İyi gelecekti, bundan emindim.
Düzenli yaptığım sporun hafızamı hareketlendirdiğini, esnek düşünmemi sağlayarak tüm olasılıkları değerlendirmemi sağladığını ve hatta dikkat becerilerimi artırarak gözden kaçırdığım ayrıntılara yeniden odaklanabilmeme neden olduğunu daha önce birçok defa deneyimlemiştim. Hareketin suya sağladığı berraklık gibi zihnimin de bu zindeliğe ihtiyacı vardı. Peki tüm bunlara ne mi gerek vardı? Eğer yalnızsanız ve yıkılmak istemiyorsanız ya da 'hayat beni sindirmesin' diyorsanız sizinle taleplerinizin arasına giren nedenlere öfkelenmekten daha çok dirençli olmalısınız. Sabır göstermek sineye çekmek değildir. Sabır göstermek ayakta kalabilmektir. Ve ben dövüş dışında dizlerimi hiç kırmadım.
Kırmayacağım.
Ayrıca biraz gevşemek için en sevdiğim yöntem bir şeyleri yumruklayıp tekme atmak ve biraz spor yapmaktı.
Z-FİT yazılı kırmızı, siyah renkli tabelanın altını boylu boyunca kaplayan siyah camların arasındaki kapıdan içeri girip üyeliğimi yapmışken şahsi kick boks eğitmenimle tanışmak için beklediğim zamanı boşa geçirmek gibi bir planım yoktu. Hiçbir şey yapmadan oturmak, rüzgardan mahrum durgun göllerin bir süre sonra yosunlaşmasından farksızdı.
Yeşili severdim ama yosunu değil.
Soyunma odasına geçip dövmemin bana özel kalmasını sağlayan karın bölgesi kapalı koyu renkli spor kıyafetlerimi giyindim ve gözlüğümle özel eşyalarımı dolaba kilitledikten sonra bana göre yeterince kalabalık olan geniş salonda kardiyo çalışmadan önce birkaç ısınma egzersizleriyle vakit geçirdim. Az önce üyeliğimi yaptığım bu spor salonu çoğunluğu VIP olan müşterilerin sıradan olmayan taleplerini rahatlıkla yerine getirebilecek bir yerdi ki, tercih etme sebeplerimden biri de buydu zaten. Yıllardır deneyimli olduğum kardiyo egzersizlerinde kimseye ihtiyaç duymayacak olsam da kick boks eğitmenim ben ne zaman müsaitsem o zaman ders verebilecek esnekliğe sahip olmalıydı.
Düşünmem ve yapmam gereken tonla şey varken başkasının uygun zamanını umursamayazdım.
Başıma kedi köpek gibi bela yağıyordu.
On kiloluk ağırlıkları alıp, triceps için geri sayımaya başladığımda gelmesini beklediğim özel eğitmen karşıda belirmişti. "Bayan Smyht.. değil mi?" dedi tanışmak için elini uzattığında. Ondan geriye saydığım hareketim sonlanana kadar karşılık vermeyip spora devam ederken yeni eğitmenimin gözleri kollarımda, ağrılığı her kaldırıp indirmemle pazularımda beliren şişliğin değerlendirmesini yaptı. Tek seferde dudaklarımın arasından bıraktığım son nefesin ardından ağırlıkları yere indirirken adamın eli tokalaşmak için beklemeye devam ediyordu.
"Ben kick-boks eğitmeniniz Hans Schiller."
Yeniden doğrulduğumda uzattığı eli kabul ettim. "Aryana Smyht. Memnun oldum Bay Schiller."
"Hans yeterli.. Sakıncası yoksa ben de ilk isminizle seslenmek isterim. İletişimimizin rahat olmasının dersimize katkısı olacaktır?" Kırk yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bu geniş gövdeli ve iri kaslara sahip Alman adamın incelemesini daha sonraya bırakarak "Güzel olur.." dedim.
Nasıl hitap ettiğinin benim için bir anlamı yoktu zaten.
"Özel eğitmen istememin sebebini söylemiştim, bahsetmiş olmalılar ama ben tekrar belirteceğim." Geniş pazulu kollarını göğsüne bağlarken devam etmem için nezaketle başını hafif miktarda öne eğdi. "Lütfen.." Devam ettim. "Çalıştığım yerle ile ilgili belirli bir mesai düzenim yok Hans. Ne kadar bir düzeni olsun istesem de saat ve gün belirlemek benim için anlamsız olacaktır."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
STAJYER
Aksi•TAMAMLANDI• "Şeytana yol veren bir melektim. Kanatlarıma kan bulaşmıştı benim.." 🔸🔸🔸🔸⚜️🔸🔸🔸🔸 Acıyı tanımak, onu hissetmekten daha çok sarsar insanı. Tecrübe etmişsindir.. acının sana neler yaşatacağını, sende meydana çıkaracağı hisleri artı...
