----------------------------Laura'nın Ağzından----------------------------
Ross gittikten sonra ağlamıştım, hemde çok. Hissettiğimi söyleyememiştim. Halbuki ondan daha çok hissettiğime emindim.
Tam birkaç şey düzeldi derken, ben saçma sapan bir şey yapıyordum ve herşey mahvoluyordu. Ne vardı onu öpmeseydim?
Ama kalbime engel olamıyordum. Ross'un başka birisine ait olması düşüncesi bile beni bu kadar yaralıyorken ona dokunmadan yaşayamazdım.
Onun dudaklarını başka bir kızın öpmesi, birbirlerini sevmeleri, belki de evlenmeleri ve mutlu bir aile olmaları... buna kesinlikle dayanamazdım.
Benim için hayat o kadar karanlıktı ki... hiçbir ışık yoktu önümde. Beni aydınlatacak birisi yoktu. Bazen o kadar karanlık oluyordu ki kaybolmaktan korkuyordum. Ama sonra o geldi, bana dokundu, beni sevdi. Yolumu aydınlattı, bir gülümsemesiyle binlerce duyguyu aynı anda hissettirdi bana.
O beni kurtardı, bende onu. Birbirimizin hayatını değiştirdik, mutlu ettik birbirimizi. Ama her zaman ki gibi buna katlanamayanlar oldu.
Bu birbirimizi sevmemizi engellemedi, ama birbirimizi kaybetmekten korkmamıza neden oldu. O kadar çok şey vardı ki, hepsini aşmamız gerekiyordu. Düşe kalka tüm engelleri aşacaktık ve en sonunda kalkmasını öğrenecektik.
Ama ben baştan bu işten kaçmıştım. Yapamazdım çünkü. Düşmeye o kadar çok alışmıştım ki, ayağa kalkmayı öğrenememiştim.
-----------------------------Ross'un Ağzından-----------------------------
Laura'nın evinden dönerken hala düşünüyordum. Madem artık bir şeyler hissetmiyordu, neden beni öpmüştü ki? Ya o gün neden uyurken beni izlemişti?
Kafamda olumlu düşünceler oluşturmaya çalıştırıyordum, ama olmuyordu. Belki de hayatına yeni birisi girmişti. Ya da beni gerçekten sevmediğini fark etmişti.
Gerçekten acı çeken bir tek ben miydim? Ben her gece onunla tekrar birlikte olabilmek için dua ederken, hala içimde bir umut taşıyorken, o hiçbir şey hissetmiyorum diyordu.
Suç bendeydi belki de, gerçekleşmeyecek hayaller kuruyordum. Ben onu tüm kalbimle severken o beni bu kadar kolay unutabilmişti. Sanırım artık benim de unutma zamanım gelmişti.
Belki de, hayatımın aşkı olarak düşündüğüm kişi Laura değildi.
Issız sokaktan geçerken içimde hala bir sıkıntı vardı. Ama bu Laura'yla ilgili değildi, sanki izleniyor muşum gibi hissediyordum.
Çevreme bakındığımda adım sesleri duydum. Sanki birisi hayalet gibi arkamdan dolaşıyordu.
Adımlarımı hızlandırdım ve boş sokaktan çıktım. Şuan da beni gizlice takip eden bir sapıkla uğraşacak halde değildim.
----------------------------------------------------------------------------------
''Hadi ama Ross, biraz daha düşün eğlenceli olacak! 19 yaşına giriyorsun, bunu kutlamamız gerek!'' Rydel'ın bir kez daha ısrar etmesine karşılık ofladım ve koltuğa oturdum.
''Bir pasta alırız, birkaç insanı eve toplar ve kısa bir parti yaparız. Birkaç kere de 'İyiki doğdun Ross!' diye şarkı söylersiniz, bak bitti işte!''
''Pekala, madem doğum günü için istemiyorsun, o zaman yeni yılı kutlamak için kayak tatiline gideriz.''
''Altı üstü takvimde ki bir sayı değişecek! Neden bunu kutluyoruz ki?''
Cevabım üzerine somurttu ve, ''Çok negatifsin!'' dedi. ''Sende çok pozitifsin!'' diyerek cevap verdiğimde dil çıkardı ve koltuğa oturdu.
Birkaç dakika sonra ikimiz de merdivenlerden, ''Yine ne oldu?'' diyerek inen Rocky'ye kafamızı çevirdik.
Rydel, ''Gıcık küçük kardeşimiz doğum gününü ve yeni yılı kutlamayı anlamsız buluyor.'' dediğinde gözlerini devirdi.
''Sanırım ben nedenini biliyorum.'' dediğinde kafamı tekrar Rocky'ye çevirdim.
''Peki, neden?''
''Çünkü her iki partiye de Laura gelecek. Ve Ross onu görmek istemiyor, onunla yüzleşmekten korkuyor.''
''Hıh, ben mi? Ben onunla yüzleşmekten korkmuyorum bir kere! Gayet rahat bir şekilde karşısına geçebilirim.'' dediğimde güldü.
''Pekala, o zaman Rydel'ın istediği gibi kayak tatiline çıkalım. Ve Laura'yı da çağıralım, sende onunla yüzleşmekten korkmadığını kanıtla!''
''Anlaştık!''
-----------------------------------Laura'nın Ağzından----------------------------------------------
Aylardır Vanessa ile ilk defa film izleyecektik ki, çalan zil dikkatimizi dağıttı. Kapıyı açtığımda Rydel içeri girdi, ''Hey!'' dedi ve bana sarıldı.
Sarılmasına karşılık verdim ve içeri geçmesini izin verdim. Vanessa ve elinde ki film cdlerini görünce duraksadı.
''Ah, sizi rahatsız mı ettim? En iyisi ben gidiyim, siz filminizi izleyin, ben daha sonra da gelebilirim.''
''Hayır, hayır. Daha izlemeye başlamamıştık zaten.'' dediğimde rahatladı.
''Pekala, o zaman ikinizle de konuşmam gerekiyor.'' dedi, oldukça heyecanlı görünüyordu.
Vanessa, ''Evet?'' dediğinde söze başladı.
''Yeni yıl için kayak tatiline ne dersiniz?'' dedi heyecanla.
''Aslında harika bir fikir!'' dedi Vanessa.
''Ah, Rydel aslında pek gerek yok-''
''Hadi ama Laura! Ross'u bile ikna edebildiysem, seni de ikna edebilirim diye düşünüyorum.''
''Pekala, o zaman ikna edebileceğini sanmıyorum.''
''Lütfen!''
''Rydel-''
''Eğer gelmeyi kabul etmezsen, tüm gün boyunca peşinde dolaşır ve lütfen derim!''
''Ama-''
''Lütfen, lütfen, lütfen, lütfen, lütfen, lütfen-''
''Tamam... Geliyorum.''
''Evet!'' dedi ve bana sarıldı. Beni bıraktıktan sonra, ''Pekala, kızlar bavullarınızı şimdiden hazırlamaya başlayın. Çünkü haftaya bugün gidiyoruz!'' dedi ve evden gitti.
Ross'la her gün birbirimizi göreceğimiz bir tatil, ikimiz içinde zor olacaktı.
Şu ana kadar ki en boş bölümdü ._. Evet, bunun için özür dilerim ama bir sonra ki bölüm daha dolu olacak, söz veriyorum. Ayrıca kayak tatilinde güzel şeyler planlıyorum :D Her neyse oy ve yorumları unutmayın.
Harika kalın, sizi seviyorum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gizemli Çocuk
FanfictionYağmur damlaları saçlarımdan dudağıma doğru süzülürken sadece gözlerimin içine bakıyordu. ''Seni seviyorum.'' Sesi fısıltı gibi çıkmıştı. Yüzüne daha çok yaklaşıp cevap verdim. ''Ben de seni seviyorum.'' Yüzünde kocaman bir gülümseme oluşurken, ara...
