Bölüm 28

1.8K 89 118
                                        

Tatilden döndüm. Yanan kollarıma rağmen bölüm yazdım kıymetimi bilin şaka bir yana bir haftada özlemişim yazmayı hikayede yeni gelismelere geçiyoruz. Iyi okumalar😍

Rüya gibi geçen Istanbul'un ardından Izmir'e dönmek itiraf etmeselerde hepsine zor gelmişti. İlk tren ile geri dönmek durumunda kalmışlardı. Özellikle Leon babasının başına yıktığı evrak işlerinden bunalmıştı. Kafasını bile kaşıyacak vakti olmuyordu. Kısıtlı zamanlarda kaçak göçek Hilal ile görüşmeye çalışıyor fırsat yarattıkça soluğu hastanede alıyordu. Azize hanım ile konakta köşe kapmaca oynuyorlardı. Minik sevgilisi ile ne zaman bir araya gelecek olsalar kadın hissediyormuş gibi diplerinde bitiyordu. Hilal'i hastaneye bile peşinden sürükler olmuştu. Bu duruma yeterince canı sıkkın olması yetmiyormuş gibi bir de Italyan başbakanı şerefine düzenlenecek resepsiyona da kendisi görevlendirilmişti. Balo da Hilal'i rahat göreceğim düşüncesi olmasa katlanalacak iş değildi. Odasında işleri ile ilgilenirken yine aklına deniz gözlü sevgilisi gelince yüzündeki gülümsemeye engel olamadı. Iç çekti o kadar çok özlemiştiki yalnız kalmayı.  Değil bir buse çalmak elini dahi tutamamıştı Hilal'in, son bir kaç gün içinde. Yanan evleri eskisinden güzel olmuş Azize Hanım ısrarla tamir edilen evlerine dönmek istemişti. Cevdet Albay'ı da ikna etmişti. Şimdi Albay ve ailesi kendi evlerinde kalıyorlardı. Şüphesiz bu duruma en çok üzülen kızlar ve Leon olmuştu. Azize'nin kendisine karşı değişen tavırlarından Hilal ile aralarındaki münasebeti bildiğini düşünüyordu. Kızla bu konuyu paylaştığında ise öğrense tepkisi çok farklı olacağını söylemişti.

Hilal ilaç şişelerini yerlerine özenle dizdi. Bir gözü kapıdaydı. Leon sabah çocuk ile haber göndermis, frsat bulursa geleceğini söylemişti. Ikindi vakti geçmiş akşam olmuştu hâlâ gelen giden yoktu. Hüzünle omuzlarını düşürdü.  Nihayet beyaz kapının açıldığını gördü ancak beklediği kişi değildi. Hayal kırıklığı ile Ayşe hemşireye baktı.

"Bir hanım geldi Hilal ısrarla seni görmek istiyor."

"Tamam Aýse hemşire ben ilgilenirim."

Hilal çabuk adımlar ile küçük odaya ilerledi. Kapıyı açık bıraktığında son derece çirkin bir kadın sesi kapıyı kapatmasını rica etmişti. Çarşafa giren kadın arkası dönük oturuyordu.

"Şikayetiniz nedir?"

"Kalp ağrılarım var."

Hilal içten içe kendisine tanıdık gelen sesin kim olduğunu bulmaya çalıştı.

"Bana dönerseniz yardımcı olmaya çalışacağım."

Sabrının son kırıntısı ile konuşuyordu genç kız. Onca işin arasında bu kadın ile uğraşacak takati yoktu.

"Benim derdimin dermanı ilaclar değil sizsiniz hemşire."

Çarşaflının pembe peçesinden kurtulmasıyla hilal gördüğü yüz karşısında gözlerini kocaman açtı. Ellerini ağzına yerleştirip kahkaha atmaya başladı.

"Leon!"

"Hilalimou!"

"Bu kılık ne böyle?" Hilal karnını tuta tuta gülüyordu. Genç adam iki elini yana açıp güldü ne yapayım dercesine.

"Ne yapayım seni görmem için başka çarem kalmadı. Azize Hanım bir kere daha beni görürse neşter ile kovalayacak sanıyorum." Leon kapinin önünde gördügü gölge ile pembe peçesini örttü yüzüne.

"Hilal?"

"Muayene ediyorum anne."

"Tamam kızım." Odadan giden Azize Hanım ile birlikte iki gençte kıkır kıkır gülmeye başladı.

TEĞMENHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin