Bölüm 32

2.2K 123 10
                                        

Jesse'nin ameliyatı tamamlanmasına rağmen henüz yürüyemezdi, en az bir gün dinlenmesi gerekiyordu. Onu hastanede kalması için ikna ettim. Edgar'ın evine gitmeyi planladım. Biliyorsunuz, bu adam illa orada da bir mektup falan bırakmış olmalı değil mi? Her neyse, şuan için evi satmayı planlıyordum. Çünkü ekstra bir eve ihtiyacım yoktu sonuçta. Ama daha çok paraya da hayır diyemezdim. 
Ama önce bir eve bakmam gerekiyordu çünkü belki de Edgar'ın bana bıraktığı bir not falan olabilirdi. Veya evden alıp kullanabileceğim herhangi bir şey. Elimdeki kağıtta yazan adrese gittim. İki katlı bir ev vardı. Tanrım... Evi gördüğümde inanamadım. Bir otel falan zannetmiştim başta. Hayli büyük bir evdi. Cebimdeki anahtarları çıkartarak eve girdim. Kapıyı kapadım ve evin içine göz attım.
Ama buraya bir ev demek hakaret olurdu herhalde. Cidden, saray gibi bir yerdi. Bu evi satsam en azından bir 500 bin dolar daha kazanmış olurdum. Ama önce eve göz atmalıydım.
Bodrum da dahil olmak üzere tüm evi aradım, hiçbir yerde not veya kağıt falan yoktu. Ev düzenliydi bayağı. Ama bu evde oturmayı da istemiyordum çünkü alışamazdım. Evet, kesinlikle satacaktım. 
Evden çıkıp emlakçıya gidecektim. Tam kapıya yöneldim ki... Bakmadığım tek yerde bir not duruyordu. Evin altını üstüne getirip bir not var mı diye bakmıştım. Ama en basit yere bakmamıştım. Kapıya.
"Sevgili Tom." diye başlıyordu, ardından diğer satıra geçiyordu mektup. "Bu sana son mektubum olacak. Biliyorum çok mektup kullandım ama bunu da yapmam gerekiyordu. Son olarak söylemek istediğim bir şey vardı. Bu belki beni hala kötü biri olarak görebilme ihtimaline karşı. Görmüyorsan bile okumaya devam et. Sana yaptığım deneyler, Jesse'ye yaptığım deneyler, diğer insanlara yaptığım deneyler... Kimsenin ölmesini istememiştim. Ben Amerika'nın deney faresi değildim. Ben ayrı çalışıyordum. Amacım sadece masum insanları risin zehrinden haberi olan büyük suç dehası insanlardan korumaktı. Şuan Amerika hükümetine gönderdiğim formül sadece risine karşı nasıl savunma yapılacağı. Yani o beynini kullanarak yaptığın sihirbazlığı yaparken aynı anda risine karşı bağışıklığın olamaz. Devlet de en çok risine karşı savunmayı istiyordu. Yani belki deneylerimden dolayı onlarca kişi ölmüş olabilir, ama muhtemelen on binlerce kişinin de hayatını kurtardım. İşte bilim, kumar gibi bir şey. Biliyorsun, kimseyi isteyerek öldürmek istemedim. Çünkü bundan geri dönüşü yoktur. Sevgilerimle, Edgar."
Başımı mektuptan kaldırıp "Herife bak sen Biggie Smalls'tan alıntı yapmış!" diye bağırdım gülerek. Bu adamı seviyordum... Belki yanlı gerçekler açığa çıkarsa bir katil olarak anılacak. Ama on binlerce kişinin kurtarıcısı olarak görecek olan kimdi? Amerika hükümeti umursamazdı, sadece ben ve Jesse.
Tamam ne düşündüğünüzü biliyorum. Babamın katiliydi bu adam belki de, ama bunu onu öldürmek için yapmamıştı. Düşünün, siz de on binlerce kişiyi kurtarmak için onlarca kişiyi feda etmez miydiniz? 
Her neyse, tüm bu düşüncelerimi de evde bırakıp emlakçıya yöneldim. Bu evi satacaktım. Ve Jesse'yle birlikte bir iş adamı olacaktık. 
Tanrım, her şey için teşekkürler. Artık umursamaz bir robot değilim. Artık hissediyorum. Bu olayların hepsi beni değiştirmişti. Önemsendiğimi bilmek, tekrardan hissetmeye başlamama sebep oldu. Bu harikaydı.

PrygtonBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin