Leon'un Kütahya'ya gidecek birlikte olduğunu öğrendiğimden beri içime bir sıkıntı peydah olmuştu. Bir yandan bu durum diğer yandan Helen'in bitmek bilmeyen hafif davranışları matbaadakilerin bana sırt çevirmesi Elenilerin Yunanistan'a taşınması anneme Leon Kütahya ya gidince sizle beraber kalmak istediğimi söyleyince aldığım cevap münasip olmaz. Nereye kadar münasip olmayacaktı? Ben ölene kadar mı? Beni evde istememesini anlıyordum. Çevredekiler ne diyecek diye düşünüyordu. Kaçak göçek eve alır olmuştu. Söylemiyordu ancak hissettiriyordu en fenası da buydu. Kışlık erzak yaptığımız günden sonra değişmişti. Veronika Hanım ile gitmem komşuları kızdırmış olmalıydı. Annemin böyle yapmak istemediğini biliyordum ama dokunuyordu işte. Gecenin kör vakti odada bunu düşünür olmuştum. Leon ile Aleksi dışarı çıkmışlardı. Helen, Veronika Hanım ve Vasili büyük salonda hoş sohbet içindeydiler. Veronika Hanım benden çok Helen ile anlaşır olmuştu. Oysa beni anladığını düşünmüştüm. Kıskançlık yapıyordum. Kendi kültürlerinden biri ile yakın olduğu için ona kızamazdım. Paylaşacak daha çok şeyleri vardı. Tıpkı Leon ve Helen gibi. Belki de hata bendeydi. Becerememiştim, becerememiştik.. Leon gün geçtikçe asabileşen her yaptığıma kulp bulan biri haline gelmişti. Ailemi çok özlemiştim. En çokta annemin bana yüz çevirişi yakıyor canımı. Ben onca şeyi göze alıp vatanım için canla başla çalışıyorum dışarıdaki insanlar ne derse desin davamdan vazgeçmedim. Geçmemde. Ellerim istemsizce son zamanlarda olduğu gibi hafif belirginleşen karnıma gitti. Hayatımdaki yolunda giden tek şey tek tutunduğum dal yavrum.. Az daha bir kendini bilmez yüzünden elimden kayıp gidecek olan yavrum. O olmasa bunca şeye katlanmazdım. Dayanağım olmuştu. Leon'un sevgisinden şüphe etmemin tek nedeni benim uyuduğumu sandığı vakitler mütamadiyen benden özür dilemesi ellerini saçımdan çekmeyişi burnunu boynumdan ayırmayışı. Neden böyle yapıyordu o vakit neyi göremiyorum bilmediğim ne vardı? Haftalardır beynimi bir kurtcuk gibi yiyip bitiren sorularıma bu gecede cevap bulamamıştım. Artık dayanamıyordum. Kaçıp gitmek istiyordum. Ne ailem ne bu konak ne matbaa ne hastane artık beni kabul etmiyordu buralarda fazlaydım. Belkide ruhum burallarda fazlaydı bedenimden ayrılsa yeşil çimenlerin göğe uzanan ağaçların bembeyaz bulutların masmavi gökyüzünün arasına karışsa daha iyi olurdu.
*****
Sonunda içimdekileri birilerine dökebilmiştim. Aleksi şaşkınlıktan büyümüş gözleriyle bana bakıyordu.
"Anlayacağın Hilal'i korumak için ondan uzak durmalıyım."
"Leon! Bir çaresi bulunur. Sen her zaman demez misin umut hep vardır diyen."
"Anlamıyorsun! Anlamıyorsun! Onun nefes alması benim mutluluğumdan daha önemli gerekirse ondan uzak kalmaya cehennemde yanmaya razıyım. Yeterki yaşasın."
"Korursun. Stavro'nun iftira attığını söyleriz. Buluruz bir yolunu pes etmemelisin. İkinizinde ruhu emilmiş gibi."
"Babam.. General Vasili sence bana inanacak mı? Hilal'i haklamanın, Halit Ikbal o olmasa bile üstüne yıkacak birini bulmuşken benim göz yaşıma bakacak mı sanıyorsun. Hem bilmediğin bir şey daha var." Sıkıntıyla başımı kaşıdım söyleyeceklerimden utanıyordum. Aleksinin soran gözlerine cevap verdim.
"Babam beni Hilal'den malumat alabilmek için evlendim sanıyor."
"Leon sana inanamıyorum!"
"İşin içinden çıkamıyorum. Zamanında Hilal'e anlatsaydım-"
"Seni affederdi. Hilal seni seviyor. Hala geç kalmış sayılmazsın. Ablamın yaptıklarına bile kibar kibar lafinı söyleyip köşesine çekiliyor. Ablam dayanılmaz biri ona bile katlanıyorsa."
"Hilal çok başkadır o benim ilk ve tek aşkım. Ablan konusunda ise haklısın."
"Haklıyım ancak ablama da cesaret veren sensin Leonidas."
"Korkuyorum Aleksi"
"Neyden korkuyorsun?"
"Kendimden. Bencillik ederim diye korkuyorum. Benim yaşamak için Hilal'e ihtiyacım var ama Hilal ben yokken de yaşayabilir. Onu seven bir ailesi var. Her ne kadar kızgında olsalar arkadaşları var. Yaralandığı zaman hepsi hastaneye koştu. Hilal ile görüşmediler ancak iyi olduğunu duyunca ayrıldılar. En önemlisi bir hedefi idealleri var. Ondan uzak durmaya çalışmak benim için dayanılmaz o benden uzak dursun istiyorum. Ben doğmamış bebeğimizi koruyamadım. Kendimden tiksiniyorum. Yüzüne bakamıyorum. Benim tek amacım Hilal'in yaşaması. Varsın o beni kötü bilsin, bensiz yaşasın."
"Hadiseyi duydum. Kötü zamanlar geçirmişsiniz... Sen bu yüzden ablamın hareketlerine izin veriyorsun. Hilal'i kendinden uzak tutmak için doğru mu anladım?"
"E-evet."
"Ablamı kullanıyorsun?"
"Bak böyle söyleyince hoş olmuyor biliyorum - "
"Kes! Ne kadar adice bir şey yaptığının farkında mısın sen! Hilal kendini ne kadar değersiz hissediyordur tahminin var mı? Ya ablam pembe hayaller aleminde dolaşmasına bir sebepte sensin. Ben gidiyorum sen.. sen burada otur zıkkımlan. Ve kaderine razı ol ahmaksın koca bir ahmak! Hilal'i hak etmiyorsun."
****
Hilal camdan dışarı izliyorken faytondan yıkılırcasına inen Leon'u gördü. Çevik hareketler ile konağın dış kapısına ulaştı. Kapıyı açtığı zaman üzerine çullanan adamı zar zor destekleyerek merdivenlere yöneldi.
"Leon sessiz ol. Herkesi uyandıracaksın."
"Uyansınlar" demişti yarım yamalak. Genç adam kendi kendine gülmeye başladığında Hilal eliyle ağzını kapattı. Gözlerinde baktığında haftalar sonra ona aşık olan adamı gördüğüne sevindi. Odalarına çıktığında kocasının üzerini soydu. Yatarken giyeceği giysileri alıp Leon'un yanına geri döndü.
"Evlenmeden öncede böyle olmuştu. Beni yine sen giydirmiştin."
Hilal aklına dolan anılarla gülümsedi. "Güzel vakitlerdi. O zamanlar birbirimizi anlayabiliyorduk."
"Hilal bana sarılır mısın?" Koca adam çocuk gibi dudaklarını büzmüştü. Dolan gözlerini saklamak için uğraşamayacak kadar yorgundu.
Genç kadın hiç bir şey demeden yatağa girdi. Başını yastığa yasladığı vakit Leon koynuna sokulup belini sıkıca sardı. Hilal koynunda usul usul göz yaşı döken kocasının saçlarını sevdi. Uyuncaya kadar güzel bir türkü tutturdu. Karısının bülbülleri kıskandıran sesiyle Leonidas günler sonra huzurlu bir uykuya dalmıştı.
Leon'un gidişinden bir ay sonra Hilal, evlenmeden önce aşklarının gizli tanığı olan o tepeye geldi. Son göreceği yer burası olsun istemişti. Ayaklarının altındaki toprak ezilerek un ufak oluyordu. Bir kaç adım sonrası sonsuz bir mavilik ve sonsuz bir boşluktan ibaret olacaktı. Boğulmak çok canını yakar mıydı? Her şeyi bitiren o geceyi aklından silen bir boşluk ...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEĞMEN
FanfictionDizi ile Paralel çokça da bağımsızdır... Hilal ve Leonidas'ın birbirini bulma hikayesi.
