Bölüm 35

2K 118 4
                                        

Hastaneye gitmiş ve Jesse'ye tüm başımdan geçenleri anlatmıştım. Bana bir dahiymişim gibi bakıyordu. "Ben olsam aklıma böyle şeyler gelmezdi!" dedi ağzı açık şekilde.
"En iyisinden öğrendim." dedim ben de gülerek. "Edgar'ın yanında dura dura benim de aklıma böyle kurnazlıklar gelmesi aslında normal. Ama tabi kabul etmem lazım katil de bayağı bir aptaldı."
Jesse daha bir şey söyleyemeden telefonum çaldı. Odadan çıkıp telefonu açtım.
"Tom?" diye sordu telefondaki kişi.
"Evet benim." diye cevap verdim.
"Buradaki adamı konuşturmayı başardık." dedi. "Katili yani. Ona bu emri veren kişinin adının Jesse olduğunu söyledi. Jesse Scott."
İnanamıyordum! Hayır, bu katilin yalan söylediği ve beni oyuna getirdiği belliydi. Ama o adamın adını nereden öğrenmişti ki?
"Ona size verdiğim kadının ismini söyleyin ve tepki veriyor mu bir bakın." dedi şaşkın bir ses tonuyla. "Hayır bunu Jesse yapmış olamaz. O benim arkadaşım."
"Bilemiyorum Tom." dedi adam. "Adam başta konuşmuyordu. Ve ben bir insanın ne zaman yalan söylediğini anlayabilirim, bunun için yetiştirildim. Doğruyu öttüğünden yüzde doksan eminim."
"Yine de dediğimi yapın." dedim. "Ben de o kadın olduğundan eminim. Kadından ne haber, konuştu mu?"
"Hayır." dedi. "Avukatını görmek istediğini söyledi, şuan onunla konuşuyor. Sessiz kalma hakkını kullandı. Birazdan onunla yalnız konuşacağız. Tamam Tom, adama kadının ismini söyleyeceğiz. Ama pek bir şey ummanı söyleyemem. Jesse adlı arkadaşının seni öldürme ihtimali hiç mi yok? Bir para, borç durumu veya senden istediği ve alamadığı herhangi bir şey var mıydı?"
Hiçbir şey söyleyemedim. Birkaç saniye sonra "H... Hayır, siz dediğimi yapın. Ben de onunla konuşacağım." diyerek telefonu kapadım. 
Odaya girdim. Jesse'ye bakmadım, direk sandalyeye oturdum. Boş ifadelerle yere bakıp duruyordum. Jesse "Arayan kimdi? İyi misin?" tarzı sorular sordu.
Ona bakıp "Bir şey soracağım." dedim. "Ama bana karşı tamamen dürüst olmanı istiyorum. Ne olursa olsun, doğruları söyleyeceksin. Anlaştık mı?"
Jesse başını sallayarak "Tabi ki de." dedi.
"O adamı sen mi yolladın peşime?" diye sordum utanarak. "Bak, eğer tüm parayı sen istiyorsan al senin olsun. Ama bana gerçeği söylemeni istiyorum. Tüm parayı istiyorsan sana tüm parayı bırakırım. Benim parayı falan istediğim yok. Ama bana gerçeği..."
Sözümü kesip "Böyle bir şeyi nasıl düşünebilirsin?" dedi şaşkın bir ifadeyle. "Seni kurtarmak için ayaklarını kaybeden biriyim bir de... Tanrım. Bana güvenmediğini söyleyebilirdin. Parayı istemiyorum, al hepsi senin olsun."
"Hayır, sadece ben..." dedim, aklıma söyleyecek bir şey gelmiyordu. "Seri katil adını biliyor. Jesse Scott dedi direk olarak. Yani ona emri veren kişi. Senin olduğunu söyledi. Bilmiyorum, ajan bana eminmiş gibi konuşt..."
Sözümü bitiremeden telefon çaldı. 
"Tom." dedi adam ve cevap vermeme fırsat kalmadan konuşmaya devam etti. "Adamı en zayıf anında yakaladım ve yalan söylediği ortaya çıktı. Kadının adını söylediğim anda terlemeye başladı bir an. Sonra onu tanıdığını söyledi, bir akrabası olduğunu falan söyledi. O an aklına ilk gelen şey oydu tabi. Sonra tüm kayıtlara baktık. Aralarında tek bir kan bağı yok. Akrabalık sıfır. Sonra biraz daha üstüne gidince o emri verenin kadın olduğunu itiraf etti."
"Harika." dedim. "Sayenizde dünyada kalan tek dostumla da aram bozuldu. Her neyse, ikisini de tutuklayacaksınız değil mi?"
"Evet mahkemeye çıkacağız." dedi. "Tabii, mahkemede sen de olacaksın. Tanık veya kurban olarak, her neyse. Ben de tanık sayılırım aslında. Ben de orada olacağım. Mahkeme gününü sana yarın akşam suları arayıp söylerim."
Telefonu kapattı. "Sonunda!" dedim Jesse'ye bakıp. "Sonunda adam itiraf etmiş. Şüphelendiğim gibi, mirasa konmaya çalışan şu akraba var ya. Katili tutan oymuş."
Jesse cevap vermedi, yatağına tekrardan uzanıp sağına döndü. "Jesse?" dedim tekrardan.
"Git başımdan." dedi.
Odadan çıktım. Sorunlar gerçekten de beni seviyordu galiba, çünkü hiç peşimden ayrılmıyordu. Bir gün bile sorunsuz bir şekilde yaşayamaz mıydım? Tek bir gün? 
Yarın Jesse hastaneden çıkacaktı. Sabah sularında yani. Evime dönüp erkenden yattım. Ama uyuyamadım. Daha doğrusu, gözüme uyku girmedi.

PrygtonBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin