Bazı mücbir sebepler daha erken olmasına izin vermese de neredeyse iki bölüm uzunluğunda bir bölüm hazırladım sizlere canlarım. Hatta öyle ki daha fazla gecikmesin diye ikiye bölmek zorunda kaldım. Onu da bir iki güne atarım inşallah.
Sizlere olumlu etkisi olacağını söylemiştim :)
Keyifli okumalar...
⚜️
Aile ne demek?
Kan bağıyla bir araya gelen, toplumun en küçük bütünü mü..? Bilemiyorum. Nasıl bir his olduğuna dair en ufak bir fikrim bile yok. Ben kan bağımı, onlara sahip olduğum ilk yıllarda lanet bir trafik kazasıyla kaybettim. Şimdi sahip olduğum tek şey, tek bütün ise Andrew.
Andrew Evans... Benim tek kişilik ailem.
Bodrumda hamamböcekleriyle geçirdiğim yeni bir ıslak gecenin ardından hıçkırıklarını güneş ışınları gibi toprağıma çektiğim güneşim. Tutunacak dalım, uzatacak elim, pes etmeyi unutturan azmim, ailem. Saçları altın tozu dökülmüş çöl kumlarıyken çam yeşili gözleri yağmur ormanları gibi her daim parıldayan çocuk.
Kendisi gibi..
Sımsıcak ve sevecen ruhu tüm dertlerinizi unutturacak kadar sarmalarken sizi, nadir zamanlarda patlayan öfkesi sivri dikenler batırırdı kalbinize. Yaşına rağmen iri olan bedeni ile her şey ve herkesle savaşmaya hazırken gülen yüzü tüm savaşlara barış imzalatırdı.
Kim bilir, belki de adına sevgi denilen o garip duygu bana öyle gösteriyordu onu.
Çünkü biz aynı kanı taşımasak da aynı bağı paylaşıyorduk.
Bu sebeple bazı akşamlar bir korku sarıyordu içimi. Geç kalmaktan korkuyordum. Birlikte çalışmak bir yana, aynı ortamda bile soluk almak istemediğim insanlarla sadece onun için bir araya gelirken, harcadığım enerjinin bir sigara dumanı gibi boşlukta kaybolma ihtimali beni ele geçirip bir mengene gibi sıkıştırıyordu kalbimi. Ailem dediğim kişi için endişelendiğim her küçük anda ciğerlerime dolan ani basınçla vurgun yiyordum. Zihnimde vizyona giren her felaket senaryosunun fragmanında yıldızsız geceler gibi kararıyordu ruhum ve sonra ağustos böceklerinin dahi sığınmadığı bir sessizliğin içinde kayboluyordum.
Kan bağıda böyle hissettiriyor muydu?
Sadece aile olmak bile yeter miydi yoksa başka somut bir nedeni var mıydı böylesi sevmenin?
Bu dört harfli kavramın kelime anlamı hissettirdiklerini açıklamada yetersiz kalırken özlemden bahsedildiğini de hiç okumamıştım.
Tek kişilik ailemdeki küçük kardeşimi özlemek...
Steve McNally'nin dairesinden çıkıp kısa bir metro yolculuğundan sonra kaldığım daireye girdiğimde parmaklarım yapılması gerekeni biliyordu. Drew'in telefonu da elinde olmalıydı ki ilk çınlama sonlanmadan neşeli sesini işitmiştim.
'Selam güzelim!'
Yıldızlarım parladı ve sessiz uğultularım son buldu. "Selam yakışıklı. Yine sosyal medyada ufak bir gezintiye çıkmıştın galiba, hı? Yalan söyleme, biliyorum, telefon elindeydi." İşittiğim eğlenceli kahkaha dudaklarıma sessiz yansımasını bıraktığında çalışma masamın yanındaki uzun penceremin önüne geçip ikinci kattaki dairemden hareketli sokağı izlemeye başladım.
İnsanlar.. beklentilerinin asla son bulmayacağı hayatın telaşı içindeler.
' Haklısın ama bu defa galerimdeydim ve bu kız, dünyanın en güzel şeyi babe!'
ŞİMDİ OKUDUĞUN
STAJYER
Боевик•TAMAMLANDI• "Şeytana yol veren bir melektim. Kanatlarıma kan bulaşmıştı benim.." 🔸🔸🔸🔸⚜️🔸🔸🔸🔸 Acıyı tanımak, onu hissetmekten daha çok sarsar insanı. Tecrübe etmişsindir.. acının sana neler yaşatacağını, sende meydana çıkaracağı hisleri artı...
