yardımcı olmamıştı.
Gecenin 2 buçuğunda ne yapıyordum pencerenin başında bilmiyordum ama yapmayı bildiğim en iyi şey düşünmekti. Yapamadığım en berbat şeyse o düşünceleri ilaçsız susturamamak.
Kabus gibiydi her şey bir haftadır. Tıpkı gece gördüğüm kabuslar gibi. Koskoca 168 saattir uyuyordu Lavin mesela. Mesela, 168 saattir hastanenin bir adım ötesine gidemiyordu Bartu,Lavin'i o soğuk odada bir başına bırakıp. Belinay,Lavin'i görmek için hastaneye her gelişinde bana karşı nefretle doldurduğu gözlerini gözlerime kenetliyor oluşu canımı yakan başka bir mevzuydu. Mesela.
Mesela Emir Mirza Arslan'la sarıldıktan sonra ona bir adım dahi gitmemiştim. Hastaneden taburcu etmiş,ettikten sonra da ona kendine iyi bakmasından başka hiçbir kelam etmemiştim.
Çok net hatırımda: "Bu mu?" diye sormuştu sadece bana.
"Bu kadar," demiştim bende sadece.
Yine o buz tutmuş sesiyle "Öyle olsun," diye cevap vermişti.
Zira sonrasında hastane bahçesinde yaşanan olaylar pek tatsız olmuştu.
Hiçbir şey dememiş,diyememiştim çünkü ne diyecektim? Biz 2 yıl boyunca boşu boşuna ayrı kalmışız,ben seni hâlâ unutmamıştım, seni bizzat görünce tüm ışıklar yeniden yandı mı diyecektim?
Ama sadece onu değil,onun yaşattıklarını da unutamamıştım. Hâlâ göğsümün tam ortasında alev alev yaktığı yangın dinginliğini koruyor ve sönmüyordu. Benim canımı çok yaktın,gözlerimin içine bakarak babam yaşıyormuş gibi davrandığın zaman senin canın yanmadı mı?
Ya da almış alacağı kadar darbe ailesinden,bir darbe de ben vursam sırtından,bir bıçak izini de ben atsam bana güvenen kalbine diye mi düşündün?
Tüm bu düşüncelerimin ortasına dalan zil sesi irkilmeme sebep olmayacak gibi değildi. Gecenin bir vakti kim çalardı benim kapımı? Deniz içeride uyuyor,belkide 17.rüyasını görüyordu. Göktuğ bu saatte gelmezdi. Burçe yeni evliydi ve çok mutluydu. Burada ne işi olsundu ki? Bartu hastanedeydi Lavin'le. Belinay asla kapımı çalmaz,evime kadar gelip yüzüme bakmazdı. Kimdi?
Tehlikeli biri olsa zili çalmazdı değil mi?
Karanlık koridoru aydınlatmak için lambayı açtım. Yavaş ve sakin adımlarla ilerleyerek kapının önünde durduğumda en fazla yanlış adrese gelen bir kuryedir diye geçirdim içimden. Bu düşünce miydi birden bana kapı kolunu açmama cesaret ettiren bilemiyordum lakin karşımda dağ gibi dikilen kişi bir kurye falan değildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İMA
Novela Juvenilİntikamı için bir şirkete sızmaya çalışan Lizge'yi aslında onu çok daha önceden bekleyen ve daha öncesi olan Emir Mirza karşılayacaktır. Yollarının kesişmesi ikisine de bir seçenek sunarken,bu seçenek çok daha öncesinden belirlenmiştir. Lizge ve Emi...
