Yazardan
Küçücük bir mutluluk istiyorum
O kadar küçük olsun ki
Kimse istemesin benden onu..
Nazım Hıkmet.
7 saat 45 dakika olmuştu Asaf hâlâ ameliyattaydı. Doktorların artık tüm ümitleri tükenmişti. Hasta çok kan kaybetmişti. Elinden geleni yapıyorlardı ama sonuç başarısız oluyordu her seferinde. Doktor alnındaki teri silip arkadaşlarına bakıp başını olumsuz anlamda salladı.
Cenk Asaf yoğun bakıma alınmıştı ve sadece 48 saati vardı. Herkes artık olumsuzdu sadece Zeynep, Asaf'ın onu bırakacağına inanmıyordu.
Haberi aldığından beri eli karnında gözü karşı camda sadece nefes alıp veren ama ölüden bir farkı olmayan hayat arkadaşındaydı.
Zeynep, gözlerini sıkıca kapatıp bu günün geçmesi ve Asaf'la evlerine dönmeyi diledi.
Doktor Azat'a sadece bir kişinin içeri girmesine izin verebileceğini söyledi. Herkes bu hakkın Zeynep'te olduğunu söyleyip onun içeri girmesini istedi.
Zeynep, hemşirenin yardımıyla galoş vb şeyleri giyip yoğun bakıma alındı. Daha kapının önündeyken gözleri dolmaya başladı. Derin nefes alıp yatağa doğru ilerledi.
Yatağın başında durup öylece kocasına baktı. Canı yanıyordu hemde çok bu acı tarif edilmiyordu. Eli titriyordu. Asaf'ın elini tuttu buz gibiydi. Gözyaşları daha hızlı aktı. Onun bir sarılışıyla ısınırdı ama şimdi o sıcaklık yoktu yerine soğukluk vardı.
Zeynep, öylece Asaf'ın yüzüne baktı dudakları çatlamıştı, yüzünün her yerinde çizik ve yaralar vardı.
Zeynep, diğer eliyle Asaf'ın yaralarına dokundu ama hemen elini çekti korktu canını yakmaktan.
Titrek bir nefes verdi. Asaf'ın hâlâ tuttuğu elini karnına götürdü, burukca gülümsedi.
"B_bak burda evladımız var. H_hani sen hep bir çocuğumuz olsun dedin ya oldu işte. A_ama s_sen yok_sun hadi kalk lütfen. Bize ne kadar güçlü olduğunu göster. B_bırakma bizi Asaf. H_hani sen hep yanımdaydın kandırdın mı beni?" Yutkundu yapamıyordu onsuz bir hayat zor geliyordu. Sustu. Düşündü...
Zorlukla nefes aldı...
Ağzını açtı.
"Eğer bizi bırakırsan seni asla affetmem. Eğer bana verdiğin sözü unutursan asla seni anmam." deyip tekrar sustu ne saçmalıyordu. Başını hızla sağa sola salladı. Asaf'ın karnındaki elini alıp öptü "hayır hayır az önce dediklerimi duyma. Be_ben sana asla darılmam. Seni anmamak mı? Saçma sen benim aklımdan çıkmıyorsun ki." Göz yaşlarını sildi. Etrafına baktı. Tekrar elalarını Asaf'a çevirdi. "Açsana be adam gözlerini kız bana, bağır bana ama o kahvelerini mahrum etme benden. Kalk kalk ayağa Cenk Asaf kalk sana yatmak yakışmıyor sana solgunluk yakışmıyor sana hastalık yakışmıyor..
Sen benim yıkılmaz koruyucumdun sen sen olmazsan naparım? Sen de beni bırakırsan nasıl nefes alırım." Zeynep Asaf'ın tekrar elini öptü. Açılan kapı sesiyle artık gitmesi gerektigini anladı.
Kocasının yüzünü son kez görecek korkusuyla doya doya baktı. Alnından ve dudaklarından öpüp ayağa kalktı. Arkasına bakmadan hızla odadan çıktı.
Kapıdan çıkıp Azat'ı görünce onun yanına gitti. Tam ağzını açacakken gözleri kararmaya başladı. Azat'a tutundu. Azat, endişeyle yengesinin belini tuttu korkuyla "Yenge _" sözü yarım kalmıştı çünkü Zeynep kollarında bayılmıştı.
4 saat sonra
Zeynep başındaki acıyla gözlerini açıp etrafına baktı. Yine mi? diye düşündü.
İçeri giren doktorla ofladı, sıkılmıştı hastaneden, tek dileği Asaf'ın ve bebeğinin iyi olması.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İMERA FERAM ☑
Novela Juvenil▪︎TAMAMLANDI▪︎ Mutluluk neydi? Yani gerçek mutluluk? Baba sevgisi, aile sıcaklığı? Peki size bir soru. Size hiç kendi hayatınız için söz hakkı verildi mi? İşte bana verilmedi. Benim kaderimi onlar çizdi ve beni bir avuç sevgiyle uğurladılar yaşadığı...
