-------------------------Laura'nın Ağzından------------------------
"Şu dosyaları biraz bıraksanda, konuşsak?" Çocuksu bir tavırla konuştuğumda, Finn, sadece gülmekle yetindi.
Elimdeki tahta kaleminin kapağını tekrar açtım ve tahtada yaptığım çizime devam ettim.
Ofisler her zaman bana eğlenceli gelmiştir. Küçükken, babamın işleri yüzünden çoğunlukla ofislerde olurdum zaten.
Birkaç gündür, Finn'i ziyaret etmeye holdinge geliyordum ve Ross'ta babasının zoruyla geliyordu.
Finn, çizimini tamamlamaya çalıştığı binanın taslağını dosyaya koydu ve sandalyesinden yavaşça kalkarak yanıma geldi.
"Ne çiziyorsun?" Diye sorduğunda ona doğru döndüm.
Aslında son bir saattir, Ross'la ilgili bir şeyler çiziyordum, ama Finn anlamıyordu.
"Hiç... Öyle kafadan attığım bir şeyler işte..." Dediğimde tahtanın üst kısmını gösterdi.
"Hmm, demek kafadan attığın şeyler. O yüzden mi burda, 'Laura ♥ Ross' yazıyor?" Dedi ve hafifçe güldü.
Elimle hızlıca orayı sildim, bunu silmeyi neden unutmuştum ki!
Derin bir nefes aldım ve Finn'e döndüm.
"Ben... Özür dilerim."
"Ne için?" Diye sorduğunda suçluca yanına yaklaştım.
"Günlerdir burdayım ve seni meşgul etmekten başka bir şey yapmıyorum."
"Bundan rahatsız olduğumu kim söyledi?" Şakacı bir ses tonuyla cevap verdikten sonra yüzlerimiz arasında kısacık bir mesafe kalacak şekilde bana yaklaştı.
Nefeslerimizi hissedebilecek kadar yakınlaştığımızda, kalbimin hızla attığını hissettim. Ross'tan başka birisini öpmemiştim ve nasıl olacaktı bilmiyordum.
Farklı mı hissedecektim, yoksa aynı mı?
Finn, beni öpmek için yaklaştığında geriye çekildim. Onu arkadaşım olarak görüyordum ve bunu yapmak istemiyordum.
Finn, şaşkın ve üzgün bir şekilde bakıyordu, ben ise gözlerimi kaçırıyordum.
"Ben... Gidiyorum." Dediğimde peşimden gelmeye çalıştı, ama hızlıca hareket ettim ve holding binasından çıktım.
Yağmur ve gök gürültüleri beni karşıladığında, arabayla gelmediğime lanet ettim.
Buradan eve gitmem bir saat kadar sürebilirdi, ki bu da uzunca düşünmek ve kafayı yemek için yeterli bir zamandı.
Arabayla gelmiş olsaydım, eve gider ve bir uyku ilacı alırdım. Böylece düşünmekten kaçınmış olurdum.
Ama salaklığımın cezasını çekecektim.
Yavaşça yürümeye başladığımda, düşünceler kafamda oluşmaya başladı.
Finn'i, Ross'u kıskandırmak için kullanmayı planlamıştım, ama bunu yapabileceğimi sanmıyordum. Şuan arkadaşım olarak sadece Megan ve Finn vardı, arkadaşlığımızı bozmak istemiyordum.
Bundan sonra aramızın eskisi gibi aynı olmayacağını da biliyordum.
Sanki, ortada duran bir eşyaydım, önüme gelen herkes beni kullanıyordu, ardından da bir köşeye atıyorlardı ve bir başkası da gelip aynı şeyleri tekrar yapıyordu.
Gözümden bir yaş aktığında engellemeye çalıştım, ardından bir tane daha aktı ve bir tane daha... En sonunda durduramayacağım kadar çoğaldılar.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gizemli Çocuk
FanfictionYağmur damlaları saçlarımdan dudağıma doğru süzülürken sadece gözlerimin içine bakıyordu. ''Seni seviyorum.'' Sesi fısıltı gibi çıkmıştı. Yüzüne daha çok yaklaşıp cevap verdim. ''Ben de seni seviyorum.'' Yüzünde kocaman bir gülümseme oluşurken, ara...
