Kendinle Mücadele

16.4K 1K 174
                                        

Narcissa uzaklaşırken David ona el salladı. Elleri ceplerinde koridorun ortasında duruyordu. Bir yere toplanmış kızları görünce yavaşça onlara doğru ilerledi
***
Sirius koridorda gezinen serbest kıyafetli çocuğu görünce ona doğru yürdü.Onu 2 yıl önce gördüğü için tanıyabilmişti. Gülerek ona ilerledi.
"Hey Dave!!"
David onu görünce sırıtarak ona döndü.
"Sirius!"
İkisi çocukça selamlaşmalrını yaptıktan sonra gülerek sarıldılar. Sirius ayrıldığında konuştu.
"Dostum kalıcı mısın?"
"Kesinlikle."
Sirius daha da gülümserken onun omzuna hevesle vurdu.
"O kadar zamandır koridorlardasın. Ne yaptın?"
David iç çekti.
" Tabi ki bir şey yapmadan oturmadım. Ama sorun şu ki hangi kıza yaklaşsam bana Sirius Black'in sevgilisi olduğunu söyledi."
Sirius gülerek omuz silkti.
"Başka ne bekliyordun!? "
David gözlerini devirdi.
"Arkamda ne kadar yaralı çıtır bıraktım tahmin bile edemezsin. "
Sirius kahkaha atmaya başladı.
"Seni iyi yetiştirdim dostum."
"Sen mi? Eskiden her kıza tutulan bir çocuktun."
"Çok eskidendi."
İkiside muhabbet ederek koridorlarda ilerlemeye devam ettiler.
****
Hermione yeni güne gözlerini açarken gülümseyerek uyandı. Uzun zamandır bu kadar rahat uyuyamamıştı. Lily ondan bek-lendiği gibi erkenden kalkmış ve bahçede yürüyüş yapıyordu. Hermione saatine baktı. Kahvaltıya daha 2 saat vardı. Çok erken kalkmışt. Kütüphaneye gitse iyi olacaktı.Esneyerek üzerindeki uzun ayıcıklı pijamayı çıkardı. Lily'in tuhaf bir zevki vardı.
Aynaya baktığında saçlarının iyice kabardığını gördü. Büyü yapmaya gerek duymadan üstten taradı. Lily bu soğukta nasıl spor yapabiliyordu? Kravatını da sıkıca bağladıktan sonra üzerine pelerinini geçirdi. Şimdi olmuştu. Lily'nin ona ödünç verdiği muggle kitaplarını eline alarak koridora çıktı. Görünüşe göre kimse daha uyanmamıştı.
****
Sirius önündeki rafa bakarak söylendi.
"Raf tozdan geçilmiyor. Nasıl temizledin sen bunu!"
Draco eline daha önce hiç almadığı toz bezine bakarak yüzünü buruşturdu.
"Temizlemedim. O işi sen hallet. Ben ev cini değilim."
Sirius kaşlarını çattı.
"Farkındaysan bende keyfimden yapmıyorum mankafa."
Draco daha fazla dayanamayarak bezi yere attı.
"Iggh. Buna daha fazla katlanmayacağım. Çok iğrenç."
Sirius merdivenlerden aşağı indi.
" Sen katlanmayacaksın öyle mi!Bütün işi ben yapmama rağmen."
"Kesinlikle."
Sirius yumruklarını sıkarak ona yaklaştı.
"Gördüğüm kadarıyla yaraların geçmiş. Yenilerini eklememi ister misin?"
Draco ona yaklaştı.
"Dene de görelim. Toz alma konusunda bu kadar inatçı oma. Ben pisliklerden iğreniyorum. Ama zaten sen alışıksındır. Etrafın pislik kaynıyor."
Sirius ona yaklaştı.
"N-ne dedin sen!"
Draco sırıtarak ona baktı.
"Etrafın pislik kaynıyor diyorum. Bir Black olmana rağmen kirli kanlar etrafından uzaklaşmıyor."
Sirius sinirle tısladı.
"Bunu diyen kişi Hermione'den gözünü alamayan kişiyle aynı kişi mi?!"
Draco ona yaklaştı. Sinirden kaskatı olmuştu.
"N-ne ima ediyorsun!"
"Hadi ama . Nerde görsem anlarım. Onun dikkatinin senin üzerinde olmasını istiyorsun! Aşık bir gerizekalının düşüneceği ilk şey bu."
Draco bir süre sessiz kaldı. Yüzü öfkeden pancara dönmüştü . Tısladı.
"Tıpkı senin gibi öyle değil mi?"
Bu sefer gerilme sırası Sirius'daydı. Draco devam etti.
" Sen de onun dikkatini ona asılarak çekmeye çalışıyorsun. Sürekli zor durumlarda onun yanına koşarak onu kendine hayran bırakmaya çalışıyorsun. Ama seni temin ederim sana asla o gözle bakmaz."
Sirius gerildi.
"Kapa çeneni yoksa -"
"Yoksa ne? Sanki bir şey yapabilirmişsin gibi. "
Sirius tam yumruğunu kaldırmıştı ki ikisi içeri kitabını okuyarak giren Hermione'yi gördüler Saçları her zamnkinden daha kabarıktı. Sirius yumruklarını indirip onları daha farketmemiş kıza baktı. Hermione hala kitaba kendini kaptırmış okuyordu. Draco Sirius'a omuz atarak kapıya doğru ilerledi. O sırada Hermione de kafasını kaldırmıştı. Sinirlendiği yüzünden belli olan Draco'yla birkaç saniye göz göze geldi.
****
"Bell! Bell! Beni birkaç dakika dinler misin? Hadi ama!"
Bella iç çekerek arkasını döndü.
"Konuşacak bir şey yok David, bana güvenmeyen bir arkadaşa ihtiyacım yok."
David pişmanlıkla ona yaklaştı.
"Bak üzgünüm. Böyle düşünememem gerekirdi. Sana güveniyorum. Herkesden fazla. Bunu biliyorsun."
Bellatrix ifadesini yumuşattı.
"Buna inanmamanı beklerdim. Bana daha sormadan bir yargıya vardın. Bunu nasıl yapabildin?"
David yavaşça ona yaklaşıp ellerini kendininkilere hapsetti.
"B-ben 2 yıl önce sizi ziyarete geldim. Doğum günün için."
Bellatrix'in gözleri irileşti.
"N-ne!"
"Sözümü kesme. Seni neden ziyaret etmediğimi soracaksın. Nedeni şu. Sizin eve geldiğimde dedikodulara inanmıyordum. Senin birine zarar vermen bile mantıksız bir şeydi. S-sen bilirsin ço kırılgandın. Bazen sana biri sesini yükselttiğinde bile ağlardın hatta.
Ve o gün doğum günün için geldiğimde Druella ve Cygnus yoktu. Sen arkadaşlarınla bahçede oturuyordun ve bir çığlık duydum. Kızın biri yere atmış ağlayarak çığlık çığlığa bağırıyordu. Ve sonra ona bunu yapanın sen olduğunu farkettim. Bir yandan gülüyordun ve sonra seni böyle görmekle yüzleşemedim. Sanırım seni hep eskiden olduğu gibi sevimli bir kız olarak hayal etmiştim."
Bellatrix o günü hatırlarken gözlerinin dolmasına engel olamdı.
1975

Bellatrix elbisesini üzerine geçirdikten sonra ifadesiz bir şekilde pencereden bahçeye baktı. Tüm slyhterin kızları oraya toplanmış gibi görünüyordu. Druella bu partiyi bilerek vermiş olmalıydı. İnsan içine çıkmak istemediğini biliyordu.
Merdivenlerden aşağı inerken aklına bir hafta öncesi geldi. Tüm yaz bir hastaneye kapatılmış ve nedensiz yere tedavi görmüştü. Hiçbir şey yapmadığına rağmen. Şimdi de herkes ona deli gözüyle bakıyordu. Yavaşça kapıyı aralayıp bahçeye çıktı. İçlerinde hiç erkek yoktu. Demek Druella Lucıus ve Rodolphus'u çağırmamıştı. İç çekerek gruba yaklaştı. Herkes kendi arasında gülüşmeye başlamıştı. Narcissa yanındaki kızlara aldırmadan ablasının elini tuttu.
"Pastayı sen kes Bella. "
Bellatrix Narcissa'nın pantolonunun cebindeki asaya baktı. kendi asası ona yasaklanmıştı. Yavaşça pastaya yaklaştı. Hala kutusundan çıkarılmamıştı. O sırada Slytherin'den bir kız diğerinin kulağına eğildi. Duyulabilir bir şekilde mırıldandı.
"Annem zorlamasa buraya asla gelmezdim. Şuna bakar mısın! İğrenç bir parti. Hemde bu delinin partisi."
Bellatrix sessiz kalmayı zor başararak kutuyu açtı. Pastanın üzerindeki yazıyı okuyunca iç çekti.'deli'
Kızlar gülmekten kırılırken Narcissa kaşlarını çattı. Konuşan kız devam etti.
"Sessiz kalıp kabulleniyorsun demek. Herkesin beklediği gibi. Şu ortama baksanıza! Longbottom'un partisine gitsek bile bu yarımakıllınınkinden daha eğlenceli olurdu. "
Herkes kahkahlarla gülerken Bellatrix öfkeyle Narcissa'nın cebindeki asayı kıza uzattı.
"Bence çok fazla konuşuyorsun! Crucio!"
Kız yere çökerken çığlık atmaya başladı. Bellatrix bedeninden yayılan güçle gülümsedi.
"Ben daha fazla dayanabiliyordum. Bakalım sesin daha ne kadar çıkıyor! Crucio!"
Herkes eve doğru kaçışmaya çalışrken Bellatrix gücün onda olduğunu hissederek gülümsemesini kahkahaya dönüştürdü.
Birkaç dakika sonra herkes bahçeye toplanırken iki kişi Bellatrix'i kollarından tuttu. Bellatrix gülmeye devam ediyordu.
****

Hermione Draco'nun arkasından Sirius'un da hızla çıktığını gördü. Meraklanmıştı. Yine kavga etmiş olmalıydılar. O sırada içeri giren Narcissa'yı gördü.
"Selam Cissy!"
Narcissa ona selam verdikten sonra baştan aşağı onu inceledi.
"Naber?"
"İyi-"
"Iww. O saçlarının hali ne?"
Hermione kaşlarını çatıp ellerini saçlarının içinden geçirdi.
"Ne var saçlarımda?"
Narcissa onun sandalyesinin yanına oturdu.
"Sadece ...bilirsin... "
Hermione kaşlarını çattı. Narcissa güldü.
"Gel benimle."
Hermione'yi kolundan tutup çekiştirmeye başladı.
____________________
Draco iç çekerek çimlere uzandı. Sirius nasıl böyle bir şey söylemişti ki! Tabi ki o Hermione'yi sevmiyordu. Hatta...hatta ondan nefret ediyordu.
Eliyle çimenleri yolmaya başladı.Hem onun affına da ihtiyacı yoktu.
Ama neden ihtiyacı varmış gibi hissediyordu? Aklına gelen düşünceyle kaşlarını çattı. Hem Granger Weasley aptalını sevmiyor muydu? Geri döndükleri an ona koşardı-
"Menson?"
Draco arkasını döndü. Eşofmanlarıyla ona bakan Lily'yi gördü.
"Efendim Evans?"
Lily elindeki montu üzerine geçirdi. Soğuktan burmu kızarmıştı. Draco bir süre ona baktıktan sonra oturur pozisyona geçti. Lily ona gözlerini devirdi.
"Demek istediğim bahçedeki çimleri bitirdin. "
Draco kaşlarını çattı.
"Sanane."
Lily gülerek yanına oturdu. Draco yüzünü buruşturarak ondan biraz uzaklaştı. Lily'nin bu hareketi taktığı yok gibiydi. Draco'ya döndü.
"Eee? Seni affetti mi?"
Draco kaşlarını çattı.
"K-kim?"
Lily ona bir bakış attı.
"Numaran fazla sadeydi. Kızlar böyle bir şeyle etkilenmez."
Draco başını başka bir yere çevirdi Lily devam etti.
"Bir keresinde James'te buna benzer bir şey yapmıştı. Aslında ben etkilenmştim ama sonra koruma büyüsü yaptığını öğrendim."
Draco hızla ona döndü.
"Etkilenmiş miydin?"
Lily onaylarcasına başını salladı.
"Benim için kendini çatıdan atacağını söylemişti. Bende inanmadım. Sonra bildiğin atladı oradan."
Draco dikkatle dinliyordu.Demek Granger'dan etkilenmiş ama göstermiyor olabilirdi. Lily devam etti.
"Ama o zamanlar ondan hoşlanıyordum. Beni etkilemesi çok zor değildi yani."
"Artık net konuşur musun?"
Lily yanında beliren sudan bikaç yudum aldı.
"Ondan içten bir özür dilesen yeter diye düşünüyorum."
Draco iç çekti.
"Onu yaptım zaten."
Lily yapabileceğim bir şey yok der gibi omuz silkip ayağa kalktı. Draco birden doğruldu.
"Eğer bugünü başkalarına anlatırsan seni doğduğuna pişman ederim."
"Senin sırrın sende kalsın. Pek umrumda değil. "
Lily okula doğru harekete geçti. Draco tekrar yere çöktü. Bir daha asla özür dilemezdi. Yapmazdı ve yapmayacaktı.

SENSELESS  / DramioneHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin