48- Azad Et

297 31 39
                                        

Genç adam eski büyük tahta kapının sürgüsünü itekleyip açtı ve kandillerin aydınlattığı loş bahçeye girdi. Rebekah'ı bırakıp evine dönecekti. Ancak konu hiç beklemediği bir anda Lina'ya gelmişti ve dilini tutamayıp hislerini onunla paylaşmıştı. Yabancı birinin karşısında duygularını tüm çıplaklığıyla aşikâr etmiş olması sinirlenmesine sebep oluyordu. Ancak bu dermanı olmayan sevdayı bitirmenin vakti geldiğini çok iyi anlamıştı. İçinde büyüttüğü bu aşkı söküp atmalıydı. Hislerinin karşılıksız olduğunu biliyordu ama en azından hislerine değer vermesini isterdi. O Lina'ya toz konduramazken Lina'nın onu asla tasvip etmeyeceği basitliklerle suçlaması zoruna gidiyordu. Bahçedeki çardağa oturup başını ellerinin arasına alarak düşünmeye başladı. İlk ne zaman onu sevmeye başladığını hatırlamaya çalıştı. Ama hatırlayamıyordu. Kendini bildi bileli onu seviyordu. Lina onun hayatının merkeziydi. Aralarında aşılmaz kilometreler olduğu vakitlerde bile Lina onunlaydı. Her daim onu kalbinde taşımış, gittiği yerlere beraberinde götürmüştü. Hislerinin ne zaman başladığını bilmese de adını ne zaman aşk koyduğunu çok iyi biliyordu. Liseye yeni geçtiği dönemdeydi. Babası onu Ürdün'e okumaya göndereceğini söylediğinde kalbine düşen korkuyla Lina'dan ayrılmayacağını söylemişti. Babasına karşı belki de ilk kez sesini yükseltip kendisinden istenilene itiraz ediyordu. İşte o zaman minik yüreğindeki o derin hislerin aşk olduğunu fark etmiş ve bu gerçeklik onu öyle çok korkmuştu ki ertesi günün ilk ışıklarıyla babasının karşısına dikilip erkenden Ürdün'e gitmek istediğini söylemişti. Lina'yla karşılaşmanın onu ele vermesinden korkarak Ürdün'e gidene kadar evden çıkmamış ve onunla vedalaşmadan gitmişti. Hatırladığı anıyla dudaklarına buruk bir tebessüm konmuştu. Kaçmıştı hem kendi duygularından hem de Lina'dan. Fakat yine de başarılı olamamıştı. Sadece o zamanlar öyle sanıyordu. Bir insan kendi duygularından nasıl kaçabilirdi ki o kaçmış olsun. Kendisini bir erkek kardeşten farksız gören Lina'ya olan aşkından kurtulamamıştı. Yıllarca ondan uzakta Ürdün'de, Türkiye’de yaşamış olmasına rağmen duyguları her geçen daha da büyüyüp içinde bir çığ hâline gelmişti ve şu an o çığın altında kalmış nefes alamıyordu.

"Zeyd!''

Duyduğu sesle kafasını kaldırıp sesin sahibine baktığında Erdem'i gördü. Arkasında Üzeyir vardı. O doğru gelip çardağa oturduklarında Üzeyir sessizliği bozdu.

"Ne yapıyorsun tek başına burada?"

Çocukların soru işaretleriyle dolu bakışları karşısında omuz silkip arkasına yaslandı. Erdem iç çekerek omzunu sıktı. ''Anlat bakalım. Ne oldu?''

Hiç konuşmak istemese de çocukların ağzından laf almadan onu rahat bırakmayacaklarını biliyordu. Bıkkınca alnını kaşırken ''Lina ile konuştuk." Dedi.

Üzeyir tahmin etmiştim dermiş gibi Erdem ile bakıştı. Erdem Zeyd'in kızacağını bile bile içindekileri dile getirmeden duramadı.
"Buraya gelmeden önce bildiğim tek aşkın Filistin'di ama buraya geldik bu aklı havada kız çıktı. Hevestir gelip geçer dedim falat nafile. Ne kara sevdaymış böyle. Seni yiyip bitirmeden artık kendine gelmen lazım."

Üzeyir Zeyd'in bir şey söylemesine fırsat vermeden araya girdi.
"Heves mi? Zeyd'in yazmayı öğrendiği ilk kelime onun adıydı. Allah bilir söylediği ilk kelime de Lina'dır. Bebekliğinden beri seviyor.''

"Abart iyice.''

"Ben mi abartıyorum? Lisedeyken onunla evleneceğini söyleyen kimdi?"

Zeyd eskileri hatırladığında utangaç bir şekilde gülümsedi. Erdem bu haline keyifle bakarken merakla "Eee anlatsana nasıl başladı."

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jan 18 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

LİNABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin