Bölüm 39

2K 204 365
                                    

Asel'den

-"Kızım sen de gelsene işte ya. Seni de çağırdı Ödül.”

-"Düzelt beni bi önce. Göremiyorum seni.” Üff bu telefon da düşüyor durmadan ya. Sinir oldum. Telefonu düzgün bir yere koydum. “Oh be.”

-"Ya alt tarafı 2-3 saat. Sen çalışmışsındır yeteri kadar.”

Elindeki notları gösterdi. "Yarınki sınav çok zor. Yoksa seve seve gelirdim kankacım biliyorsun.”

-"Notları da alalım yanımıza. Orada çalışırsın.” İmge kaşlarını kaldırarak baktı bana.

-"Bana masa da ayarlasınız. Yanına meyve de getirirsiniz. Bol vitamin ve enerji almam lazım. Hatta konuşmayın kankacım. Ders çalışıyorum ya rahatsız etmemeniz lazım.” Ben İmge'yi bilmiyorum sanki günler öncesinden hazırdır o sınava. Bahane uyduruyor bak. Notlarını bir kenara bıraktı. “Şimdi bu sizin aile tanışma yemeğiniz. Benim katılmam çok mantıksız. Hani düğün olur, nişan olur ya da isteme gibi şeylerde gelinin en yakın arkadaşı, arkadaşları bulunur. Ama tanışmada olmaz.” Ofladım. “Pişt oflama. Dön bakayım bir etrafında.” Geri çekilip döndüm. “Var ya saçlarını düzleştirsek...”

-"Daha iyi mi olur?”

-"Yok Witcher’ın kadın versiyonu olursun. Tepeden de saçının bir kısmını toplarız.” Kahkaha atmaya başladı.

-"Ya geri zekalı.” Dedim gülerek. Göz ve saç rengimizden dolayı diyor bunu. Tabii abartı. Daha da İmge'ye dizi önerisi yapmam. Dizi karakterlerinden birini bana benzetmeyi başarıyor. Ona Potter dediğim için aslında bu tutumu. Kalıcı bir şey bulamadı üzerimde.

-"Ödül de Yennefer olur.” Yine kahkaha attı.

-"Hadi Witcher'ı anladım da Yennefer ne alaka Ödül ile. Mor mu Ödül'ün gözleri?”

-"Buz mavi. O da ilginç. He mor he buz mavi olmuş ne fark eder. Sanki kırmızı dedik.”

-"Hiç fark etmez tabii.”

Babasının seslenmesiyle kafasını kaldırdı İmge. Tamam, geliyorum falan dedi. Bana döndü tekrar. “Kankacım babam çağırıyor. Televizyonu yine karıştırmış. Bakayım ona. Hadi görüşürüz. Gece için bol şanslar.” El sallayıp kapattı ekranı. Makyaj kısmında kaldım tek başıma. Zaten kameradan tuhaf gözüküyor. Yönlendirmesi yanlış olurdu. Aynada baktım kendime. Çok makyaj sevmiyorum zaten. Hafif bir şeyler yaptım. En önemli kısma geldim. Ruj. Sürdüm birini. Emin olamadım yine. Çok mu oldu bu?

-"Anneee baksana bu ruj oldu mu?” bir türlü karar veremiyorum ya. Annem geldi telaşla. Haline kahkaha attım. Eteğini göğsüne kadar çekmiş. Elbise yapmış kendine. “Sen böyle mi geleceksin?” tekrar kahkaha attım. Allah'ım öleceğim gülmekten.

-"He böyle geleceğim kızım. Dalga geçme Asel.”

-"Aman sinire bak. Yerim ben senin sinirini.” Dayanamadım öptüm. Ruj ettim yanağını. Tatlılığı iki kata çıktı. Gülmeye devam ettim.

“Gülme elim ayağıma dolaştı zaten. Ne giyeceğimi şaşırdım. Gelmeyeceğim ben.” Yatağıma oturdu. “Bu tanışma işi de nereden çıktı?” ayy aman gerilmiş birisi. Yatağa çıktım, arkasında durdum. Omuzlarına masaj yapamaya başladım. Gevşedi hemen.

-"Dünürlerin merak ediyor seni demek ki.” O gevşeyen kadın var ya saniyesinde gerildi.

-"Annem ne olacak böyle?” yanına oturdum. Nasıl ne olacak ki? Anlamadım.

-"Ben senin için ne ifade ediyorsam Ödül de onlar için aynı şeyi ifade ediyor. Tanışmak istemeleri de normal değil mi? Sonuçta Ödül sık sık bize geliyor. Ben onlara gidiyorum. Hem senin için de tanımak iyi olur.” Sanırım uygun bir cevap verdim.

Aşk'sı (G×G) (Tamamlandı)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin