Yavaşça geriye doğru adım atmaya başladığımda, tek duyabildiğim hızlı bir şekilde atan kalbimdi.
Ben geriye gittikçe daha çok yaklaşıyordu.
Sırıttı. ''Ne oldu? Korkuyor musun?''
Yüzüme kendimden emin bir ifade koymaya çalıştım. ''Hayır.''
Gözlerimi ona doğru diktiğimde, bir şey söylemedi ve John'a döndü.
''Ah, şu seni bağımlı yapan arkadaşın John'u da getirmişsin.'' Alay ederek konuştuğunda, bunları nerden bildiğini merak etmiştim. Ailem dışında kimse eskiden bağımlı olduğumu bilmiyordu. ''Bir dakika, kendi isteğiyle gelmiş olamaz. Benim tanıdığım John, mutlaka senden bunun için bir şey istemiştir. Söylesene Ross, senden ne istedi?''
Cevap bekler bir şekilde bana bakmaya başladığında, Laura'nın bizi dinlediğinden emindim.
Hızlı bir şekilde, kucağımdaki Laura'yı yere bıraktım ve neler olabileceğini düşünmeden silahımı çıkardım.
Silahı ona doğrultuğumda, bana tek kaşını kaldırarak baktı ve gülümsedi. ''Bakıyorum da, küçük Ross'cuğumuz, silah kullanmayı da mı öğrenmiş?''
Soğuk kanlılığımı korumaya çalıştım ve silahı ona doğrultmaya devam ettim.
Gözleri doldu ve yere doğru baktı. ''Onu, öldürürken de mi bu kadar soğuk kanlıydın? Çığlıklar atarak ağladı mı? Sana onu öldürmemen için ne kadar yalvardı? Peki, sen onu nasıl görmezden geldin? Söylesene Ross, nasıl?'' Dediklerine karşı yutkundum ve gözlerimi kapattım.
''Onu, ben öldürmedim... O, intihar etti...''
''Yalancı! Onu, sen öldürdün! Ona söylediğin her şey yalandı!''
''Lanet olsun, onu ben öldürmedim!'' Tüm gücümle bağırdığımda, bana başını olumsuz anlamda sallayarak baktı.
Derin bir nefes alıp Laura'ya döndüğümde, bana korku dolu gözlerle bakıyordu. Ona, bunları nasıl açıklayacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Daha doğrusu, benim bile neler olduğu hakkında bir fikrim yoktu.
Kim hakkında konuştuğunu biliyordum, ama maskenin altındaki kişinin kim olduğu hakkında hiçbir tahminim yoktu.
''Benden, en değer verdiğim kişiyi aldın. Ben de, senin en değer verdiğin kişiyi alacağım.'' Silahını, Laura'ya doğru çevirdi ve parmağını tetiğin üzerine koydu.
Laura'yı yanıma doğru çekerken, bir silah sesi duydum ve kolumda hissettiğim acı ile birlikte yere düştüm.
''Ross!'' Laura, bir çığlık attı ve yanımda diz çöktü. ''İ-iyi misin? Nerenden vuruldun?'' Korku dolu bir sesle konuştuğunda, gülümsemeye çalıştım ve elini tuttum.
''Ben... İyiyim, kurşun kolumu sıyırdı.''
''Ama çok kan akıyor!'' Kurşunun sıyırdığı yeri eliyle tuttu. ''Kanı durdurmak için ne yapmalıyım?''
''Ceketimi çıkar ve kanın aktığı yere sar. Bu kanı durdurur.''
Laura, dediklerimi yaparken başımı yana doğru çevirdim. Birkaç kişi, -A ile dövüşüyordu.
-A, birisine yumruk attı ve ormanın karanlık yerine doğru koşmaya başladı.
Laura'ya döndüğümde, montumu koluma sardığını gördüm. Ağladığını fark ettiğimde, yerimden doğruldum ve ona sarıldım.
''Lanet olasıca, kaçtı...'' John'un sesini duyduğumda başımı kaldırdım ve ona baktım.
''Şimdi ne yapacağız?'' dediğimde bana döndü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gizemli Çocuk
FanfictionYağmur damlaları saçlarımdan dudağıma doğru süzülürken sadece gözlerimin içine bakıyordu. ''Seni seviyorum.'' Sesi fısıltı gibi çıkmıştı. Yüzüne daha çok yaklaşıp cevap verdim. ''Ben de seni seviyorum.'' Yüzünde kocaman bir gülümseme oluşurken, ara...
