Yazardan
8 ay sonra
Zaman hızlı geçiyordu. Çocuklar büyümüştü, Menese artık emeklemeye hatta arada düşse bile yürümeye başlamıştı ama Miraç oturmayı daha başaramıyordu. Bazen Menese'nin emeklediğini görünce kendini yüzüstü çevirmeye çalışıp o da emeklemek istiyordu.
Zeynep, oğlunu böyle gördükçe içinde yanan acıya dur diyemiyordu. Ilaç tedavisine başlamıştı doktor egzersizler de gün geçtikçe artıyordu.
Asaf, oğlu için hiç bir masraftan kaçınmayıp her şeyin fazlasını yapıyordu.
Zeynep'le araları düzelmişti hatta eskisinden daha çok birbirlerine bağlanmıştı.
Mardin'de herşey aynıydı.
Adar konağı her zaman ki gibi geçecek bir güne uyanmıştı.
Sabah kahvaltısı hazırlanmış herkes sofraya bekleniyordu.
Zeynep, sabahtan beri inatla uyanmayı istemeyen kocasını uyandırmak için odasına çıktı.
Sinirle odaya girdiğinde gördükleriyle sinir katsayısı daha da artmıştı.
Menese ve egemen, annesinin makyaj malzemelerini tek tek kullanmaya çalışıyorlardı hatta yatakta yatan zavallı Miraç'ı da kurbanları seçmişlerdi onun da yüzünü boyamışlardı.
Zeynep, dehsetle gözlerini açıp "napıyorsunuz siz?" Diye bağırdı.
Annelerinin geldiğini fark etmeyen çocuklar onun bağırmasıyla sıçramışlardı.
Menese, korkuyla Ela gözlerini kocaman açıp yarım yamalak konuşmasıyla "hiii abiy yayalaydık." Deyip Abisinin arkasına saklandı.
Egemen'de aynı korkuyla "koyş meyeşe koyş." Diyip kardeşinin elini tuttuğu gibi açık kapıdan paytak adımlarla koşmaya başladılar.
Zeynep, çocuklarının bu hâline hafif tebessüm etsede makyaj malzemelerinin o hali aklına geldikçe gözü seyiriyordu.
Odadan kaçan çocuklarının arkasından bağırıp "ben sizi yakalamaz mıyım?" Deyip tam gidecekken duyduğu kahkaha sesiyle yatağına döndü.
Asaf, üstü çıplak bir şekilde bir eli başının altında diğer elide yanında yatan Miraç'ın karnının üstündeydi.
Zeynep'e bakıp gülüyordu.
Zeynep, ne kadar kocasının bu yakışıklı hâline kanmamaya çalışsa da olmuyordu hafifçe yutkunup eski haline dönmeye çalıştı.
Sinirle "ne gülüyorsun? Hem sen ne zaman uyandın?" Diye sordu.
Asaf, omuz silkip "az önce uyandım. " dedi.
Daha sonra yanında ki telefondan saate bakıp yataktan kalktı.
Zeynep, daha fazla dayanamayıp hızla arkasına döndü.
Bir elini beline diğerini de kendine yelpaze şeklinde sallıyordu.
Derin nefes alıp kendi kendine "yok bu böyle olmayacak bu adam beni bu yaşta kalpten götürücek." Diyerek homurdanıyordu
Asaf, merakla karısının arkasından sarılıp kafasını boynuna gömdü derin nefes alıp "gene ne mırıldanıyorsun hatun?" Dedi boğuk bir şekilde
Zeynep, gülümseyip gözlerini kapattı
Omuz silkip bu anın tadını çıkarmak istedi.
Asaf, karısının boynunu öpüp "hatun sence şu 3.'ye başlayalım mı?" Diye sordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İMERA FERAM ☑
Roman pour Adolescents▪︎TAMAMLANDI▪︎ Mutluluk neydi? Yani gerçek mutluluk? Baba sevgisi, aile sıcaklığı? Peki size bir soru. Size hiç kendi hayatınız için söz hakkı verildi mi? İşte bana verilmedi. Benim kaderimi onlar çizdi ve beni bir avuç sevgiyle uğurladılar yaşadığı...
