Çok sevdiğiniz birine geri dönmek için onun ölmesi yada ölümden dönmesi mi şarttı?
Onu kaybetme düşüncesi boğazıma ellerini sarmış,tenime sivri bıçaklarını geçirmişken ben öyle öfkeliydim ki kendime. Ondan,benden,bizden çaldığım 2 yıl vardı. Bu iki yılın sonunda yeniden,başka bir şehirde karşılaşmış,belki de bir şansımız daha olmuştu.
Peki bu karşılaşma onun ölümünün acısını kendi gözlerimle görüp,kendi ellerimle onun kalp atışlarının durduğunu hissederek cayır cayır yanmam için miydi? Bir ceza mıydı bu? Yoksa bir masalın son buluşu mu? Oysa masallar mutlu sonla biter. Bizim sonumuz masal değildi.
Ama ölsem unutamam ben seni. Ölsen unutmam yine.
"Kaldır onu.." diye sayıkladım Göktuğ'a doğru Emir'i cansızca yattığı yerden uyandırması için.
"Lizge...Çok üzgünüm." Gözlerim yanıyordu ama henüz kapanmamışlardı. Islak kirpiklerimin altından ona baktığımda,"Üzgün falan değilsin! Olamazsın çünkü ölmedi o!" diye bağırdım,ya da çığlık attım; bilemiyorum belki de kendi kendime bir mırıldanıştı bu. "Söz vermişti! Asla,dedi bana."
Onun boşluğa düşmüş,hareketsiz elini tuttum. "Asla dedin,Emir." Sen verdiğin sözleri tutarsın,hep tuttun. Bendim yalancı olan,bir yabancı olmak isteyen,kendini kandıran. Unuturum,dedim. Unutmuşumdur belki dedim,yalanlar söyledim.
Gitmek,benim yapacağım bir şey değil demiştim sana. Halbuki giden bendim. Kalan sen. Aşkın matematiğinde 2'den bir çıkınca 0 kalırmış biliyor muydun? Yaşattığımı mı yaşatacaksın? Giden sen olacaksın bu kez: kalan ben. Ama ben,senin beni bulduğun gibi bulamayacağım seni başka bir şehirde. Şartlarımız adil değil. Uyan.
Gözlerimin kararıp,bilincimin kaybolduğunu hissettiğimde,karanlığa çekilmeden önce duyduğum son sözler gözlerimden süzülen bir yaşa neden oldu.
"Göktuğ hocam,nabız var!"
Benim aksime,verdiği sözleri tutardı çünkü o.
☼
Kendime gelip gözlerimi açtığım ilk an, damarlarıma sakinleştiricinin etkisinin karıştığını anladığım andı. İlk birkaç dakika gördüğüm rüyayı çatık kaşlarla anlamlandırmaya çalışmış,sonra beni zorla yatırdıkları hasta yatağından hızla ayrılmıştım.
Nergisler vardı o rüyada kucağımda.Bilirdim nergislerin anlamını. Güzeldi,çok güzeldi lakin bu rüya gerçekleşecek miydi? Oysaki ben bu sabah zaten kabus gibi bir güne uyanmış,sevdiğim adamın kalp atışlarının durmasına şahit olmuştum.
Sonra o,verdiği sözü tutmak için geri dönmüştü.
Şimdi ameliyathane kapısının önünde beklerken yere çökmüş,sırtımı duvara yaslamıştım.
"Sen istersen yaslanabilirsin bana," demişti bir keresinde. Sana değil,buz misali duvara yaslanıyorum şimdi.
Hastaneye getirilenlerin kim olduğunu biliyordum. Bartu,Mert,Lavin ve kolunda bir sıyrık olan Deniz. O,iyiydi. Ama Bartu,Mert ve Lavin ne haldeydi bilmiyordum. Öyle korkuyordum ki birisini kaybetmekten artık,onlara bakmaya bile gidememiştim.
Sesim çıkmıyordu. Birkaç saat önceki gibi inletmiyordum etrafı. Gıkım çıkmadan gözyaşlarım akıyordu sadece. Ama öyle akıyordu ki,üzerimdeki önlüğümün ıslaklığını hissedebiliyordum. Sadece gözyaşlarım değil,onun kanı da vardı. Ellerimde,önlüğümde...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İMA
Teen Fictionİntikamı için bir şirkete sızmaya çalışan Lizge'yi aslında onu çok daha önceden bekleyen ve daha öncesi olan Emir Mirza karşılayacaktır. Yollarının kesişmesi ikisine de bir seçenek sunarken,bu seçenek çok daha öncesinden belirlenmiştir. Lizge ve Emi...
