YAZARDAN
Genç adam, kucağında yatan cansız bedene baktı.
Akmak için bekleyen yaşlarına okkalı bir küfür savurup derin nefes aldı.
Meleğinin teni bembeyazdı, o öpmeye doyamadığı kırmızı dudakları şimdi mordu, kolları onu her zaman belinden sararken şimdi yerdeydi.
Daha fazla dayanamayan göz yaşları hızla akmaya başladı. Içindekileri daha fazla tutamayıp sinirle "hani bırakmiycaktın lan beni! hani savaşıcaktın! neden tutmadın sözünü? Neden bıraktın beni? Neden bu iğrenç Dünya'da yapayalnız bıraktın?" Her sözünde daha da acıyan kalbine inat bağırdı.
Bitmişti... miniğinin acısı bitmişti. Her gece çığlıklarla uyanıp acısı dinene kadar bağırması bitmişti.
Kimse duymasın diye kafasını yastığa gömüp hıçkırarak ağlaması bitmişti, ama şimdi adamın acısı başlamıştı. Kadın, adamın kucağında huzurla uyurken artık adamın huzursuz uykuları başlayacaktı.
Doktorlar, hastayı morga almak için geldiğinde, genç adam hızla kollarını daha fazla sıkılaştırdı.
Onu almaya çalışan doktora "defol git lan burdan, eğer ona dokunursan senin derini yüzerim anladın mı lan?" Dedi kükreyerek.
Başta korkan doktor hızla yutkunup onunla gelen görevlilere bir baş hareketi yaptı.
Görevliler şaşkınlıkla bir birlerine bakıp korksalarda belli etmeyip genç adama dogru atak yaptılar.
Genç adamın bakışıyla ikiside yaptığı ataktan pişman olup geri cekilirken doktor boğazını temizleyip diyeceklerini tartarak "bakın Ali Bey, Leyla Hanımı almalıyız onu incelemeleri ve morga kaldırmaları gerekiyor." Dedi ikna etmeyi düşünürken ama Ali'nin onu hiç dinlemediğini bile fark edince kravatını hafif gevşetti.
Tam tekrar konuşacakken birden iceri giren Zeynep'le sustu.
Zeynep, hızla kimseyi umursamadan Leyla'nın odasına girdi.
Gördükleriyle hızla ağzını kapatıp yutkundu.
Abisi yerde oturmuş kucağında yatan Leyla'yla öylece ona bakıyordu.
Gözyaşlarını geri itmeye çalışan Zeynep, doktorun sesini işitti.
Abisine Leyla'yı almaya çalışan doktorların abisini ikna etmeye çalıştıklarını fark etti.
Zeynep, derin nefes alıp hızla abisinin yanına çöktü, Leyla'ya bakmadan abisinin kafasını kaldırıp avuclarının içine aldı. Ağlamamaya ve güçlü kalmaya çalışarak "Ab-Abim! Y-yapma" titreyen sesine lanet ederek derin nefes çekti icine. Hayır güçlü kalıcaktı, güçlü olucaktı, tekrar nefes alarak "bırak, bırak onu artık." Dedi, nasıl bırakıcaktı ki? Kendi bile kurduğu cümleye güldü ne kadar basit söylemişti, ama zorluğunu en az abisi kadar kendide iyi biliyordu.
Akan bir damla gözyaşını hızla silip tekrar açtı ağzını "o artık çok rahat abi. Artık rahatlıkla uyuyabilecek, ama sen böyle yaparsan olmaz, yapma bunu ona bırak rahat uyusun artık. Hakk etmedi mi o bunu abi? Rahat uyumak artık onun hakkı değil mi?" Dedi sesi titremesin diye çaba sarf ederek.
Ali, ne kadar istemesede elleri hafif gevşedi ama bırakmadı, başını olumsuz anlamda sallayıp "hak etti ama benim yanimda olmalıydı, benimle rahat uyumalıydı, bırakamam lan bırakamam ben onsuz yapamam." Dedi bağırarak.
Zeynep, gözlerini kapattı. Canı yanıyordu ama abisinin daha fazla canı yanıyordu.
Kafasını sallayıp "tamam anlıyorum ama abim böyle yaparak onu geri getiremeyiz, hem o da böyle olsun istemezdi. Abim, sen güçlüsün hem sen Leyla'nın yıkılmaz adamısın. Bak o bizi izliyor üzülsün mü istersin?" Dedi bir çocuğu kandırmak ister gibi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İMERA FERAM ☑
Teen Fiction▪︎TAMAMLANDI▪︎ Mutluluk neydi? Yani gerçek mutluluk? Baba sevgisi, aile sıcaklığı? Peki size bir soru. Size hiç kendi hayatınız için söz hakkı verildi mi? İşte bana verilmedi. Benim kaderimi onlar çizdi ve beni bir avuç sevgiyle uğurladılar yaşadığı...
