Feride hilal akın/sen ağlama
Yazardan
Geçmiyor... sussanda, gülsen de geçmiyor hep kalbinde bi sızı, boğazında bir düğüm, ağlasan da bağırsan da geçmiyor...
Genç kadın, karşısındaki mezara iç çekerek baktı.
Konuşmaya korkuyordu.
Göğsünde ki sızı canını yakıyordu..
Derin nefes aldı, gözlerini kapattı bir damla yaş yavaşça süzüldü yanağından.
Bir hıçkırık bahşetti sessizliğe arkasından başka bir hıçkırık.
Sonrasında ise dinmeyen yaşlar davet edildi.
Elini sol göğsüne koyup başını eğdi.
Olmiycaktı... susarsa daha fazla canı yanacaktı.
Burnunu çekip "m-miniğin ev-evlendi abi." Dedi.
Hiç beklemediği cümleler dudaklarından dökülürken.
Neden böyle başlamıştı bilmiyordu. Tek bildiği sadece şu sol göğsünde olan acının dinmesini istemesiydi...
Başını sallayıp "h-hani söz vermiştik ya birbirimize, niye tutmadık abi?" Durdu.
Ağrısı arttı, utandı.
"Af-affet nolur beni. Çünkü ben kendimi af-affetmiycem.." deyip sol gözünden akan yaşı sildi.
Ne çelişkiydi ama aff dilerken bir yandan da kendini affedememek..
Annesine baktı "se-sende affet nolur. Ab-abime sahip çıkamadım bizi birbirimize emanet ettin ama olmadı be-ben ihanet ettim anne." Deyip ağlamaya başladı.
Daha ihanetin ne olduğunu bilmediği yaşta binmişti bu yük omuzlarına ne ağırdı oysaki o yük.
Her adımında daha da ağırlaşmıştı. Her gülüşünde daha da acıtmıştı canını. Oysaki her ağladığında neden azalmamıştı bu yük? Neden olduğu gibi durmuştu?
Insanoğlu acıya mahkumdu.
Sevgiye muhtaçtı..
Yanlızlığa tutsaktı...
Tutsaklık, muhtaçlık ne kötüydü bu aciz Dünya'da ne kötüydü etrafında onca kişi varken yinede yanlız olduğunu hissetmek...
Kadın başını mezar taşına yaslayıp acıyla gülümsedi "öyle herkesin ki gibi mutlu bir düğünüm olmadı be abi."
Deyip yüzündeki tebessümü sildi.
"Kimse kurdalemi bağlamadı. Kimse bana nasihat vermedi anne."
Nasihat vermezse bile sıcak bir elin başını okşamasına ihtiyacı vardı..
"Ama biliyormusun? Ali, şu dünyada şükrettiğim dua'm oldu. Bir kahraman gibi beni kurtardı."
Gözünün önüne gelen adamla tekrardan gülümsedi.
Acılarının ve mutluluğunun sebebi olan adama gülümsedi..
"Onun da acısı var ama o benim merhem olmamı istemiyor. Abi ben o kadar mı kötüyüm?" Diye sordu merakla, abisinin cevap veremeyeceğini bile bile.
Elindeki yüzüğe baktı "arada sırada bazen diyorum ki kendime acaba bende bir yüreğe taht kurabilir miyim? Sonra anlıyorum ki ben daha yüreğin ne olduğunu bilmiyorum ki hem kim beni sevecek ki?" Deyip yanağından akan yaşı sildi.
Kolundaki saate gözü kaydı saat 3'tü hızla ayağa kalktı.
Kafasını eğip "gitmem gerekiyo abi. Sonra söz gelicem." Deyip önce annesinin sonra abisinin mezar taşını öptü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İMERA FERAM ☑
Teen Fiction▪︎TAMAMLANDI▪︎ Mutluluk neydi? Yani gerçek mutluluk? Baba sevgisi, aile sıcaklığı? Peki size bir soru. Size hiç kendi hayatınız için söz hakkı verildi mi? İşte bana verilmedi. Benim kaderimi onlar çizdi ve beni bir avuç sevgiyle uğurladılar yaşadığı...
