Hatırlatma
Çıkmadan önce bir kereliğine kalabalığa göz gezdirmeye karar verdim. Birçok tanıdık görmüştüm, fakat hiçbirisinin yanına gitmedim. Geçen seferki gibi olmasını istemiyordum.
İnsanları incelerken, gözüme birisi takıldı. Her gün gördüğüm, burada olmasını hiçbir şekilde aklıma getiremeyeceğim bir arkadaşım.
''Kırmızı alarm, millet! Polis baskını olacak! Elinizdeki mallardan en hızlı şekilde kurtulun ve arka kapıdan dışarı çıkın!''
Ben şaşkın bir halüsinasyon görüp görmediğimi anlamaya çalışırken, az önce satış yaptığım adam bağırdı ve birden herkes oradan oraya koşmaya başladı.
Kalabalığın arasından geçip gördüğüm arkadaşımı bulmaya çalışırken, mekânın kapısı açıldı ve silahlarıyla bir sürü polis belirdi.
Olduğum yerde resmen çivi gibi çakılı kaldım, vücudumdaki endişe seviyesinin yükselişini hissedebiliyordum. Parmak uçlarım soğuklaşıyordu ve terliyordum.
Bu durumdan nasıl kurtulabileceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu.
...
Polisler önlerine gelenleri yakalayıp yere yatırırken, büyük bir karmaşa başladı ve herkes ayrı bir yere koşmaya başladı. Etrafıma bakarak mekândan çıkabileceğim bir yer aramaya başladım. Mekânın içinde saklanamazdım, polis herkesi tutukladıktan sonra mutlaka arama yapardı. Ön veya arka kapıdan da çıkamazdım her tarafım, polislerle doluydu.
Bir polisin beni fark ettiğini gördüm ve insanların arasından geçip kaçmaya çalıştım, fakat koluma yediğim darbe ile yere kapaklandım. Az önce gördüğüm polisin bana doğru geldiğini gördüğümde, içimden son dualarımı ediyordum. İşte buraya kadardı, tutuklanacaktım ve sicilime işlenecekti, Laura, arkadaşlarım ve ailem beni bırakacaklardı. Hiçbir yerde iş bulamayacaktım ve sokaklarda açlıktan ölecektim. Gözlerimi kapattım ve iki çift kolun beni çekmesine izin verdim.
Başım tamamen iyileşmediği için hala sızlıyordu. Birkaç saniye sonra bu iki kolun beni hızlıca bir yere götürdüğünü hissettiğimde gözlerimi açtım. Tanımadığım bir adam beni kolumdan tutmuş, dikkat çekmemeye çalışarak kapıya doğru ilerliyordu.
''Sen kimsin?'' Kaşlarım çatık bir şekilde sorduğum soruya karşı arkasını döndü ve başparmağını dudaklarına götürerek sessiz olmamı işaret etti. Geçen partide tanıştığım Michael'ın arkadaşı Anthony beni kurtarıyordu.
''Ben dur diyene kadar koşacağız!'' Fısıldadı ve beni de peşinden sürükleyerek koşmaya başladı. Çalılıkların ve ağaçların olduğu bir yere geldiğimizde koşmayı bıraktık ve yere çömeldik. Ben başımı tutarken, o etrafı izlemeye başladı.
''Lanet olasıcalar tüm sokağı kaplamışlar.'' Anthony, çalılıkların arkasından mekana doğru koşmaya devam eden polislere baktı. ''Bu çok kötü, çok, çok kötü.''
''Şimdi ne yapacağız?'' Ona uymak için yanına yaklaştım ve kısık sesle konuştum.
''Bilmiyorum, böyle bir şey olacağını hiç beklemiyorduk, bu yüzden herhangi bir plan yapmamıştık. Normalde bu tür acil durumlar için bir buluşma alanı belirlerdik, ama bu sefer bir şeyler olmayacağından çok emindik.''
''Michael ve diğerleri de ordalar mıydı?''
''Evet.'' Elleriyle kısa sakallarına dokunurken, bana baktı ve cevap verdi. ''Bazıları çoktan kafayı bulmuşlardı bile, ben seni çıkarmak için aralarından ayrıldım.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gizemli Çocuk
FanfictionYağmur damlaları saçlarımdan dudağıma doğru süzülürken sadece gözlerimin içine bakıyordu. ''Seni seviyorum.'' Sesi fısıltı gibi çıkmıştı. Yüzüne daha çok yaklaşıp cevap verdim. ''Ben de seni seviyorum.'' Yüzünde kocaman bir gülümseme oluşurken, ara...
