3. Bölüm

2.1K 93 25
                                        

Yeni okuluma geleli 2 hafta olmuştu. Her şey iyi gidiyordu. Olivia ve Rydel'la çok iyi arkadaş olmuştuk.

Jennifer ise bazen yanıma gelip benle konuşuyordu. Rydel ve Olivia ondan uzak durmamı söylüyorlardı ama hiç kötü biri gibi durmuyordu.

Ben kafamda düşüncelerimle boğuşurken kapı çaldı. Aşağıya inip kapıyı açtığımda karşımda Ross duruyordu.

"Ne oldu?" Dedim. "İnsan bir hoş geldin der." diyerek içeri geçti. "Rydel seni alıp eve getirmemi söyledi." dedi.

"Neden?"

 "Bir sürprizi varmış. Hadi gidelim." dedi ve dışarıya çıkıp yürümeye başladık.

—————————————————————

Eve gidene kadar hiç konuşmadık. Eve geldiğimizde Rydel bana sarıldı ve heyecanla konuşmaya başladı.

"Kampa gidiyoruz!"

"Ne? Ne zaman?"

"Şimdi, birazdan yola çıkacağız!" dedi.

"Ama annemlerin haberi bile yok."

"Annenlerin haberi var. Hem Vanessa'da bizimle gelecek."

O sırada Riker ve Rocky ellerinde bavulla aşağı indiler. Rocky, "Hadi gidiyoruz!" dedi. Ve dışarı çıktık.

————————————————————————-

2 saat sonra kamp alanındaydık. Çadırları kurmaya başladık.

Çadırları bitirince Rydel söze başladı.

''Pekâlâ, çocuklar, Ross, Laura ve Ben aynı çadırda kalacağız. Riker, Vanessa ve Rocky şu çadırda kalacak. Ryland ve Ellington'da diğer çadırda kalacak.''

Eşyalarımızı yerleştirdikten sonra ateş yaktık ve etrafında toplandık. ''Hey çocuklar, şişe çevirmece oynayalım mı?'' dedi Vanessa.

İlk başta biraz itiraz ettim ama sonra kabul etmek zorunda kaldım. Riker, çantasından su şişesini çıkardı ve çevirdi.

Şişe Ross ve Riker'ın arasında durmuştu. ''Pekâlâ, doğruluk mu cesaret mi Ross?''

''Cesaret.''

''Tişörtünü çıkarıp şuradaki ağaca tırman ve tarzan gibi bağır.'' Ross'un gözleri biran şaşkınlıkla açıldı.

''Riker sen delirdin mi?''

''Ya oyun oynuyoruz şurada işte. Oyunbozanlık yapma.'' dedi Rocky.

Ross üstündeki tişörtü çıkardı ve yana doğru fırlattı. Pekâlâ, güzel bir vücudu olduğu gerçeğini kabul etmeliydim. Ağacın en tepesine çıktı ve göğsünü yumruklayıp tarzan gibi çığlıklar atmaya başladı.

Ben de dâhil herkes kahkahalarla gülüyordu. Bir dakika sonra Ross ağaçtan indi ve yanımıza geldi. ''Bu sefer ben çeviriyorum.'' dedi.

Şişe Ross ve benim aramda durdu. Ross aklında sinsi bir plan varmış gibi sırıtıyordu. ''Doğruluk mu cesaret mi?'' Şu durumda benden üstünü çıkar bile diyebilirdi. Kendimi tehlikeye atamazdım.

''Doğruluk.'' dedim.

 ''Pekâlâ... Hiç öpüştün mü?'' dedi.

İçimden bir küfür ettim. Ne diyebilirdim ki? İyi yalan söyleyemezdim. Ama öpüşmedim dersem bunu kullanarak benimle dalga geçeceğini biliyordum. Benim hiç sevgilim bile olmamıştı ki. ''Hayır.'' dedim.

—————————————————————————-

Herkes çadırlarında uyuyordu. Rydel ve Ross benim uyuduğumu sanıyordu ama bir türlü uyku tutmuyordu.

Birkaç dakika sonra Ellington bizim çadıra gelip Rydel'i yanında götürdü. Çok yakın arkadaş olduklarını söylüyorlardı ama ikisi de birbirine sırılsıklam âşıktı işte. Yanımda duran Ross'a baktım yanındaki sarı yastığa sarılmış uyuyordu.

Üstünde tişört yoktu. Vücudunu incelemeye başlamıştım ki, bir anda Ross'a iki dakikadır sapık gibi baktığımı fark ettim ve hemen kendimi toparladım. Ne kadar sinirimi bozsa da, itiraf etmeliyim yakışıklı bir çocuktu.

Çantamdan kulaklığımı çıkardım ve müzik dinlemeye başladım.

Yaklaşık beş dakika sonra Ross, birden sıçrayarak uyandı ve tiz bir çığlık attı. Ben ise onun bu haline güldüm ve konuşmaya başladım.

 ''Yine ne oldu, korkak tavuk?'' Bana sinirli ve korku dolu gözlerle baktı.

''Dışardan bir ses geliyor.'' Dedi. Tam Ross'a hayal gördüğünü söyleyecektim ki, bir ses geldi ve korkarak Ross'un yanına doğru yanaştım.

''Bak birde benle dalga geçiyordun. Kimmiş korkak tavuk?'' dedi.

''Ya sen salak mısın? Git dışarıda ne varmış bak.''

''Aa neden ben bakacakmışım?''

''Çünkü sen erkeksin, hadi çık hadi.'' dedim.

''Sende benimle geleceksin.'' Dedi, elimden tutup çadırdan çıkardı ardından ilerlemeye başladı.

Onun elini tutmak içimde bir şeylerin kıpırdamasına neden oluyordu. Belki de sadece elleri yumuşak olduğu içindir. Ona âşık falan olacak değildim ya.

Yine aynı ses çıktı bu sefer Ross'la ikimizde birbirimize yanaştık. Biraz sonra bizi korkutan şeyin bir porsuk olduğunu gördüm. ''Ay porsuk! Çok tatlı!'' dedim ve yanına doğru yürümeye başladım.

Ross yanıma geldi. ''Porsuk mu tatlı?''

''Evet, şunun tipe bak! Yerim seni!'' dedim. Ben porsuğa yaklaşmaya başlarken Ross, kaşlarını çatmış bir şekilde beni izliyordu.

''Bir şey falan yapacak uzak dur şundan.'' dedi ve kolumdan tutup çadıra doğru yürümeye başladı.

''Ya ama ben daha sevecektim onu.'' dedim itiraz eden bir sesle.

 ''Of çocuk gibisin! Çok konuşmada uyu hadi.'' dedi ve uyku tulumunun içine girip gözlerini kapattı.

 ''Tamam.'' dedim ve gözlerimi kapattım.

—————————————————————————————

Sabah uyandığımda Ross, hala uyuyordu. O anda aklıma bir fikir geldi ve çantamdaki su şişesini çıkarıp hepsini Ross'un üstüne döktüm.

Birden şaşkın bir şekilde uyandı ve beni gıdıklamaya başladı. Aynı anda hem haline gülüp hem de durmasını söylüyordum. Sonunda elinden kurtuldum ve çadırdan çıktım.

Çadırdan çıktığım anda karşımda Jennifer'ı gördüm, beni öldürecekmiş gibi bakıyordu. Arkamdan Ross'da çadırdan çıktı. İkimizin de saçı başı dağınıktı. Jennifer büyük ihtimalle yanlış anlamıştı.


Acaba Jennifer ne anladı? :D 

Harika kalın, sizi seviyorum.

Gizemli ÇocukBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin